Block title
Block content
Hem felsefe-i sakîmenin şakirtleriyle Kur’ân-ı Hakîmin tilmizlerinin hamiyetkârlık ve fedakârlıklarını bununla muvazene edebilirsin. Şöyle ki:

Felsefenin şakirdi, kendi nefsi için kardeşinden kaçar, onun aleyhinde dâvâ açar. Kur’ân’ın şakirdi ise, semâvat ve arzdaki umum salih ibâdı kendine kardeş telâkki ederek, gayet samimî bir surette onlara dua eder.1

Ve saadetleriyle mes’ut oluyor. Ve ruhunda şedit bir alâkayı onlara karşı hisseder ki, duasında 2 اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُؤْمِنيِنَ وَالْمُؤْمِنَاتِ der. Hem en büyük şey olan Arş ve şemsi musahhar birer memur ve kendi gibi bir abd, bir mahlûk telâkki eder.

Hem iki şakirdin ulviyet ve inbisat-ı ruhlarını bundan kıyas et ki: Kur’ân, kendi şakirtlerinin ruhuna öyle bir inbisat ve ulviyet verir ki, doksan dokuz taneli tesbihe bedel, doksan dokuz esmâ-i İlâhiyenin cilvelerini gösteren doksan dokuz âlemlerin zerrâtını, birer tesbih taneleri olarak şakirtlerinin ellerine verir, “Evradlarınızı bununla okuyunuz” der.

İşte, Kur’ân’ın tilmizlerinden Şah-ı Geylânî, Rufâî, Şâzelî (r.a.) gibi şakirtleri, virdlerini okudukları vakit dinle, bak! Ellerinde silsile-i zerrâtı, katarat adetlerini, mahlûkatın aded-i enfâsını tutmuşlar, onunla evradlarını okuyorlar, Cenâb-ı Hakzikir ve tesbih ediyorlar.

İşte, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın mucizâne terbiyesine bak ki, nasıl ednâ bir kederle ve küçük bir gamla başı dönüp sersemleşen ve küçük bir mikroba mağlûp olan bu küçük insan, terbiye-i Kur’ân ile ne kadar teâli ediyor. Ve ne derece letâifi inbisat eder ki, koca dünya mevcudatını, virdine tesbih olmakta kısa görüyor. Ve Cenneti zikir ve virdine gaye olmakta az gördüğü halde, kendi nefsini Cenâb-ı Hakkın ednâ bir mahlûkunun üstünde büyük tutmuyor.3

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. Bakara Sûresi, 2:286; Âl-i İmran Sûresi, 3:16, 147, 193; Neml Sûresi, 27:19; Nûh Sûresi, 71:28; İbrahim Sûresi, 14:41.
2 : “Allah’ım, mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla.”
3 : Tirmizî, Zühd 9; İbni Mâce, Zühd 19.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Altıncı Lem'a / Sonraki Risale: On Sekizinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abd : kul
aded-i enfâs : canlıların hayatları boyunca aldıkları nefeslerin sayısı
alâka : ilgi
âlem : dünya, evren
Arş : Allah’ın büyüklük ve yüceliğinin ve herşeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecelli ettiği yer
arz : yeryüzü
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
cilve : görünme, yansıma
ednâ : en basit, en küçük
esmâ-i İlâhiye : Allah’ın isimleri
evrad : okunması adet olan dualar
gam : sıkıntı, üzüntü
ibâd : kullar
inbisat etme : genişleme
inbisat : genişleme, yayılma
inbisat-ı ruh : ruh genişlemesi
izzet : değer, itibar, yücelik
katarat : damlalar
keder : sıkıntı, üzüntü
kıyas etme : karşılaştırma
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân : açıklamalarıyla benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur’ân
letâif : insanın ruhundaki ince duygular
mağlûp olan : yenilen
mahlûk : yaratılmış, varlık
mahlûkat : varlıklar
mes’ut : mutlu
mevcudat : varlıklar
mucizâne : mucizeli şekilde
musahhar : boyun eğmiş
nefs : kişinin kendisi
nihayet : sınırsız
saadet : mutluluk
salih : iyi işler yapan, dinin emirlerine uyan kimse
samimî : içten
semâvât : gökler
silsile-i zerrât : zerreler, atomlar zinciri
suret : biçim, şekil
Şah-ı Geylânî : Abdülkadir-i Geylânî (k.s.)
şakirt : talebe, öğrenci
şedit : şiddetli
şems : güneş
teâli etmek : yüceltmek
telâkki etmek : kabul etmek, algılamak
terbiye-i Kur’ân : Kur’ân’ın terbiyesi
tesbih : Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma
tilmiz : öğrenci
ulviyet : yücelik
umum : bütün
vird : devamlı yapılan zikir
zerrât : zerreler, atomlar
zikir : Allah’ı anma
Yükleniyor...