Block title
Block content
Tûbâ-yı hilkatten semâvât şıkkına
Hep kehkeşan ağsânına,

Bir Cemîl-i Zülcelâlin dest-i hikmetiyle takılmış
Pek güzel meyveleriyiz biz.

Şu semâvât ehline birer mescid-i seyyar
Birer hane-i devvar, birer ulvî âşiyâne,

Birer misbah-ı nevvar, birer gemi-i cebbar
Birer tayyareleriz biz.

Bir Kadîr-i Zülkemâlin, bir Hakîm-i Zülcelâlin
Birer mu’cize-i kudret, birer harika-i san’at-ı Hâlıkane,

Birer nadire-i hikmet, birer dâhiye-i hilkat
Birer nur âlemiyiz biz.

Böyle yüz bin dille yüz bin burhan gösteririz
İşittiririz insan olan insana.

Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,
Hem işitmez sözümüzü. Hak söyleyen âyetleriz biz.

Sikkemiz bir, turramız bir, Rabbimize. Müsebbihiz, zikrederiz âbidâne
Kehkeşanın halka-i kübrâsına mensup birer meczuplarız biz.

1 اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Said Nursî

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Bâkî olan sadece Odur.
Önceki Risale: Üçüncü Mektup / Sonraki Risale: Beşinci Mektup
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ağsân : dallar
âşiyâne : yuva
Cemîl-i Zülcelâl : heybeti ve yüceliği sınırsız, güzelliği sonsuz olan Allah
dâhiye-i hilkat : yaratılış harikası
dest-i hikmet : hikmet eli
ecrâm-ı semâviye : gök cisimleri
gemi-i cebbar : büyük ve azametli gemi
hadsiz : sınırsız
Hakîm-i Zülcelâl : sonsuz yücelik ve heybet sahibi olan ve herşeyi hikmetle yapan Allah
hane-i devvar : dönen ev
harika-i san’at-ı Hâlıkane : Allah’ın yarattığı san’at harikası
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
Kadîr-i Zülkemâl : kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz mükemmellik sahibi Allah
kehkeşan : samanyolu
masnuat : san’at eseri varlıklar
melâike : melekler
mescid-i seyyar : gezici mescid
mezraacık : tarla
misbah-ı nevvar : nurlu kandil
mu’cizât : mu’cizeler; benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şeyler
mu’cizât-ı kudret : kudret mu’cizeleri
mu’cize-i kudret : kudret mu’cizesi
muvakkat : geçici
müdakkik : dikkatli
nadire-i hikmet : hikmetin az bulunan harikası
nazenin : ince, nazik, narin
nezaret : bakma, bakış
semâvât ehli : semâda yaşayan varlıklar; melekler, ruhanîler
temâşâ : seyretme
teşhir edilmek : sergilenmek
tûbâ-yı hilkat : yaratılış ağacı
ulvî : yüce
âbidâne : kulluğa yaraşır bir şekilde
halka-i kübrâ : büyük halka
meczup : cezbeye gelmiş
mensup : bağlı
musahhar : boyun eğen, itaat eden
müsebbih : tesbih eden, Allah’ı şânına lâyık ifadelerle anan
sikke : damga, mühür
turra : nişan, mühür
Yükleniyor...