Block title
Block content
Hem, nakl-i sahih ile, vefatından bir iki ay evvel ferman etmiş ki: 1 اِنَّ عَبْداً خُيِّرَ فاَخْتاَرَ ماَ عِنْدَ اللهِ diye vefatını haber vermiş.

Hem Zeyd ibni Sûhan hakkında ferman etmiş ki:

2 يَسْبِقُ عُضْوٌ مِنْهُ اِلَى الْجَنَّةِ Zeyd’den evvel bir uzvu şehid edileceğini haber vermiş. Bir zaman sonra, Nihavend harbinde bir eli kesilmiş. Demek, en evvel o el şehid olup mânen Cennete gitmiş.

İşte, bütün bahsettiğimiz umur-u gaybiye, on kısım envâ-ı mu’cizâtından birtek nevidir. O nev’in on kısmından bir kısmını söylemedik. Şimdi, bu kısımla beraber, i’câz-ı Kur’ân’a dair Yirmi Beşinci Sözde, gayet geniş ihbar-ı gayb nev’inin, dört nev’ini icmâlen beyan etmişiz. İşte buradaki nev’i ile beraber, Kur’ân’ın lisanıyla gaybdan haber verilen o dört büyük nev’i beraber düşün. Gör ki, ne kadar kat’î, şüphesiz, parlak, kuvvetli, kavî bir burhan-ı risalettir ki, bütün bütün kalbi, aklı bozulmayan, elbette iman edecek ki, zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, Hâlık-ı Külli Şey ve Allâmü’l-Guyûb olan bir Zât-ı Zülcelâlin resulüdür ve Ondan haber alıyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah bir kulunu serbest bıraktı. O da, Allah katındakini seçti.” Buharî, Menâkıbu’l-Ensâr: 45; Salât: 80, Fedâilü’s-Sahâbe: 3; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe: 2; Tirmizî, Menâkıb: 15; Ebû Dâvud, Mukaddime: 14; Müsned, 3:18, 478, 4:211, 5:139; İbni Hibban, Sahih, 8:200, 9:58.
2 : “Onun bir uzvu kendisinden önce Cennete gider.” Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:343; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:702; Hafâci, Şerhu’ş-Şifâ, 3:214; el-Heysemî, Mecme’u’z-Zevâid, 9:398; Askâlânî, el-Metâlibü’l-Âliye, 4:91, no. 4047.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Nükteli İşaret / Sonraki Risale: Yedinci Nükteli İşaret
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
Allâmü’l-Guyûb : gayb âlemini ve bütün gizlilikleri bilen Allah
asr-ı sıdk : doğruluk asrı, sadakat dönemi
bereket-i taam : yemekteki bereket
burhan-ı risalet : elçilik, peygamberlik delili
cemaat-i kesire : büyük ve kalabalık topluluk
ekser : pekçok
envâ-ı mu’cizât : mu’cizelerin türleri
gayb : bilinmeyen ve görünmeyen âlem
Hâlık-ı Külli Şey : herşeyin yaratıcısı olan Allah
i’câz-ı Kur’ân : Kur’ân’ın mu’cizeliği
icmâlen : kısaca, özet olarak
ihbar-ı gayb : gayb âleminden gelen haberler
mu’cizât : mu’cizeler; Allah’ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını aciz ve hayrette bırakan olağanüstü hal ve hareketler
mu’cizât-ı Nebeviye : Peygamberimizin mu’cizeleri
mukaddime : başlangıç, giriş
muteber : itibar edilen, geçerli
müteaddit : çeşitli, birçok
mütevatir : yalanda birleşmeleri mümkün olmayan toplulukların birbirinden ve ilk topluluğun da Peygamber Efendimizden (a.s.m.) aktardığı haber
nevi : çeşit, tür
nükte : ince ve derin mânâ
resul : elçi, peygamber
sâ’ : genelde tahıl ve yiyeceklerde kullanılan yaklaşık olarak 3 kg ağırlığında ölçü birimi
Sahabe : Hz. Peygamberi (a.s.m.) dünya gözüyle gören ve onun yolundan giden Müslümanlar
sahih : sağlam ve doğru
tasdik : doğrulama, onay
tekzip : yalanlama
umur-u gaybiye : gaybî, bilinmeyen şeyler
vuku bulmak : olmak, meydana gelmek
zât-ı Ahmediye : Peygamberimiz Hz. Muhammed’in zâtı, kişiliği
Zât-ı Zülcelâl : sonsuz büyüklük ve azamet sahibi olan Zât, Allah
Yükleniyor...