Block title
Block content
ÜÇÜNCÜ MİSAL: Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâmın “yed-i beyzâ” ve “asâ” mu’cizesine nazire olarak, üç hâdisede bir mu’cize-i Ahmediye:

Birincisi: Hazret-i İmam-ı Ahmed ibni Hanbel, Ebu Saidi’l-Hudrî’den tahriç ve tashih eder ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Katâde ibni Numan’a, karanlıklı, yağmurlu bir gecede bir değnek verir ve ferman eder ki: “Sana, lâmba gibi, onar arşın her tarafta ışık verecek. Evine gittiğin zaman bir siyah şahıs gölge göreceksin. O şeytandır. Onu hanenden çıkar, tard et.” Katâde değneği alır, gider. Yed-i beyzâ gibi ışık verir. Evine gider, o siyah şahsı görür, tard eder.1

İkincisi: Bir menba-ı garaip olan gazve-i kübrâ-yı Bedir’de, Ukkâşe ibni’l-Muhassını’l-Esedî’nin müşriklerle döğüşürken kılıcı kırıldı. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, ona, kılıca mukàbil, kalınca bir değnek verdi. Dedi: “Bununla harb et.” Birden, değnek, biiznillâh, uzun, beyaz bir kılıç oldu. Onunla harb etti. Hayatı miktarınca, tâ Yemâme harbinde şehid oluncaya kadar boynunda taşıdı.2 Şu hâdise kat’îdir. Çünkü Ukkâşe bütün hayatında onunla iftihar etmiş ve o kılıç “el-avn” namıyla meşhur olmuş. İşte, Hazret-i Ukkâşe’nin iftiharı ve kılıcın “avn” namıyla, kılıçların fevkinde iştiharı, şu hâdisenin iki hüccetidir.

Üçüncüsü: İbnü Abdi’l-Berr 3 gibi bir allâme-i asır ve ehl-i tahkikin büyüklerinden nakil ve tashih ediyorlar ki: Gazve-i Uhud’da, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın halazâdesi olan Abdullah ibni Cahş harb ederken kılıcı kırıldı. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ona bir değnek verdi. O değnek onun elinde bir kılıç oldu; onunla harb etti. O eser-i mu’cize olan kılıç bâki kaldı.4 Meşhur İbnü Seyyidi’n-Nâs, siyerinde haber veriyor ki: Bir zaman sonra, Abdullah o kılıcı Buğa-yı Türkî namında bir adama iki yüz liraya sattı.5 İşte bu iki kılıç, asâ-yı Mûsâ gibi birer mu’cizedir. Fakat asâ-yı Mûsâ, vefat-ı Mûsâ’dan sonra vech-i i’câzı kalmadı; fakat şunlar bâki kaldılar.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Müsned, 3:65; es-Sâ’âtî, el-Fethü’r-Rabbânî, 22:66-67; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 2:166-167; el-Hindî, Kenzü’l-Ummâl, 12:376; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:3323; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:671; el-Askalânî, el-İsâbe, no. 7076.
2 : Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:333; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:671; Hafâcî, Şerhu’ş-Şifâ, 3:156; İbni Hişâm, Siretü’n-Nebî, 1:637; İbnü’l-Kayyım, Zâdü’l-Meâd (tahkik: Arnavûd), 3:186.
3 : Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:333; Hafâcî, Şerhu’ş-Şifâ, 3:157; İbni Seyyidi’n-Nâs, Uyûnu’l-Eser, 2:20; el-Askâlânî, el-İsâbe, no. 4583.
4 : İbni Abdi’l-Berr, el-İstibâb, 2:274 (İsâbe’nin kenarında); İbni Hacer, el-İsâbe, 2:287; İbni Seyyidi’n-Nâs, Uyûnü’l-Eser, 2:32; Abdürrezzâk, el-Musannef, 11:279.
5 : İbni Seyyidi’n-Nâs, 2:32; Abdurrezzâk, el-Musannef, 11:279.
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine olsun
allâme-i asır : zamanın büyük âlimi
arşın : yaklaşık 68 cm’lik ölçü birimi
asâ : baston, değnek
bâki : devamlı, kalıcı
biiznillâh : Allah’ın izni ile
ehl-i tahkik : gerçeği delilleriyle bilen âlimler
el-avn : yardım
eser-i mu’cize : mu’cize eseri, delili
ferman : emir, buyruk
fevkinde : üstünde
halazâde : hala oğlu
harb etmek : savaşmak
hüccet : delil, kanıt
iftihar : övünme
iştihar : meşhur olma
kat’î : kesin, şüphesiz
menbâ-ı garaip : gariplikler kaynağı
mu’cize : Allah’ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını aciz ve hayrette bırakan olağanüstü hal ve hareketler
mu’cize-i Ahmediye : Hz. Muhammed’in mu’cizesi
mukàbil : karşılık
müşrik : Allah’a ortak koşan
nakil : aktarma, anlatma
nazire : örnek, benzer
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
tahriç : hadisin asıl kaynağına ulaşma
tard etmek : uzaklaştırmak, kovmak
tashih : düzeltme
yed-i beyzâ : Hz. Mûsa’nın (a.s.) Fir’avuna karşı mu’cize olarak görünen parlak eli
Yükleniyor...