Block title
Block content
Amma ikram ise, o, kerametin selâmetli olan ikinci nev’inden daha selâmetli, bence daha âlidir. İzharı, tahdis-i nimettir. Kisbin medhali yoktur; nefsi onu kendine isnad etmez.

İşte, kardeşim, hem senin hakkında, hem benim hakkımda, bahusus Kur’ân hakkındaki hizmetimizde eskiden beri gördüğüm ve yazdığım ihsânât-ı İlâhiye bir ikramdır; izharı, tahdis-i nimettir. Onun için sana karşı, tahdis-i nimet nev’inden, ikimizin hizmetimize ait muvaffakiyâtı yazıyorum. Biliyordum ki, sende fahr değil, şükür damarını tahrik ediyor.

SALİSEN: Görüyorum ki, şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki, dünyayı bir misafirhane-i askerî telâkki etsin ve öyle de iz’an etsin ve ona göre hareket etsin. Ve o telâkki ile, en büyük mertebe olan mertebe-i rızâyı çabuk elde edebilir. Kırılacak şişe pahasına daimî bir elmasın fiyatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir.

Evet, dünyaya ait işler, kırılmaya mahkûm şişeler hükmündedir.
Bâki umur-u uhreviye ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir.

İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hâkezâ şedit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı şiddetli bir surette fâni umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere bâki elmas fiyatlarını vermek demektir.

Şu münasebetle bir nokta hatıra gelmiş; söyleyeceğim. Şöyle ki: Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fâni mahbuplara müteveccih olduğu vakit, ya o aşk kendi sahibini daimî bir azap ve elemde bırakır. Veyahut o mecazî mahbup, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için, bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılâp eder.
Önceki Risale: Sekizinci Mektup / Sonraki Risale: Onuncu Mektup
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âli : yüce, yüksek
aşk-ı hakikî : güzelliğin ve sevgiye lâyık herşeyin hakikî sahibine duyulan şiddetli sevgi; Allah sevgisi
aşk-ı mecazî : gerçek sevgiliye değil, geçici ve sınırlı bir güzelliğe karşı duyulan şiddetli sevgi
bahtiyar : talihli, mutlu
bahusus : hususan, özellikle
bâki : devamlı, kalıcı
daimî : sürekli
dehşetli : korkunç
elem : acı, keder, sıkıntı
endişe-i istikbal : gelecek hakkında duyulan endişe
fahr : iftihar, övünme
fâni : gelip geçici
fıtrat : yaratılış
hâkezâ : böylece, bunun gibi
hakikî : doğru, gerçek
hararetli : sıcak; yoğun, şiddetli, kuvvetli
hırs : aç gözlülük, aşırı isteklilik
hissiyat : hisler, duygular
ihsânât-ı İlâhiye : Allah’ın ihsanları, bağışları
ikram : bağış, ihsan
inkılâp etmek : dönüşmek
isnad : dayandırma
istikamet : doğruluk
iz’an : şüpheden uzak, kesin bir şekilde inanma
izhar : gösterme, açığa çıkarma
keramet : Allah’ın bir ikramı olarak, Onun sevgili kullarında görünen olağanüstü hal
kisb : çalışma, kazanma
mahbup : sevgili
mahkûm : hükümlü
mecazî : gerçek olmayan, kendi mânâsı dışında başka bir mânâyı gösteren
medhal : karışma, katkı, giriş kapısı
mertebe-i rızâ : Allah’tan gelen herşeye razı olanların mertebesi
misafirhane-i askerî : askerî misafirhane
muhabbet : sevgi
muvaffakiyât : başarılar
münasebet : bağlantı, ilişki, vesile
müteveccih : yönelik
nefs : kişinin kendisi
nev’ : tür, çeşit
salisen : üçüncü olarak
selâmet : esenlikli, güvenli
suret : şekil, biçim
şedit : şiddetli
tahdis-i nimet : şükür maksadıyla Cenâb-ı Hakkın verdiği nimetleri anlatma, sevincini ve şükrünü dile getirme
tahrik etme : harekete geçirme
talep : istek
telâkki : kabul etme
tevcih etmek : yöneltmek
umur-u dünyeviye : dünyaya ait işler
umur-u uhreviye : âhirete yönelik işler
Yükleniyor...