Block title
Block content
Hem Otuzuncu Lem’a namında ve altı nükte olan risale-i esmâya bakarak وَبِاَسْمَاۤئِكَ الْحُسْنٰى 1 deyip sair işârâtın karinesiyle,..

Hem Yirmi Dokuzuncu Lem’aya takip karinesiyle, hem ikisinin isimde ve esmâ lâfzında tevafuk karinesiyle,..

Hem teşettüt-ü hale ve sıkıntılı bir gurbete ve perişaniyete düşen müellifi onun telifi bereketiyle teselli ve tahammül bulmasına,..

Ve mânâ-yı mecazî cihetinde Hazret-i İmam-ı Ali’nin (r.a.) lisanıyla kendine dua olan وَبِاَسْمَاۤئِكَ الْحُسْنىٰ اَجِرْنِى مِنَ الشَّتَتْ yani; “İsm-i Âzam olan o esmâ risalesinin bereketiyle beni teşettütten, perişaniyetten hıfz eyle yâ Rabbimeâli, tam tamına o risale ve sahibinin vaziyetine tevafuk karinesiyle kelâm-ı mecazî delâlet ve İmam-ı Ali’nin (r.a.) ise gaybî işaret eder diyebiliriz.

Hem madem Celcelûtiye’nin aslı vahiydir ve esrarlıdır ve gelecek zamana bakıyor ve gaybî umûr-u istikbaliyeden haber veriyor.

Ve madem Kur’ân itibarıyla bu asır dehşetlidir ve Kur’ân hesabıyla Risale-i Nur bu karanlık asırda ehemmiyetli bir hâdisedir.

Ve madem sarahat derecesinde çok karine ve emarelerle Risale-i Nur Celcelûtiye’nin içine girmiş, en mühim yerinde yerleşmiş.

Ve madem Risale-i Nur ve eczaları bu mevkie lâyıktırlar ve Hazret-i İmam-ı Ali’nin (r.a.) nazar-ı takdirine ve tahsinine ve onlardan haber vermesine liyakatleri ve kıymetleri var.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Güzel isimlerin ile...
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Mektup / Sonraki Risale: Hakikat Çekirdekleri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ecza : cüzler, bütünü oluşturan parçalar
esmâ risalesi : Allah’ın isimlerinde bulunan ince mânâları anlatan risale, Otuzuncu Lem’a
esmâ : isimler
esrar : sırlar
gaybî : gizli, bilinmeyen
Hazret-i İmam-ı Ali : Hz. Ali )
hıfz eylemek : himaye etmek, korumak
İmam-ı Ali : Hz. Ali )
İsm-i Âzam : Cenâb-ı Hakkın binbir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanı
işârât : işaretler
itibarıyla : bakımından
karine : delil
kelâm : ifade, söz
kelâm-ı mecazî : gerçek anlamında kullanılmayıp, aralarındaki ilgi, bağ ve benzerlikten dolayı başka anlamda kullanılan söz
lâfız : söz, kelime
lisan : dil
liyakat : lâyık olma
mânâ-yı mecazî : asıl anlam dışında kast edilen diğer bir anlam
meâl : açıklama, anlam
müellif : telif eden, yazar
nam : ad
nazar-ı takdir ve tahsin : takdir ederek ve beğenerek bakmak
nükte : ince ve derin anlamlı söz
risale : mektup; Risale-i Nur‘dan bölümler
risale-i esmâ : esmâ risalesi, Otuzuncu Lem’a
sair : diğer
sarahat : açıklık
Siracü’n-Nur : Risale-i Nur
suret : biçim, şekil
tahammül : yüklenme, katlanma
tahtında : altında
telif : yazma
tertip : sıralama, düzen
teşettüt : sıkıntıdan gelen dağınıklık ve perişaniyet
teşettüt-ü hal : dağınık olma hâli, sıkıntılı ve buhranlı perişaniyet hâli
tevafuk : denk gelme, uygunluk
umûr-u istikbâliye : gelecekteki bilinmeyen olaylar, işler
yâ Rabbi : ey Rabbim
zâhir : açık, âşikar
Yükleniyor...