Block title
Block content
Yüz binlerle müçtehidîn-i muhakkikîn ve muhaddisîn-i kâmilîn ve evliyalar ve asfiyalar yetiştirdiler. Eğer karşılarında Âl-i Beytin gayet kuvvetli velâyet ve diyanet ve kemâlâtı olmasaydı, Abbasîlerin ve Emevîlerin âhirlerindeki gibi, bütün bütün çığırdan çıkmak muhtemeldi.

Eğer denilse: “Neden hilâfet-i İslâmiye Âl-i Beyt-i Nebevîde takarrur etmedi? Halbuki en ziyâde lâyık ve müstehak onlardı.”

Elcevap: Saltanat-ı dünyeviye aldatıcıdır. Âl-i Beyt ise, hakaik-i İslâmiyeyi ve ahkâm-ı Kur’âniyeyi muhafazaya memur idiler. Hilâfet ve saltanata geçen, ya nebî gibi mâsum olmalı, veyahut Hulefâ-i Râşidîn ve Ömer ibni Abdülâziz-i Emevî ve Mehdî-i Abbâsî gibi harikulâde bir zühd-ü kalbi olmalı ki, aldanmasın. Halbuki, Mısır’da Âl-i Beyt namına teşekkül eden devlet-i Fâtımiye hilâfeti ve Afrika’da Muvahhidîn hükûmeti ve İran’da Safevîler devleti gösteriyor ki, saltanat-ı dünyeviye Âl-i Beyte yaramaz; vazife-i asliyesi olan hıfz-ı dini ve hizmet-i İslâmiyeti onlara unutturur. Halbuki, saltanatı terk ettikleri zaman, parlak ve yüksek bir surette İslâmiyete ve Kur’ân’a hizmet etmişler.

İşte, bak: Hazret-i Hasan’ın neslinden gelen aktablar, hususan Aktâb-ı Erbaa ve bilhassa Gavs-ı Âzam olan Şeyh Abdülkàdir-i Geylânî ve Hazret-i Hüseyin’in neslinden gelen imamlar, hususan Zeynelâbidin ve Cafer-i Sadık ki, herbiri birer mânevî mehdî hükmüne geçmiş, mânevî zulmü ve zulümatı dağıtıp envâr-ı Kur’âniyeyi ve hakaik-i imaniyeyi neşretmişler, cedd-i emcedlerinin birer vârisi olduklarını göstermişler.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahkâm-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın hükümleri, esasları
aktab : kutuplar, büyük velilerden zamanının en büyük mürşidi olan kimseler
aktâb-ı erbaa : dört büyük kutub zât (Seyyid Abdülkadir-i Geylâni, Seyyid Ahmed-i Bedevî, Seyyid Ahmed-i Rufâî ve Seyyid İbrahim Desukî)
Âl-i Beyt : Peygamber Efendimizin ailesi ve onun neslinden gelenler
asfiya : Hz. Peygamber yolundan giden ilim ve takvâ sahibi velî kullar
bilhassa : özellikle
diyanet : dindarlık
evliya : velîler, Allah’ın sevgili kulları
hakaik-i imâniye : imanî hakikatler, esaslar
hakaik-i İslâmiye : İslâmî hakikatler, esaslar
harikulâde : olağanüstü, hayranlık verici
hıfz-ı din : dinin korunması
hilâfet : halifelik; Peygamberimizin vekili olarak din ve dünya işlerinde genel reislik
hilâfet-i İslâmiye : İslâm halifeliği
hizmet-i İslâmiyet : İslâm dinine hizmet
Hulefâ-i Râşidîn : dört büyük halife; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali
hususan : bilhassa, özellikle
kemâlât : faziletler, iyilikler, ahlâk ve huy güzellikleri
memur : görevli
muhaddisîn-i kâmilin : hadis ilmini çok ileri derecede bilen, çok sayıda hadîs ezberleyen, yazan veya aktaran olgun hadis âlimleri
muhafaza : koruma
müçtehidîn-i muhakkikîn : muhakkik müçtehidler; bir meseleyi derinlemesine bilen Kur’ân ve Sünnet ışığında hüküm ortaya koyan büyük İslâm âlimleri
müstehak : lâyık, hak etmiş
nam : ad
nebî : peygamber
neşir : yayma
saltanat-ı dünyeviye : dünya saltanatı
suret : biçim, şekil
takarrur : yerleşme, sabitleşme
zulümat : karanlıklar
zühd-ü kalb : nefsî ve dünyevî arzuları terk etme, kalbin dünya alâkalarından kesilmesi
Yükleniyor...