Block title
Block content
İşte, şu dokuz misaller gibi, doksan misal olmasa da, belki doksan surette rivayetler, mu’cizât-ı mâiyeyi haber vermişler. Baştaki yedi misal, mânevî tevatür gibi kat’î ve kuvvetlidirler. Âhirdeki iki misal, çendan o derece tarikleri kuvvetli ve müteaddit değil, râvileri çok değiller. Fakat sekizinci misalde Hazret-i Ömer’den rivayet olunan mu’cize-i sahâbiyeyi teyid ve takviye eden ikinci bir mu’cize-i sahâbiye, başta İmam-ı Beyhakî ve Hâkim olarak, kütüb-ü sahiha, Hazret-i Ömer’den haber veriyorlar ki:

Hazret-i Ömer, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan yağmur duasını niyaz etti. Çünkü ordu suya muhtaçtı. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm elini kaldırdı. Birden bulut toplandı, yağmur geldi, ordunun ihtiyacı kadar su verdi, gitti. 1 Âdetâ, yalnız orduya su vermek için memurdu; geldi, ihtiyaca göre verdi, gitti.

Şu hâdise, nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder. Öyle de, şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkülpesent, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbni Cevzî gibi bir muhakkik der ki: “Şu hâdise gazve-i meşhure-i Bedir’de vuku bulmuş.2

3 وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمآءِ مآءً لِيُطَهِّرَكُمْ بِهِ âyet-i kerimesi o hâdiseyi beyan edip ifade eder.”

Madem âyet o hâdiseyi gösterir; kat’iyetinde şüphe kalmaz. Hem dua-i Nebevî ile, birden ve sür’atle, daha elini indirmeden yağmurun gelmesi, çok tekerrür etmiş, tek başıyla bir mu’cize-i mütevatiredir. Bazı defa camide, minber üstünde elini kaldırmış, daha indirmeden yağmış; tevatürle nakledilmiş. 4

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : el-Hafâcî, Şerhu’ş-Şifâ, 3:128; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:601; Süyûtî, ed-Dürerü’l-Mensûr, 3:170.
2 : İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-Mesîr, 3:328.
3 : “Sizi temizlemek için üzerinize gökten yağmur indirmişti.” Enfal sûresi, 8:11.
4 : Buhârî, İstiskâ, 3,6,10,12,13,21; Müslim, İstiskâ, 8-10; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve, 6:139-146.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yedinci Nükteli İşaret / Sonraki Risale: Dokuzuncu İşaret
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
allâme : büyük âlim
âyet-i kerime : şerefli âyet, Kur’ân’ın herbir cümlesi
beyan : açıklama
dua-i Nebevî : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) duası
envâ-ı mu’cizât : mu’cizelerin türleri
gazve-i meşhure-i Bedir : meşhur Bedir Savaşı
kat’î : kesin, şüphesiz
kat’iyet : kesinlik
mânevî tevatür/mânen mütevatir : yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan toplulukların bir haber veya hadisi aktarması veya aktarılırken susmak suretiyle doğruluğunu tasdik etmesi
meşâhir-i sıddîkîn-i Sahabe : doğruluklarıyla meşhur olmuş Sahabeler
mevzu (hadis) : uydurma hadis; Peygamber Efendimize (a.s.m.) dayandırılan uydurma söz
mu’cize-i mütevatire : yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluk tarafından aktarılan mu’cize
mu’cize-i şeceriye : ağaçla ilgili olan mu’cize
muhakkik : gerçekleri araştıran ve delilleriyle bilen
mübarek : bereketli, hayırlı
müşkülpesent : aşırı itina gösteren, titiz, zorla beğenen
müteaddit : birçok, çeşitli
mütevatir : tevatür şeklinde olan
niyaz etmek : istemek
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
sahih : (hadis) Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin olarak bilinen hadis
sarihan mütevatir/sarih mütevatir : yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluğun aktardıkları haber veya hadis
suret : biçim, şekil
tarik : yol, hadis veya haberin geliş kanalı
tashih : düzeltme
tekerrür etmek : tekrarlanmak
tevatür : yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluk tarafından bir hadis-i şerifin aktarılması
teyid : doğrulama
vuku bulma : gerçekleşme, meydana gelme
Yükleniyor...