Block title
Block content
BİRİNCİ NOTA

Kendi nefsime hitaben demiştim: Ey gafil Said! Bil ki, şu âlemin fenâsından sonra sana refakat etmeyen ve dünyanın harabıyla senden mufarakat eden birşeye kalbini bağlamak sana lâyık değildir. Hususan senin asrının inkırazıyla seni terk edip arka çeviren ve bahusus berzah seferinde arkadaşlık etmeyen ve hususan seni kabir kapısına kadar teşyî etmeyen, 1 hususan bir iki sene zarfında ebedî bir firakla senden ayrılıp günahını senin boynuna takan, hususan senin rağmına olarak husulü ânında seni terk eden fâni şeylerle kalbini bağlamak kâr-ı akıl değildir.

Eğer aklın varsa, uhrevî inkılâbâtında, berzahî etvârında ve dünyevî inkılâbâtının müsâdemâtı altında ezilen, bozulan ve ebedî seferde sana arkadaşlığa muktedir olmayan işleri bırak, ehemmiyet verme, onların zevâlinden kederlenme.

Sen kendi mahiyetine bak ki: Senin lâtifelerin içinde öyle bir lâtife var ki, ebedden ve Ebedî Zattan başkasına razı olamaz. Ondan başkasına teveccüh edemiyor. Mâsivâsına tenezzül etmez. Bütün dünyayı ona versen, o fıtrî ihtiyacı tatmin edemez. O şey ise, senin duygularının ve lâtifelerinin sultanıdır. Fâtır-ı Hakîmin emrine mutî olan o sultanına itaat et, kurtul.

İKİNCİ NOTA

Hakikattar bir rüyada gördüm ki, insanlara diyordum:

“Ey insan! Kur’ân’ın desâtirindendir ki, Cenâb-ı Hakkın mâsivâsından hiçbir şeyi, ona taabbüd edecek bir derecede kendinden büyük zannetme. Hem, sen kendini hiçbir şeyden tekebbür edecek derecede büyük tutma. Çünkü mahlûkat mâbûdiyetten uzaklık noktasında müsâvi oldukları gibi, mahlûkiyet nisbetinde de birdirler.”

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. Buhârî, Rikak 42; Müslim, Zühd 5; Tirmizî, Zühd 46; Nesâî, Cenaiz 52; Müsned 3:110.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Altıncı Lem'a / Sonraki Risale: On Sekizinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem : dünya
asır : yüzyıl
bahusus : hususan, özellikle
berzah : öldükten sonra ruhların kıyamete kadar kalacakları mânevî âlem
berzahî : kabir âlemine ait
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
desâtir : prensipler, kurallar
dünyevî : dünya ile ilgili
ebed : sonsuzluk
Ebedî Zat : varlığının sonu olmayan Allah
ebedî : sonsuz
ehemmiyet : değer, önem
etvâr : haller, tavırlar
Fâtır-ı Hakîm : her şeyi hikmetle ve benzersiz sanatıyla yaratan Allah
fenâ : gelip geçici oluş
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen
firak : ayrılık
gafil : duyarsız, sorumsuz
hakikattar : tamamen gerçek olan
harab : yok olma, yıkılma
hitaben : hitap ederek
husul : meydana gelme
hususan : özellikle
inkılâbât : değişimler, dönüşümler
inkıraz : dağılıp yok olma, son bulma
kâr-ı akıl : akıl kârı, işi
lâtife : ince duygu
mâbûdiyet : ibadet edilmeye lâyık olma
mahiyet : öz nitelik, özellik
mahlûkat : varlıklar
mahlûkiyet : yaratılmış olma
mâsivâ : Allah’ın dışındaki varlıklar
mufarakat eden : ayrılan
muktedir olmayan : gücü yetmeyen
mutî : emre uyan, itaat eden
müsâdemât : vuruşmalar, çarpışmalar
müsâvi : eşit, denk
nefs : insanın kendisi
nisbet : oran, kıyas
nota : bildiri
rağmına : zıddına, aksine
refakat : arkadaşlık
taabbüd etmek : kulluk etmek
tekebbür etmek : kibirlenmek, büyüklenmek
tenezzül etmek : alçalmak, kendi değerini düşürmek
teşyî : uğurlama; vefat eden kişinin kabre götürülüp defnedilmesi
teveccüh etmek : yönelmek
uhrevî : ahirete ait
zevâl : geçicilik, yokluk
Yükleniyor...