Block title
Block content
Yirmi Altıncı Nükte

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ اْلاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ يَخْلُقُكُمْ فِى بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ فِى ظُلُمَاتٍ ثَلٰثٍ
1

âyeti, 2 وَاَنْزَلْنَا الْحَدِيدَ âyetinde beyan ettiğimiz nüktenin aynını tazammun edip, hem onu te’yid ediyor, hem onunla teeyyüd ediyor. Evet, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân Sûre-i Zümer’de

3 وَخَلَقَ لَكُمْ مِنَ اْلاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ demeyip,

4 وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ اْلاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ demesiyle ifade ediyor ki: “Sekiz nevi hayvânât-ı mübârekeyi size hazine-i rahmetinden, güya Cennetten nimet olarak indirilmiş, gönderilmiş.” Çünkü o mübârek hayvanlar, bütün cihetleriyle, bütün beşere nimet olduğundan, saçından bedevîlere seyyar hâneler, elbiseler, etinden güzel yemekler, sütünden güzel, leziz taamlar ve derilerinden pabuçlar ve saire, hattâ gübreleri mezrûâtın erzâkı ve insanların mahrûkàtı hükmünde olup, güya o mübârek hayvanlar, tecessüm etmiş ayn-ı nimet ve rahmettirler.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Sizin için erkekli dişili sekiz çift ehlî hayvan indirdi. Annelerinizin karnında sizi üç karanlık içinde, bir yaratılıştan diğerine çevirerek yaratıyor.” Zümer Sûresi, 39:6.
2 : “Demiri indirdik.”
3 : “Sizin için erkekli dişili sekiz çift ehlî hayvan yarattı.”
4 : “Sizin için erkekli dişili sekiz çift ehlî hayvan indirdi.”
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Yedinci Lem'a / Sonraki Risale: Yirmi Dokuzuncu Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âyet : Kur’ân’da yer alan her bir cümle
ayn-ı nimet ve rahmet : rahmetin ve nimetin ta kendisi
bedevî : çölde yaşayan, göçebe
beşer : insan
beyan etmek : açıklamak
cihet : taraf, yön
cismânî : maddî yapısı olan
çendan : gerçi
en’âm : deve, sığır, koyun gibi evcil hayvanlar; nimetler
erzâk : gıda
güya : sanki
halk olunmak : yaratılmak
hâne : ev
hayvânât-ı mübâreke : mübârek hayvanlar
hazine-i rahmet : Allah’ın rahmet hazinesi
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan : açıklamalarıyla benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur’ân
leziz : lezzetli
mahrûkàt : odun kömür gibi yakılacak şeyler
mezrûât : tarlaya ekilen tohumlar
mübârek : hayırlı, bereketli
nâm : ad
nevi : çeşit
nimet : Allah’ın rızık olarak verdiği, ihtiyaç duyulan herşey
nükte : ince ve derin anlamlı söz
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet
sair : diğer
seyyar : gezen, dolaşan
Sûre-i Zümer : Zümer Sûresi; Kur’ân-ı Kerimin 39. sûresi
taam : yiyecek
tazammun etmek : içermek
te’yid etmek : kuvvetlendirmek
tecessüm etmek : cisimleşmek
teeyyüd etmek : desteklenmek
Yükleniyor...