Block title
Block content
Altıncısı: Ve istiğnâ sebebinin en mühimi, mezhebimizce en muteber olan İbn-i Hâcer diyor ki: “Salâhat niyetiyle sana verilen birşey sâlih olmazsan kabul etmek haramdır.”1

İşte, şu zamanın insanları, hırs ve tama’ yüzünden, küçük bir hediyesini pek pahalı satıyorlar. Benim gibi günahkâr bir biçareyi, sâlih veya velî tasavvur ederek, sonra bir ekmek veriyorlar. Eğer -hâşâ- ben kendimi sâlih bilsem, o alâmet-i gururdur, salâhatin ademine delildir. Eğer kendimi sâlih bilmezsem, o malı kabul etmek caiz değildir. Hem âhirete müteveccih a’mâle mukàbil sadaka ve hediyeyi almak, âhiretin bâki meyvelerini dünyada fâni bir surette yemek demektir.
2 اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Said Nursî

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : İbni Haceri’l-Heytemî, Tuhfetü’l-Muhtâc li-Şerhi’l-Minhâc, 1:178.
2 : Bâkî olan sadece Odur.
Önceki Risale: Birinci Mektup / Sonraki Risale: Üçüncü Mektup
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

a’mâl : ameller, işler
adem : yokluk
âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki sonsuz hayat
alâmet-i gurur : gurur belirtisi
bâki : devamlı, kalıcı
biçare : çaresiz
caiz : sakıncasız
fâni : gelip geçici, ölümlü
haram : dinen yapılması yasaklanmış şey
hâşâ : asla
İbn-i Hâcer : (bk. bilgiler – İbni Hacer-i Askalânî)
mukabil : karşılık
müteveccih : yönelik
sadaka : Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
salâhat : dindarlıkta çok ileri olma hâli, günahsız ve temiz oluş
sâlih : dinin emir ve yasaklarına uygun hareket eden, Allah’ın sevgili kulu
suret : biçim, şekil
tama’ : aşırı arzu, açgözlülük
tasavvur : düşünme, hayal etme
velî : Allah dostu
Yükleniyor...