Block title
Block content
Hem senin şakirdin mütemerriddir. Fakat bir lezzeti için nihayet zilleti kabul eden miskin bir mütemerriddir. Hasis bir menfaat için şeytanın ayağını öper derecede alçaklık gösterir.

Hem cebbardır. Fakat kalbinde bir nokta-i istinad bulamadığı için, zâtında gayet âciz bir cebbâr-ı hodfuruştur.

O şakirdin gaye-i himmeti hevesât-ı nefsâniyeyi tatmin ve hamiyet ve fedakârlık perdesi altında kendi menfaat-i nefsini arayan ve hırs ve gururunu teskin etmeye çalışan bir dessastır. Nefsinden başka ciddî olarak hiçbir şeyi sevmiyor, herşeyi nefsine feda ediyor.

Amma Kur’ân’ın hâlis ve tam şakirdi ise, bir abddir. Fakat âzam-ı mahlûkata karşı da ubudiyete tenezzül etmez ve Cennet gibi en büyük ve âzam bir menfaati gaye-i ubudiyet yapmaz bir abd-i azizdir.

Hem halim selimdir. Fakat Fâtır-ı Zülcelâlinden başkasına, izni ve emri olmadan tezellüle tenezzül etmez bir halîm-i âlihimmettir.

Hem fakirdir. Fakat onun Mâlik-i Kerîmi ona ileride iddihar ettiği mükâfatla bir fakir-i müstağnîdir.

Hem zayıftır. Fakat kudreti nihayetsiz olan Seyyidinin kuvvetine istinad eden bir zaif-i kavîdir ki, Kur’ân hakikî bir şakirdine Cennet-i ebediyeyi dahi gaye-i maksat yaptırmadığı halde, 1 bu zâil, fâni dünyayı ona gaye-i maksat hiç yapar mı?

İşte iki şakirdin himmetlerinin ne derece birbirinden farklı olduğunu anla.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. Tevbe Sûresi, 9:72.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Altıncı Lem'a / Sonraki Risale: On Sekizinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abd-i aziz : izzetli kul, Allah’tan başkasına müracaat etmeyen ve minnet duymayan kul
âciz : güçsüz, elinden bir şey gelmeyen
âzam-ı mahlûkat : varlıkların en büyükleri
cebbâr-ı hodfuruş : kendini beğenen, satmaya çalışan zorba
Cennet-i ebediye : sonsuz Cennet hayatı
dessas : hilebaz, aldatıcı
fakir-i müstağnî : fakir olmakla birlikte Allah’tan başkasına muhtaç olmayan kişi
Fâtır-ı Zülcelâl : sonsuz büyüklük sahibi olan ve her şeyi yoktan yaratan Allah
felsefe-i sakîme : insanları yanlış yöne götüren, hastalıklı felsefe
gaye-i himmet : gayret ve çaba harcanarak ulaşmak istenilen hedef, gaye
gaye-i maksat : asıl hedef, ulaşılmak istenen maksat
gaye-i ubudiyet : kulluğun gayesi
halim selim : yumuşak huylu ve sağlam karakterli kişi
halîm-i âlihimmet : yumuşak huylu olmasının yanı sıra kutsal değerler uğruna gayret gösteren
hamiyet : din ve vatan gibi mukaddes değerleri ve kendi aile ve yakınlarını koruma duygusu ve gayreti
hasis : âdi, değersiz
hevesât-ı nefsâniye : nefsin gelip geçici olan arzu ve istekleri
himmet : ciddî gayret
iddihar etmek : biriktirmek, depolamak
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
Mâlik-i Kerîm : sonsuz cömertlik sahibi ve her şeyin gerçek sahibi olan Allah
menfaat-i nefs : kişisel çıkar
mütemerrid : inatçı, dik kafalı
nefs : kişinin kendisi
nokta-i istinad : dayanak noktası
Seyyid : her şeyi emrinde tutan ve herşeyin efendisi olan Allah
şakirt : talebe, öğrenci
tenezzül etme : inme, alçalma
teskin etmek : sakinleştirmek, rahatlatmak
tezellül : alçalma, kendisini küçük düşürme
ubudiyet : kulluk
zaif-i kavî : zayıflığında kuvvet bulunan
zâil : geçip gidici, yok olucu
zâtında : kendi şahsında
zillet : hor ve hakir duruma düşme, aşağılanma
Yükleniyor...