Block title
Block content
ON ÜÇÜNCÜ ESAS: Hem tebliğ ettiği ahkâmın sağlamlığına öyle bir vüsuk ve güvenmekle söylüyor ve davet ediyor ki, dünya toplansa, onu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez. Buna şahit, bütün tarih-i hayatı ve Siyer-i Seniyesidir.

ON DÖRDÜNCÜ ESAS: Hem öyle bir itmi’nân ile, bir itimad ile davet eder, tebliğ eder ki, kimseden minnet almaz, hiçbir müşkülâta karşı telâş etmez. Tereddütsüz, kemâl-i samimiyetle ve safvetle ve herkesten evvel kendisi amel edip kabul ederek, getirdiği ahkâmı ilân eder. Buna şahit ise, herkesçe, dost ve düşmanca malûm olan meşhur zühdü ve istiğnâsı ve dünyanın fâni müzeyyenâtına adem-i tenezzülüdür.

ON BEŞİNCİ ESAS: Hem getirdiği dine herkesten ziyade itaati ve Hâlıkına karşı herkesten ziyade ubûdiyeti ve menhiyâta karşı herkesten ziyade takvâsı kat’iyen gösterir ki, o, Sultan-ı Ezel ve Ebedin mübelliğidir, elçisidir. Ve o, Mâbud-u Bilhakkın en hâlis abdidir ve Kelâm-ı Ezelînin tercümanıdır. Şu on beş adet esasların neticesi şudur ki: Mezkûr evsafla muttasıf şu zât, bütün kuvvetiyle, bütün hayatında mükerreren ve mütemadiyen فَاعْلَمْ اَنَّهُ لآٰ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ 1 der, vahdâniyeti ilân eder.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰۤى اٰلِهِ عَدَدَ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ 2

سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 3

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Bil ki Allah’tan başka ilâh yoktur.” Muhammed Sûresi, 47:19.
2 : Allahım! Ona ve âline, ümmetinin hasenâtı adedince salât ve selâm et.
3 : “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” Bakara Sûresi, 2:32.
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abd : kul
adem-i tenezzül : tenezzül etmeme, eğilip bakmama, inmeme
ahkâm : hükümler, esaslar
amel etme : dinin emir ve yasaklarına uygun hareket etme
evsaf : vasıflar, özellikler
fâni : gelip geçici, ölümlü
Hâlık : herşeyi var eden yaratıcı Allah
hâlis : samimi, içten
istiğna etme : yüz çevirip bakmama, eldekini yeter bulma, tok gönüllülük
itimad : güvenme
itmi’nân : emin olma, tereddütsüz inanma
kat’iyen : kesin olarak, şüphesiz
Kelâm-ı Ezelî : varlığının başlangıcı olmayan Allah’ın kelâmı, Kur’ân-ı Kerim
kemâl-i samimiyet : tam bir samimiyet, içtenlik
Mâbûd-u Bilhak : hakkıyla ibadete lâyık olan Allah
malûm : bilinen, belli
menhiyât : Allah’ın yasakladığı şeyler; dinen haram olan şeyler
mezkûr : zikredilen, adı geçen
muttasıf : vasıflı
mübelliğ : tebliğ edici, bildirici
mükerreren : defalarca, tekrarla
müşkülat : zorluklar, güçlükler
mütemadiyen : sürekli olarak
müzeyyenat : süslemeler
safvet : safilik, halislik
Siyer-i Seniye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) hayatı, yüksek ahlâk ve vasıflarına dair yazılan kitap
Sultan-ı Ezel ve Ebed : başlangıç ve sonu olmaksızın, hüküm ve saltanatı ezelden ebede devam eden Sultan, Allah
takvâ : Allah’tan korkup emir ve yasaklarına titizlikle uyma
tarih-i hayat : hayat tarihi, özgeçmiş
tebliğ : bildirme, ulaştırma
ubûdiyet : Allah’a kulluk
vahdâniyet : Allah’ın bir ve benzersiz oluşu ve ortağının bulunmayışı
vüsuk : doğruluk, güvenilirlik
ziyade : çok, fazla
zühd : Allah korkusuyla günahlardan kaçınıp kendini ibadete verme
Yükleniyor...