Block title
Block content
Çünkü nefsü’l-emirde nefiy ispat edilmez. Çünkü ihata lâzımdır.

1 اَلْعَدَمُ الْمُطْلَقُ لاَ يُثْبَتُ اِلاَّ بِمُشْكِلاَتٍ عَظِيمَةٍ bir kaide-i usuldür. Evet, birşeyi dünyada var desen, yalnız o şeyi göstermek kâfi gelir. Eğer yok deyip nefyetsen, bütün dünyayı eleyip göstermek lâzım gelir ki, tâ o nefiy ispat edilsin.

İşte bu sırra binaen, ehl-i küfrün bir hakikati nefyetmesi ise, bir meseleyi halletmek veyahut dar bir delikten geçmek veyahut bir hendekten atlamak misalindedir ki, bin de, bir de, birdir. Çünkü birbirine yardımcı olamaz. Fakat ispat edenler nefsü’l-emirde hakikat-i hale baktıkları için, müddeâları ittihad ediyor. Kuvvetleri birbirine yardım eder. Büyük bir taşın kaldırmasına benzer ki, ne kadar eller yapışsa daha ziyade kaldırması kolay olur ve birbirinden kuvvet alır.

YEDİNCİ NOTA

Ey Müslümanları dünyaya şiddetle teşvik eden ve san’at ve terakkiyât-ı ecnebiyeye cebirle sevk eden bedbaht hamiyetfuruş! Dikkat et, bu milletin bazılarının din ile bağlandıkları rabıtaları kopmasın. Eğer böyle ahmakane, körü körüne topuzların altında bazıların dinden rabıtaları kopsa, o vakit hayat-ı içtimaiyede bir semm-i kàtil hükmünde o dinsizler zarar verecekler. Çünkü mürtedin vicdanı tamam bozulduğundan, hayat-ı içtimaiyeye zehir olur. 2 Ondandır ki, ilm-i usulde “Mürtedin hakk-ı hayatı yoktur. Kâfir eğer zimmî olsa veya musalâha etse hakk-ı hayatı var” diye usul-i şeriatın bir düsturudur. 3 Hem mezheb-i Hanefiyede, ehl-i zimmeden olan bir kâfirin şehadeti makbuldür; 4 fakat fâsık merdûdü’ş-şehadettir. Çünkü haindir. 5

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Mutlak yokluk, ancak pek büyük güçlüklerle ispat edilebilir.” İbni Kayyim el-Cevzî, es-Savâiku’l-Mürsele 4:1310; İbni Kayyim el-Cevzî, er-Rûh fi’l-Kelâm 1:198.
2 : bk. Bakara Sûresî, 2:217.
3 : Buhârî, Cihad 149, Tirmizî, Hudûd 25; İbni Mâce, Hudûd 2; Müsned 1:217, 282, 322, 5:231.
4 : el-Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’ 2:254-255, 6:266.
5 : bk. Tirmizî, Şehâdât 2; Ebû Dâvûd, Akdiyye 16; İbni Mâce, Ahkâm 30; Müsned 2:181, 204, 208.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Altıncı Lem'a / Sonraki Risale: On Sekizinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahmakane : ahmakça
bedbaht : talihsiz, bahtsız
binaen : dayanarak
cebir : zorlama
düstur : kural
ehl-i küfür : inkârcılar, inançsızlar, kâfirler
ehl-i zimme : İslâm ülkesinde yaşayan Müslüman olmayan halk
fâsık : günahkâr
hakikat : doğru, gerçek
hakikat-i hal : içinde bulunan şartların perde arkasındaki gerçek
hakk-ı hayat : yaşama hakkı
hamiyetfuruş : hamiyetlilik taslayan
hayat-ı içtimaiye : toplumsal hayat
ilm-i usul : bir işin nasıl yapılacağını gösteren ilim, metodoloji
ittihad etmek : birleşmek
kâfi : yeterli
kâfir : Allah'ı veya Allah’ın bildirdiği kesin olan bir şeyi inkâr eden kimse
kaide-i usul : usûl kuralı, metodolojide kullanılan bir kural
makbul : kabul edilen
merdûdü’ş-şehadet : şahitliği kabul edilmeyen
mezheb-i Hanefi : Hanefi mezhebi
misal : örnek
musalâha : barışma
müddeâ : iddia edilen
mürted : İslâmdan çıkan
nefiy : inkâr
nefsü’l-emir : işin aslı, hakikati
nefyetme : inkâr etme
nota : bildiri
rabıta : bağlantı
semm-i kàtil : öldürücü zehir
sevk eden : yönlendiren
şehadet : şahitlik
terakkiyât-ı ecnebiye : yabancıların sağladığı gelişmeler, ilerlemeler
teşvik eden : şevklendiren, isteklendiren
usul-i şeriat : İslâm şeriatının temel usulü, kuralı
zimmî : anlaşma ile İslâm diyarında yaşaması kabul edilmiş Müslüman olmayan kişi
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...