Block title
Block content
Ben de, birden, sünuhat kabilinden olarak verdiğim cevabın muhtasarı şudur:

Hadis-i şerifte vârit olmuştur ki, “Bazan belâ nâzil oluyor; gelirken karşısına sadaka çıkar, geri çevirir.”1

Şu hadisin sırrı gösteriyor ki, mukadderat, bazı şerâitle vukua gelirken geri kalır. Demek, ehl-i keşfin muttali olduğu mukadderat mutlak olmadığını, belki bazı şerâitle mukayyet bulunduğunu ve o şerâitin vuku bulmamasıyla o hâdise de vukua gelmiyor.

Fakat o hâdise, ecel-i muallâk gibi, Levh-i Ezelînin bir nevi defteri hükmünde olan Levh-i Mahv-İsbatta mukadder olarak yazılmıştır.2 Gayet nadir olarak Levh-i Ezelîye kadar keşif çıkar. Ekseri oraya çıkamıyor.

İşte bu sırra binaen, geçen Ramazan-ı Şerifte ve Kurban Bayramında ve daha başka vakitlerde, istihraca binaen veya keşfiyat nev’inden verilen haberler, muallâk oldukları şerâiti bulamadıkları için vukua gelmemişler ve haber verenleri tekzip etmiyorlar. Çünkü mukadder imiş, fakat şartı gelmeden o da vukua gelmemiş.

Evet, Ramazan-ı Şerifte bid’aların ref’ine Ehl-i Sünnet ve Cemaatin ekseriyetle hâlis duası bir şart ve bir sebeb-i mühim idi. Maalesef camilere Ramazan-ı Şerifte bid’alar girdiğinden, duaların kabulüne sed çekip ferec gelmedi.

Nasıl ki, sabık hadisin sırrıyla, sadaka belâyı ref’ eder; ekseriyetin hâlis duası dahi ferec-i umumîyi cezb eder. Kuvve-i cazibe vücuda gelmediğinden, fütuhat da verilmedi.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:492; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: 2:30; Tirmizî, Zekât: 28; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr: 8:261; el-Beyhâkî, Şuabü’l-Îmân: 3:245.
2 : bk. en-Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim: 16:114; İbni Hacer, Fethu’l-bârî: 10:415-416.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Beşinci Lem'a / Sonraki Risale: On Yedinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar olmak : alâkalı, ilgili olmak
bid’a : dinde olmayıp sonradan dine zarar verecek şekilde ortaya çıkan şey
bilâkis : tersine
binaen : dayanarak
cezb etmek : kendine doğru çekmek
ecel-i muallâk : mânevî kader levhasında yazılı olan ve gerçekleşmesi bazı şartlara bağlı olan ecel
ehemmiyet : değer, önem
ehl-i keşf : maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözlemleme seviyesine ulaşmış insanlar
Ehl-i Sünnet ve Cemaat :
ekser : çoğunluk
ferec : tasa ve sıkıntıdan kurtulma, ferahlık
ferec-i umumî : genel ferahlık, sıkıntıdan kurtulma
fütuhat : fetihler, zaferler
hadis : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
hâlis : içten, samimi
istihrac : eldeki delillerden hüküm çıkarma
kavî : kuvvetli
keşfiyat : keşifler, manevî âlemlerde bazı olayları ve hakikatleri keşfetme
kuvve-i cazibe : çekim gücü
Levh-i Ezelî : olmuş ve olacak her şeyin üzerinde yazılı olduğu ezeli levha
Levh-i Mahv-İsbat : bir şeyin yıkılıp tekrar kuruluşunu kaydeden mânevî levha, İlâhî kudretin yaz boz tahtası
muallâk : boşta, asılı
mukadder : takdir olunmuş, kıymeti biçilmiş
mukadderat : Allah tarafından takdir olunmuş, ileride meydana gelecek haller ve olaylar
mukayyet : kayıt altında, sınırlı
mutlak : kayıtsız, kesin
muttali olmak : bir bilgiye ulaşmak, gözlemlemek
nev’i : çeşit
Ramazan-ı Şerif : mübarek Ramazan ayı
ref’ etme : ortadan kaldırma
sabık : geçen, önceki
sadaka : Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine yapılan destek, yardım
sebeb-i mühim : önemli sebep
sed çekmek : engel olmak
şerâit : şartlar
tazyik eden : baskı yapan
tekzip etmek : yalanlamak
teşebbüs etmek : başvurmak, girişmek
vaziyet-i siyasiye : siyasî durum
vukua gelme : gerçekleşme
vücuda gelmek : var olmak, ortaya çıkmak
zarfında : içinde
Yükleniyor...