Block title
Block content
On Sekizinci Nükte

Eskişehir Hapishanesinde yazılmış bir parça

Kardeşlerim! Müteaddit defa Risâle-i Nur’un şakirtlerini lâyık oldukları tarzda müdafaa etmişim. İnşâallah mahkemede bağırarak derim. Hem Risâle-i Nur’u, hem şâkirdlerinin kıymetlerini dünyaya işittireceğim. Yalnız size bunu ihtâr ederim ki: “Bu müdâfaamdaki kıymeti muhâfaza etmenin şartı, bu hâdisedeki ağız yanmasıyla Risâle-i Nur’dan küsmemek ve üstâdından darılmamak ve kardeşlerinden -sıkıntıdan gelen bahanelerle- nefret etmemek ve birbirine kusur bulmamak ve isnad etmemektir.” Yalnız tahattur edersiniz ki, Risâle-i Kader’de ispat etmişiz ki: “Başa gelen zulümlerde iki cihet var ve iki hüküm vardır: Biri insanın, biri kader-i İlâhînin. Aynı hâdisede insan zulmeder, fakat kader âdildir, adâlet eder. Bu meselemizde, insanın zulmünden ziyade, kaderin adâleti ve hikmet-i İlâhiyenin sırrını düşünmeliyiz.”

Evet, kader, Risâle-i Nur talebelerini bu meclise çağırdı. Ve mücâhede-i mâneviye inkişâf etmesinin hikmeti; onları, bu hakikaten çok sıkıntılı olan medrese-i Yusufiyeye sevk etti. İnsan zulmü ve bahanesi bir vesile oldu. Onun için sakınınız; birbirinize; “Böyle yapmasaydım ben tevkif olmazdım” demeyiniz.
Said Nursî

Bu parça mahkeme müdâfaatının bir parçasıdır, her nasılsa buraya girmiş, çıkarılmamış, kalmış.

Mahkemenin Reis ve Âzâlarından ehemmiyetli bir hakkımı talep ederim. Şöyle ki:

Bu meselede yalnız şahsım medar-ı bahis değil ki, siz beni tebrie etmekle ve hakikat-i hale muttali olmanızla mesele halledilmiş olsun.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Yedinci Lem'a / Sonraki Risale: Yirmi Dokuzuncu Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âdil : adaletli
âzâ : üye
cihet : taraf, yön
ehemmiyetli : önemli
ehl-i ilim : ilim ehli olanlar, âlimler
ehl-i takvâ : takvâ sahipleri; Allah’tan korkup emir ve yasaklarına titizlikle uyan kimseler
hakikaten : gerçekten
hakikat-ı hal : bir durumun gerçek yönü
hikmet : fayda, gaye
hikmet-i İlâhiye : Allah’ın gözettiği fayda ve gaye
hüküm : karar
ihtâr : uyarı
inkişâf etmek : açığa çıkmak
inşaallah : Allah izin verirse
isnad etmek : dayandırmak
ittiham : suçlama, suçlu duruma düşürme
kader/kader-i İlâhî : Allah’ın belirlediği kader programı
kıymet : değer
medar-ı bahis : söz konusu
medrese-i Yusufiye : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân’a hizmetinden dolayı hapsedilenlerin kaldığı yer mânâsında hapishane
muhâfaza etmek : korumak
muttali olma : haberdar olma, bilme
mücâhede-i mâneviye : mânevî cihad; ilimle, fikirle ve imanla yapılan mücadele
müdafaa etmek : savunmak
müdafaat : müdafaalar, savunmalar
müteaddit : çeşitli, birden fazla
nazar-ı millet : milletin bakışı, düşüncesi
nükte : ince ve derin anlamlı söz
reis : başkan
Risâle-i Kader : Kader Risalesi, İman esaslarından olan kaderin anlatıldığı Yirmi Altıncı Söz
sevk etmek : yönlendirmek
şahs-ı mânevî : belli bir kişi olmayıp bir cemaatten meydana gelen mânevî şahıs
şâkirt : öğrenci, talebe
tahattur etmek : hatırlamak
talebe : öğrenci
talep etmek : istemek
tebrie etmek : beraat ettirmek
tevkif etmek : tutuklamak
üstad : hoca, öğretmen
vesile : aracı
ziyade : çok, fazla
zulüm : haksızlık
Yükleniyor...