Block title
Block content
ALTINCISI: Madem sizlerle, itikadınızca ve bana edilen muameleye nazaran, küllî bir muhalefetimiz var. Siz dininizi ve âhiretinizi dünyanız uğrunda feda ediyorsunuz. Elbette, mâbeynimizde, tahmininizce bulunan muhalefet sırrıyla, biz dahi hilâfınıza olarak, dünyamızı dinimiz uğrunda ve âhiretimize her vakit feda etmeye hazırız. Sizin zalimâne ve vahşiyâne hükmünüz altında bir iki sene zelîlâne geçecek hayatımızı, kudsî bir şehadeti kazanmak için feda etmek, bize âb-ı kevser hükmüne geçer. Fakat Kur’ân-ı Hakîmin feyzine ve işârâtına istinaden, sizi titretmek için, size kat’î haber veriyorum ki:

Beni öldürdükten sonra yaşayamayacaksınız. Kahhar bir el ile, cennetiniz ve mahbubunuz olan dünyadan tard edilip ebedî zulümata çabuk atılacaksınız. Arkamdan, pek çabuk sizin nemrutlaşmış reisleriniz gebertilecek, yanıma gönderilecek. Ben de huzur-u İlâhîde yakalarını tutacağım. Adalet-i İlâhiye onları esfel-i sâfilîne atmakla intikamımı alacağım.

Ey din ve âhiretini dünyaya satan bedbahtlar! Yaşamanızı isterseniz bana ilişmeyiniz. İlişseniz, intikamım muzaaf bir surette sizden alınacağını biliniz, titreyiniz! Ben rahmet-i İlâhîden ümit ederim ki, mevtim, hayatımdan ziyade dine hizmet edecek ve ölümüm başınızda bomba gibi patlayıp başınızı dağıtacak! Cesaretiniz varsa ilişiniz! Yapacağınız varsa göreceğiniz de var. Ben bütün tehdidâtınıza karşı, bütün kuvvetimle bu âyeti okuyorum:

اَلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ اِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ اِيمَانًا وَقَالوُا حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ 1

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar onlara ‘Düşman size karşı büyük bir kuvvet topladı; onlardan korkun’ dedikleri zaman onların imanı ziyadeleşti ve ‘Allah bize yeter; O ne güzel vekildir’ dediler.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âb-ı kevser : cennetteki Kevser Irmağının suyu
adâlet-i İlâhiye : Allah’ın adaleti
bedbaht : kötü bahtlı, talihsiz
ebedî : sonu olmayan, sonsuz
esfel-i sâfilîn : aşağıların en aşağısı
feyz : mânevî gıda, lütuf
huzur-u İlâhî : Cenâb-ı Allah’ın huzuru, yüce katı
istinaden : dayanarak
işârât : işaretler, belirtiler
Kahhar : herşeye her zaman mutlak galip olan ve zalimleri cezalandırmaya gücü yeten Allah
kat’î : kesin
kudsî : kutsal, mukaddes
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
mahbub : sevilen, sevgili
mevt : ölüm
muzaaf : kat kat
rahmet-i İlâhî : Allah’ın rahmeti, şefkat ve merhameti
suret : biçim, şekil
şehadet : şehitlik
tard etme : kovma, uzaklaştırma
tehdidât : tehditler
vahşiyâne : vahşice
zalimâne : zâlimcesine, zulmederek
zelilâne : zayıflık içinde, horlanarak
ziyade : çok, fazla
zulümat : karanlıklar
Yükleniyor...