Block title
Block content
Meselâ, Muhyî ismi birşeye tecellî ettiği vakit ve hayat verdiği dakikada, Hakîm ismi dahi tecellî ediyor, o zîhayatın yuvası olan cesedini hikmetle tanzim ediyor. Aynı halde Kerîm ismi dahi tecellî ediyor, yuvasını tezyin eder. Aynı anda Rahîm isminin dahi tecellîsi görünüyor; o cesedin şefkatle havâicini ihzar eder. Aynı zamanda Rezzâk ismi tecellîsi görünüyor; o zîhayatın bekàsına lâzım maddî ve mânevî rızkını ummadığı tarzda veriyor, ve hâkezâ...

Demek, Muhyî kimin ismi ise, kâinatta nurlu ve muhît olan Hakîm ismi de Onundur ve bütün mahlûkatı şefkatle terbiye eden Rahîm ismi de Onundur ve bütün zîhayatları keremiyle iaşe eden Rezzâk ismi dahi Onun ismidir, ünvanıdır, ve hâkezâ...

Demek, herbir isim, herbir fiil, herbir eser öyle bir burhan-ı vahdâniyettir ki, kâinatın sahifelerinde ve asırların satırlarında yazılan ve mevcudat denilen bütün kelimâtı, Kâtibinin nakş-ı kalemi olduğuna delâlet eden birer mühr-ü vahdâniyet, birer hâtem-i ehadiyettir.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ قَالَ: «اَفْضَلُ مَا قُلْتُ اَنَا وَالنَّبِيُّـونَ مِنْ قَبْلِى لآ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ» وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ 1

BEŞİNCİ MESELE

Saniyen: Mektubunuzda “Mücerred لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ 2 kâfi midir? Yani, مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ 3 demezse ehl-i necat olabilir mi?” diye, diğer bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Yalnız şimdi bu kadar deriz ki:

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Allahım! “Benim ve benden evvelki peygamberlerin sözleri içinde en faziletlisi Lâ ilâhe illâllah’tır” buyuran zâta ve âl ve ashabına salât ve selâm et. [Muvatta’, Kur’ân: 32; Hac: 246; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:153; el-Elbânî, Sahihu’l-Câmii’s-Sağîr, no. 1113]
2 : Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur.
3 : Hazret-i Muhammed (a.s.m.) Allah’ın resulüdür.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Üçüncü Mebhas
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bekà : devamlılık ve kalıcılık
burhan-ı vahdâniyet : Allah’ın birliğine ait delil
delâlet etme : işaret etme
devâir-i mütedâhile : iç içe daireler
ef’âl : fiiler, işler
elvân-ı seb’a : yedi renk
Fâil : her işi mükemmel şekilde yapan ve bütün fiilleri yaratan Allah
hâkezâ : bunun gibi
Hakîm : herşeyi hikmetle, belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan Allah
hâtem-i ehadiyet : Allah’ın herbir varlıkta birliğini gösteren mührü
havâic : ihtiyaçlar
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak faydalı, anlamlı ve tam yerli yerinde yaratılması
iaşe etme : besleme, yedirip içirme
ihzar etme : hazırlama
isnad etme : dayandırma
Kâtib : bütün varlıkları bir kitap yazar gibi, mükemmel bir şekilde yaratan Allah
kelimât : kelimeler, sözler
kerem : cömertlik, ikram, bağış
Kerîm : sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan Allah
mahlûkat : varlıklar
mevcudat : varlıklar
muhît : herşeyi kuşatan
Muhyî : bütün canlılara hayat veren Allah
mücerred : soyutlanmış, yalnız
mühr-ü vahdâniyet : birlik mührü
Müsemmâ : ismin sahibi; güzel isimlerle isimlendirilen Allah
nakş-ı kalem : kalemin nakşı
nur : aydınlık, ışık
Rahîm : rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah
Rezzak : bütün canlıların rızıklarını veren Allah
saniyen : ikinci olarak
şefkat : merhamet, acıma
tanzim : düzenleme
tecellî etme : belirme, görünme
tekmil etme : tamamlama
terbiye etme : belli bir amaca erişecek şekilde geliştirme
tezyin etme : süsleme
zîhayat : canlı, hayat sahibi
ziya : ışık
Yükleniyor...