Block title
Block content
SEKİZİNCİ MİSAL: Başta meşhur İbni Huzeyme, Sahih’inde, râviler Hazret-i Ömer’den naklediyorlar ki:

Gazve-i Tebük’te susuz kaldık. Hattâ bazılar devesini keser, susuzluktan içini sıkar, içerdi. Ebu Bekri’s-Sıddık, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma dua etmek için rica etti. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm elini kaldırdı; daha elini indirmeden bulut toplandı, yağmur öyle geldi ki, kaplarımızı doldurduk. Sonra su çekildi. Ordumuza mahsus olarak, hududumuzu tecavüz etmedi.1 Demek, tesadüf içine karışmamış, sırf bir mu’cize-i Ahmediyedir (a.s.m.).

DOKUZUNCU MİSAL: Meşhur Abdullah ibni Amr ibni’l-Âs’ın hafidi ve dört imamın ona itimad edip ve ondan tahric-i hadîs ettikleri Amr ibni Şuayb’dan, nakl-i sahihle haber veriyorlar ki:

Demiş: Nübüvvetten evvel, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, amcası Ebu Talib ile deveye binip, Arafe civarında Zilhicaz nam-mevkie geldikleri vakit, Ebu Talib demiş: “Ben susadım.” Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm inmiş, yere ayağını vurmuş, su çıkmış, Ebu Talib içmiştir.2

Muhakkikînden birisi demiş ki: Şu hâdise nübüvvetten evvel olduğundan, irhasat kàbilinden olmakla beraber, bin sene sonra aynı yerde Arafat çeşmesi çıkması, o hâdiseye binaen bir keramet-i Ahmediye (a.s.m.) sayılabilir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : el-Heysemî, el-Mecmeu’z-Zevâid, 6:194; el-Hindî, Kenzü’l-Ummâl, 12:353; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:190; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:600; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve: 2:63; Süyûtî, el-Hasâisü’l-Kübrâ, 2:105.
2 : Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:290; el-Hafâcî, Şerhu’ş-Şifâ, 3:29; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve: 2:15-20; (ayrıca bk. Buhârî, İstiskâ, 3; Müsned, 2:93).
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yedinci Nükteli İşaret / Sonraki Risale: Dokuzuncu İşaret
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
binaen : dayanarak
çendan : gerçi
hafid : evlat oğlu, torun
hudud : sınır
irhâsât : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliğinden evvel meydana gelen ve peygamber olacağına işaret eden harika haller, belirtiler
itimat etme : dayanma, güvenme
kàbil : tür, sınıf
kat’i : şüphesiz, kesin
kerâmet-i Ahmediye : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) Allah’ın bir ikramı olarak, kendinde görülen olağanüstü hal ve hareketler
kütüb-ü sahiha : sahih, doğru güvenilir hadis kitapları
mânevî tevatür : yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluğun bir hadis-i şerifi mânâ yönünden aktarması veya aktarılırken susmak suretiyle doğruluğunu tasdik etmesi
mu’cizât-ı mâiye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) su ile ilgili mu’cizeleri
mu’cize-i Ahmediye : Hz. Muhammed’in mu’cizesi
mu’cize-i Sahâbiye : Sahabelerle alâkalı olup, pekçoğunun gördüğü, tasdik ettiği mu’cizeler
muhakkikîn : gerçekleri araştıran ve delilleriyle bilen âlimler
müteaddit : çeşitli
nakl-i sahih : bir hadis-i şerifin Peygamber Efendimizden (a.s.m.) doğru ve sağlam kanallarla aktarılması
nam mevki : adlandırılan yer
nübüvvet : peygamberlik
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
suret : biçim, şekil
tahric-i hadis : hadisin asıl kaynağına ulaşma
tarik : yol, hadis veya haberin geliş kanalı
Yükleniyor...