Block title
Block content
İşte, gel, bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir?

Cumhuriyetperverlik midir? Hâşâ, hâşâ! Hiç, hiçbir şey değil. Belki bir kader-i İlâhîdir ki, o kader-i İlâhî, o ehl-i marifet adamın dostluk ümit ettiği yerden adâvet gösterdi ki, hürmet yüzünden ilmi riyâya girmesin ve ihlâsı kazansın.

Hâtime

Kendimce câ-yı hayret ve medar-ı şükran bir taarruz:

Bu fevkalâde enâniyetli ehl-i dünyanın enâniyet işinde o kadar hassasiyet var ki, eğer şuuren olsaydı, keramet derecesinde veyahut büyük bir dehâ derecesinde bir muamele olurdu. O muamele de şudur:

Kendi nefsim ve aklım bende hissetmedikleri bir parça riyâkârâne enâniyet vaziyetini, onlar enâniyetlerinin hassasiyet mizanıyla hissediyorlar gibi, şiddetli bir surette, ben hissetmediğim enâniyetimin karşısına çıkıyorlar.

Bu sekiz dokuz senede, sekiz dokuz defa tecrübem var ki, onların zalimâne bana karşı muamelelerinin vukuundan sonra, kader-i İlâhîyi düşünüp, “Niçin bunları bana musallat etti?” diye nefsimin desiselerini arıyordum.

Her defada, ya nefsim şuursuz olarak enâniyete fıtrî meyletmiş veyahut bilerek beni aldatmış, anlıyorum. O vakit, kader-i İlâhî, o zalimlerin zulmü içerisinde, hakkımda adalet etmiş derdim.

Ezcümle, bu yazın arkadaşlarım güzel bir ata beni bindirdiler. Bir seyrangâha gittim. Şuursuz olarak, nefsimde hodfuruşâne bir keyif arzusu uyanmakla, ehl-i dünya öyle şiddetli o arzumun karşısına çıktılar ki, yalnız o gizli arzuyu değil, belki çok iştahlarımı kestiler.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Birinci Lem'a / Sonraki Risale: Yirmi Üçüncü Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adalet etme : her hak sahibine hakkının tam ve eksiksiz verilmesi
adâvet : düşmanlık, kin
câ-yı hayret : hayret verici nokta
Cumhuriyetperverlik : Cumhuriyetçilik
dehâ : olağanüstü zekâ ve akıl
desise : hile, aldatma
ehl-i dünya : dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler
ehl-i marifet : ilim ve irfanla ilgilenen
enâniyet : benlik ve gurur
ezcümle : örneğin
fevkalâde : olağanüstü
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen
hâl : durum, davranış
hassasiyet : duyarlı olma
hâşâ : asla
hâtime : sonuç, son bölüm
hodfuruşâne : kendini beğenerek
hürmet : saygı
ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözetme; samimiyet
kader-i İlâhî : Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce takdir etmesi, planlaması
keramet : Allah’ın bir ikramı olarak bazı kişi ve varlıklarda görülen olağanüstü hâl ve özellik
maarif dairesi : bu günkü karşılığı ile Millî Eğitim Bakanlığı olan mevki
maarifperverlik : eğitim ve öğretime değer verme
medar-ı şükran : şükrü gerektiren
medeniyet : uygarlık
mensup : bağlı
meyletmek : eğilim göstermek, yönelmek
milliyetperverlik : kendi milletine düşkün olma
mizan : ölçü, tartı
muamele : davranış, uygulama
musallat : rahatsız etme, sataşma, üzerine gitme
nefs : kişinin kendisi; insanı kötülüğe yönelten duygu
resmî : devlete bağlı olarak görev yapan
riyâ : gösteriş
riyâkârâne : gösterişli bir şekilde
seyrangâh : gezi ve seyir yeri
suret : biçim, şekil
şuuren : şuurlu bir şekilde
şuursuz : bilinçsiz
taarruz : bir konuyu arz etme, sunma
vatanperverlik : vatan severlik
vaziyet : durum, hâl
vuku : gerçekleşme, meydana gelme
zalim : acımasız ve haksız davranan
zalimâne : acımasız ve haksız olarak
ziyade : çok, fazla
zulüm : haksızlık
Yükleniyor...