Block title
Block content
Ve öyle eden ve en ekmel bir surette o vazifeleri yapan, bilmüşahede, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdır.

Öyleyse, güneş ziyayı, ziya gündüzü istilzam ettiği derecede, kâinattaki hikmetler risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) istilzam eder.

Evet, nasıl ki ism-i Hakem ve Hakîmin cilve-i âzamı ile, âzamî derecede risalet-i Ahmediyeyi iktiza ediyor; öyle de, Esmâ-i Hüsnâdan Allah, Rahmân, Rahîm, Vedûd, Mün’im, Kerîm, Cemîl, Rab gibi çok isimlerin herbiri, kâinatta görünen bir cilve-i âzamla, âzamî derecede ve mertebe-i kat’iyette risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) istilzam ederler.

Meselâ, ism-i Rahmân’ın cilvesi olan rahmet-i vâsia, o Rahmeten li’l-Âlemîn ile tezahür eder. Ve ism-i Vedûdun cilvesi olan tahabbüb-ü İlâhî ve taarrüf-ü Rabbânî, o Habib-i Rabbü’l-Âlemîn ile netice verir, mukabele görür.

Ve ism-i Cemîlin bir cilvesi olan bütün cemaller, yani, cemâl-i Zat, cemâl-i esmâ, cemâl-i san’at, cemâl-i masnuat o âyine-i Ahmediyede görülür, gösterilir.

Ve haşmet-i rububiyetin ve saltanat-ı ulûhiyetin cilveleri dahi, o dellâl-ı saltanat-ı rububiyet olan zât-ı Ahmediyenin risaletiyle bilinir, görünür, anlaşılır, tasdik edilir.

Ve hâkezâ, bu misaller gibi, ekser Esmâ-i Hüsnânın herbiri, risalet-i Ahmediyeye (a.s.m.) birer parlak burhandır.

Elhasıl, madem kâinat mevcuttur ve inkâr edilmiyor. Elbette kâinatın renkleri, ziynetleri, ışıkları, ziyaları, san’atları, hayatları, rabıtaları hükmünde olan hikmet, inâyet, rahmet, cemal, nizam, mizan, ziynet gibi meşhud hakikatler, hiçbir cihetle inkâr edilmez.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İkinci Nükte / Sonraki Risale: Dördüncü Nükte
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

cemâl-i esmâ : Allah’ın isimlerinin güzelliği
cemâl-i masnuat : Allah’ın yaratıklarındaki sanatkârane, mükemmel, kusursuz güzellikler
cemâl-i san’at : Allah’ın san’atının güzelliği
cemâl-i Zât : Allah’ın Zâtının güzelliği
Cemîl : bütün güzelliklerin kaynağı ve sonsuz güzellik sahibi Allah
cilve : görünme, yansıma
cilve-i âzam : en büyük yansıma, görünme
dellâl-ı saltanat-ı rububiyet : Allah’ın rububiyet saltanatının ilâncısı
ekmel : en mükemmel
ekser : çok
elhasıl : kısaca, özetle
Esmâ-i Hüsnâ : Allah’ın en güzel isimleri
Habib-i Rabbü’l-Âlemîn : Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın sevgilisi, Hz. Muhammed
hâkezâ : bunun gibi
haşmet-i rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliğinin ve yaratıcılığının haşmeti, görkemi
hikmet : fayda, gaye
iktiza etmek : gerektirmek
ism-i Cemîl : Allah’ın bütün güzelliklerin kaynağı ve sonsuz güzellik sahibi olduğunu ifade eden ismi
ism-i Hakem ve Hakîm : Allah’ın küllî hükmünü ayırdığını ve herşeyi hikmetle yarattığını bildiren ismi
ism-i Rahmân : Allah’ın sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olduğunu ifade eden ismi
ism-i Vedûd : Allah’ın yarattığı varlıkları çok sevdiğini ve onlar tarafından da çok sevildiğini ifade eden ismi
istilzam etmek : gerektirmek
kâinat : evren
Kerîm : sonsuz cömertlik ve ikram sahibi Allah
mertebe-i kat’iyet : kesinlik derecesi
mevcut : var
misal : benzer, örnek
mukabele görmek : karşılık görmek
Mün’im : gerçek nimet verici olan Allah
netice : sonuç
Rahmeten li’l-Âlemîn : âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz
rahmet-i vâsia : geniş rahmet
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
risalet : elçilik, peygamberlik
suret : biçim, görünüş
taarrüf-ü Rabbânî : Allah’ın kendisini tanıtması
tahabbüb-ü İlâhî : Allah’ın kendisini sevdirmesi
ziya : ışık
Yükleniyor...