Block title
Block content
Meselâ,

وَقِيلَ يَا اَرْضُ ابْلَعِى مَاۤءَكِ وَيَا سَمَاۤءُ اَقْلِعِى وَغِيضَ الْمَاۤءُ وَقُضِىَ اْلاَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِىِّ وَقِيلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ 1

kısa birkaç cümleyle Tufan hadise-i azîmesini netâiciyle öyle îcazkârâne ve mucizâne beyan ediyor ki, çok ehl-i belâğati, belâğatine secde ettirmiş. Hem meselâ,

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَا - اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَا - فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللهِ نَاقَةَ اللهِ وَسُقْيٰيهَا - فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَا - وَلاَ يَخَافُ عُقْبٰيهَا 2

İşte, kavm-i Semud’un acip ve mühim hâdisâtını ve netâicini ve sû-i akıbetlerini böyle kısa birkaç cümle ile, îcaz içinde bir i’câz ile, selâsetli ve vuzuhlu ve fehmi ihlâl etmez bir tarzda beyan ediyor. Hem meselâ,

وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِى الظُّلُمَاتِ
اَنْ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّۤ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
3

İşte, اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ 4 cümlesinden فَنَادٰى فِى الظُّلُمَات 5 cümlesine kadar çok cümleler matvîdir, o mezkûr olmayan cümleler ise fehmi ihlâl etmiyor, selâsetine zarar vermiyor. Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın kıssasından mühim esasları zikreder, mütebâkisini akla havale eder. Hem mesela,..

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ve denildi ki: ‘Ey yer, suyunu yut. Ey gök, suyunu tut.’ Su çekildi, iş bitirildi ve gemi Cûdî Dağına oturdu. Ve ‘Zalimler güruhu Allah’ın rahmetinden uzak olsun’ denildi.” Hûd Sûresi, 11:44.
2 : “Semud kavmi, azgınlığı yüzünden peygamberini yalanladı. Onların en azgını başkaldırdığı zaman, Allah’ın Resulü kendilerine ‘Allah’ın bir mucize olarak yarattığı şu deveye dokunmayın; onun su içmesine mâni olmayın’ demişti. Onlar peygamberlerini yalanlayıp deveyi öldürdüler. Rableri de, günahları yüzünden onları azapla kuşatıp hepsini birden helâk etti. Allah onlara verdiği cezanın âkıbetinden korkacak değildir.” Şems Sûresi, 91:11-15.
3 : “Balığın yuttuğu Yunus’u da hatırla ki, öfkelenerek kavmini terk etmiş ve Bizim de kendisini bu yüzden bir sıkıntıya uğratmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde kaldığında niyaz etti: ‘Senden başka ilâh yoktur; Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendisine zulmedenlerden oldum.’” Enbiyâ Sûresi, 21:87.
4 : “Kendisini sıkıntıya uğratmayacağımızı.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.
5 : “Karanlıklar içinde nida etti.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Beşinci Mektup / Sonraki Risale: Yirmi Yedinci Mektup
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : hayret verici, şaşırtıcı
Aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine olsun
beyan : açıklama
ehl-i belâğat : edebiyatçılar, söz ve ifade uzmanları
fehm : anlayış, kavrayış
hâdisât : hadiseler, olaylar
hadise-i âzime : büyük olay
Hazret-i Yunus :
i’câz : mu’cize oluş
îcaz : vecizlik, az sözle çok mânâlar ifade etme
îcazkârâne : vecizeli bir şekilde, az sözle çok mânâlar ifade ederek
ihlâl etmek : bozmak, karıştırmak
kavm-i Semûd : Hz. Salih’in peygamber olarak gönderildiği fakat azgınlıklarından dolayı Allah’ın yok ettiği kavim
kıssa : ibretli hikâye
matvî : dürülmüş, sıkıştırılmış
mezkûr : anılan, sözü geçen
mühim : önemli
mütebaki : geri kalan kısım
netâic : neticeler, sonuçlar
selâset : sözün akıcı olma hali; ifadedeki âhenk, açıklık, kolaylık ve akıcılık
sû-i akıbet : kötü son
Tufan : Nuh Tufanı, büyük su baskını
vuzuh : açıklık
zikretmek : anmak, bildirmek
Yükleniyor...