Block title
Block content
Sûre-i Yâsin’de 1 اِتَّبِعوُا مَنْ لاَ يَسْئَلُكُمْ اَجْراً وَهُمْ مُهْتَدُونَ cümlesi, meselemiz hakkında çok mânidardır.

Üçüncüsü: Birinci Sözde beyan edildiği gibi, Allah namına vermek, Allah namına almak lâzımdır. Halbuki, ekseriya ya veren gafildir; kendi namına verir, zımnî bir minnet eder. Ya alan gafildir; Mün’im-i Hakikîye ait şükrü, senâyı zâhirî esbaba verir, hata eder.

Dördüncüsü: Tevekkül, kanaat ve iktisat öyle bir hazine ve bir servettir ki, hiçbir şeyle değişilmez. İnsanlardan ahz-ı mal edip o tükenmez hazine ve defineleri kapatmak istemem. Rezzâk-ı Zülcelâle yüz binler şükrediyorum ki, küçüklüğümden beri beni minnet ve zillet altına girmeye mecbur etmemiş. Onun keremine istinaden, bakiye-i ömrümü de o kaideyle geçirmesini rahmetinden niyaz ediyorum.

Beşincisi: Bir iki senedir çok emâreler ve tecrübelerle kat’î kanaatim oldu ki, halkların malını, hususan zenginlerin ve memurların hediyelerini almaya mezun değilim. Bazıları bana dokunuyor; belki dokunduruluyor, yedirilmiyor, bazan bana zararlı bir surete çevriliyor. Demek gayrın malını almamaya mânen bir emirdir ve almaktan bir nehiydir.

Hem bende bir tevahhuş var. Herkesi her vakit kabul edemiyorum. Halkın hediyesini kabul etmek, onların hatırını sayıp istemediğim vakitte onları kabul etmek lazım geliyor. O da hoşuma gitmiyor.

Hem tasannu ve temellukten beni kurtaran bir parça kuru ekmek yemek ve yüz yamalı bir libas giymek, bana daha hoş geliyor. Gayrın en âlâ baklavasını yemek, en murassâ libasını giymek ve onların hatırını saymaya mecbur olmak, bana nâhoş geliyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Doğru yolda olan ve sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere tâbi olun.” Yâsin Sûresi, 36:21.
Önceki Risale: Birinci Mektup / Sonraki Risale: Üçüncü Mektup
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahz-ı mal : mal ve servet toplayıp biriktirme
âlâ : en üstün, en kıymetli
bakiye-i ömür : geriye kalan ömür
beyan : açıklama
ekseriya : genellikle
emâre : işaret, belirti
esbab : sebebler
gafil : duyarsız, sorumsuz, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranan kimse
gayr : diğer, başkası
hususan : bilhassa, özellikle
iktisat : tutumluluk
istiğna : tokgönüllülük, ihtiyaç duymama
istinaden : dayanarak
kaide : düstur, prensip
kanaat : kısmetine razı olma, Allah’ın nasip ettiği rızıkla yetinme
kat’î : kesin
kerem : cömertlik, ikram
libas : elbise
mânen : mânevî olarak
mânidar : anlamlı
mezheb : dinde tutulan yol
mezun : izinli
minnet : iyilik karşısında kendini borçlu hissetme
murassâ : süslü
muteber : itibarlı, geçerli
Mün’im-i Hakiki : gerçek nimet verici olan Allah
nâhoş : hoş olmayan
nam : ad
nehiy : yasaklama
niyaz : duâ, istek, yakarış
rahmet : şefkat, merhamet
Rezzâk-ı Zülcelâl : sonsuz haşmet, yücelik ve heybet sahibi ve bütün canlıların rızıklarını veren Allah
senâ : övgü
Sûre-i Yâsin : Yâsin Sûresi, Kur’ân-ı Kerimin 36. sûresi
suret : biçim, şekil
tasannu : yapmacık hareket
temelluk : yaltaklanma, dalkavukluk yapma
tevahhuş : ürküntü, kaçma, çekinme, yabanîleşme
tevekkül : Allah’a dayanma ve güvenme
zahirî : görünürdeki
zımnî : gizli, örtülü
zillet : alçaklık, aşağılık
Yükleniyor...