Block title
Block content
Meselâ, söylemek âdâbını gösteren ve yemek ve içmek ve yatmak gibi hâlâtın âdâbının düsturlarını beyan eden ve muaşerete taallûk eden çok sünnet-i seniyyeler var. Bu nevi sünnetlere “âdâb” tabir edilir. Fakat o âdâba ittibâ eden, âdâtını ibadete çevirir. O âdâbdan mühim bir feyiz alır. En küçük bir âdâbın mürââtı, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı tahattur ettiriyor, kalbe bir nur veriyor.

Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeâire de taallûk eden sünnetlerdir. Şeâir, adeta hukuk-u umumiye nev’inden, cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur. Bu nevi şeâire riyâ giremez ve ilân edilir. Nafile nev’inden de olsa, şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir.

YEDİNCİ NÜKTE

Sünnet-i Seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edep bulunmasın. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:

1 اَدَّبَنِى رَبِّى فَاَحْسَنَ تَاْدِيبِى Yani, “Rabbim bana edebi güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş.” Evet, siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve Sünnet-i Seniyyeyi bilen, kat’iyen anlar ki, edebin envâını, Cenâb-ı Hak, Habibinde cem etmiştir. 2 Onun Sünnet-i Seniyyesini terk eden, edebi terk eder. 3 بِى اَدَبْ مَحْرُومْ بَاشَدْ اَزْ لُطْفِ رَبْ kaidesine mâsadak olur, hasâretli bir edepsizliğe düşer.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 1:224; İbni Teymiye, Mecmûu Fetâvâ, 18:375; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:70.
2 : bk. Kalem Sûresi, 68:4.
3 : Edepsiz kişi Allah’ın lütfundan mahrum olur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Onuncu Lem'a / Sonraki Risale: On İkinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âdâb : edep ve görgü kuralları
alâmet : belirti, işaret
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun
cemiyet : toplum, topluluk
düstur : kural, prensip
edep : terbiye, güzel ahlâk
ehemmiyetli : önemli
envâ : neviler, türler
ferman etmek : buyurmak
feyiz : mânevî gıda, bereket
Habib : Allah’ın en sevgili kulu olan Hz. Peygamber (a.s.m.)
hâlât : durumlar, haller
harekât : hareketler
hasâret : zarar
hukuk-u umumiye : kamu hukuku
ihsan etmek : bağışlamak
istifade etmek : faydalanmak
ittibâ etmek : uymak, tabi olmak
kaide : düstur, prensip
kat’i : kesin
malûm : bilinen
mâsadak : bir söz veya hükmü doğrulayan husus, doğrulayıcı
mes’ul : sorumlu
muaşeret : birlikte yaşayıp iyi geçinmek
mürâât : gözetme, koruma
nafile : farz ve vacip ibadetinin dışında kalan ibadetler
nevi : çeşit, tür
nükte : ince anlamlı söz
Rab : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
riyâ : gösteriş
siyer-i Nebeviye : Hz. Peygamberin (a.s.m.) yüksek ahlâk ve vasıflarına dair yazılan kitap
suret : şekil, biçim
Sünnet-i Seniyye : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler
şeâir : işaretler, İslâma sembol olmuş iş ve ibadetler
taallûk etmek : ilgilendirmek, ait olmak
tabir etme : açıklama, yorumlama
tahattur etmek : hatırlatmak
tevatür : yalan söylemeleri imkansız olan kişilerce nakledilen haber
ubudiyet : kulluk
umum : bütün, genel
umumen : bütünüyle
Yükleniyor...