Block title
Block content
Hem başta İmam-ı Tirmizî haber veriyor ki:

Sa’d ibni Ebî Vakkas için Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dua etmiş: 1 اَللّٰهُمَّ اَجِبْ دَعْوَتَهُ demiş. Sa’d’ın duasının kabulü için dua etmiş. O asırda Sa’d’ın bedduasından herkes korkuyordu. Duasının kabulü de şöhret buldu.2

Hem meşhur Ebu Katâde’ye ferman etmiş:

3 اَفْلَحَ اللهُ وَجْهَكَ اَللّٰهُمَّ بَارِكْ لَهُ فِى شَعْرِهِ وَبَشَرِهِ diye, genç kalmasına dua etmiş. Ebu Katâde yetmiş yaşında vefat ettiği vakit, on beş yaşında bir genç gibi olduğu, nakl-i sahihle4 şöhret bulmuş.

Hem meşhur şair Nâbiğa’nın kıssa-i meşhuresidir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın yanında bir şiirini okumuş. Şu fıkra:

بَلَغْنَا السَّمَاۤءَ مَجْدُنَا وَسَنَاۤئُنَا - وَاِنَّا نُرِيدُ فَوْقَ ذٰلِكَ مَظْهَرًا

Yani, “Şerefimiz göğe çıktı; biz daha üstüne çıkmak istiyoruz.” Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, mülâtafe suretinde ferman etti:

اِلَى اَيْنَ يَاۤ اَبَا لَيْلٰى؟ dedi: اِلَى الْجَنَّةِ يَا رَسُولَ اللهِ Yani, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, lâtife olarak dedi: “Gökten öbür tarafa nereyi istiyorsun ki, şiirinde orayı niyet ediyorsun?” Nâbiğa dedi: “Göklerin fevkinde Cennete gitmek istiyoruz.” Sonra bir mânidar şiirini daha okudu.

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dua etti:

لاَ يَفْضُضِ اللهُ فَاكَ Yani, “Senin ağzın bozulmasın.” İşte, o dua-yı Nebevînin bereketiyle, o Nâbiğa, yüz yirmi yaşında bir dişi noksan olmadı. Hattâ bazı bir dişi düştüğü vakit, yerine bir daha geliyordu.5

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allahım, onun duasını kabul eyle.” Tirmizî, Menâkıb: 27, no. 3751; İbn-i Hibbân, Sahih, no. 12215; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:499; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ, 1:93, Ebû Nuaym, Delâilü’n-Nübüvve, 3:206; el-Elbânî, Mişkâtü’l-Mesâbîh, 3:251, no. 6116; el-Mubârekforî, Tuhfetü’l-Ahvezî, 10:253-254, no. 3835; Ahmed ibni Hanbel, Fedâilü’s-Sahâbe, 2:750, no. 1038; İbnü’l-Esîr, Câmi’u’l-Usûl, 10:16, no. 6535.
2 : İbdü’l-Esîr, Üsdü’l-Ğâbe, 2:367; İbni Hacer, el-İsâbe, 2:33.
3 : “Allah onun yüzünü ak etsin. Allahım, onun tenini ve saçını mübarek kıl.”
4 : Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:327; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:660; Hafâcî, Şerhu’ş-Şifâ, 3:128.
5 : Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:661; İbni Hacer, el-İsâbe fî Temyizi’s-Sahâbe, no. 8639; el-Askalânî, el-Metâlibü’l-Âliye, no. 4060; İbni Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 6:168.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü İşaret / Sonraki Risale: On Beşinci İşaret
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
beddua : kötü dua
bereket-i dua-yı Nebevî : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) duasının bereketi
ferman etmek : emretmek, buyurmak
fevkinde : üstünde
hasıl : meydana gelme, ortaya çıkma
iktifa etme : yetinme
iştihar etme : meşhur olma, şöhret bulma
kesret-i mal : malın çokluğu, fazlalığı
kıssa-i meşhure : meşhur kıssa, olay
lâtife : espiri, edep sınırlarını aşmayan ince şaka
mülâtafe : lâtifede bulunma, espiri yapmak, edep sınırlarını aşmadan şaka ile takılma, karşılıklı şakalaşma
nakl-i sahih : bir hadis-i şerifin Peygamber Efendimizden (a.s.m.) doğru ve sağlam kanallarla aktarılması
nevi : tür, çeşit
nümune : örnek, misal
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
sehâvet : cömertlik
suret : biçim, şekil
şöhretgîr : şöhret sahibi
Yükleniyor...