Block title
Block content
Ey kanaatsiz, hırslı ve iktisatsız, israflı ve haksız, şekvâlı, gafil insan!

Kat’iyen bil ki, kanaat, ticaretli bir şükrandır; hırs, hasâretli bir küfrandır. Ve iktisat, nimete güzel ve menfaatli bir ihtiramdır.

İsraf ise, nimete çirkin ve zararlı bir istihfaftır. Eğer aklın varsa kanaate alış ve rızaya çalış. Tahammül etmezsen, “Yâ Sabûr” de ve sabır iste, hakkına razı ol, teşekkî etme.

Kimden kime şekvâ ettiğini bil, sus. Herhalde şekvâ etmek istersen, nefsini Cenâb-ı Hakka şekvâ et; çünkü kusur ondadır.

İKİNCİ REMİZ

On Sekizinci Mektubun âhirki meselesinin âhirinde denildiği gibi, Hâlık-ı Zülcelâl, hayretnümâ, dehşet-engiz bir surette bir faaliyet-i rububiyetiyle mevcudatı mütemadiyen tebdil ve tecdid ettiğinin bir hikmeti budur:

Nasıl ki mahlûkatta faaliyet ve hareket bir iştiha, bir iştiyak, bir lezzetten, bir muhabbetten ileri geliyor. Hattâ denilebilir ki, herbir faaliyette bir lezzet nev’i vardır; belki herbir faaliyet bir çeşit lezzettir.

Ve lezzet dahi bir kemâle müteveccihtir; belki bir nevi kemâldir. Madem faaliyet bir kemâl, bir lezzet, bir cemâle işaret eder.

Ve madem kemâl-i mutlak ve Kâmil-i Zülcelâl olan Vâcibü’l-Vücud, zât ve sıfât ve ef’âlinde bütün envâ-ı kemâlâta câmidir.

Elbette, o Zât-ı Vâcibü’l-Vücudun vücub-u vücuduna ve kudsiyetine lâyık bir tarzda ve istiğnâ-yı zâtîsine ve gınâ-yı mutlakına muvafık bir surette ve kemâl-i mutlakına ve tenezzüh-ü zâtîsine münasip bir şekilde, hadsiz bir şefkat-i mukaddese ve nihayetsiz bir muhabbet-i münezzehesi vardır.

Elbette o şefkat-i mukaddeseden ve o muhabbet-i münezzeheden gelen hadsiz bir şevk-i mukaddes vardır.

Ve o şevk-i mukaddesten gelen hadsiz bir sürur-u mukaddes vardır.

Ve o sürur-u mukaddesten gelen, tabiri caizse, hadsiz bir lezzet-i mukaddese vardır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Sonraki Risale: İkinci Makam
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
âhirinde : sonunda
dehşet-engiz : dehşet verici
ef’âl : fiiler, işler
envâ-ı kemâlât : mükemmellik çeşitleri
faaliyet-i kudret : Allah’ın herşeyi kuşatan sonsuz güç ve iktidarının faaliyeti
faaliyet-i rububiyet : herşeyi terbiye ve idare eden Allah’ın faaliyeti
gınâ-yı mutlak : sınırsız zenginlik
hadsiz : sınırsız
Hâlık-ı Zülcelâl : büyüklük sahibi ve herşeyin yaratıcısı olan Allah
hayretnümâ : hayret verici
hikmet : gaye, fayda, anlam
istidat : yetenek
istiğnâ-yı zâtî : zâtının hiçbirşeye muhtaç olmaması
iştiha : istek ve arzu
iştiyak : kuvvetli arzu ve istek
Kâmil-i Zülcelâl : sonsuz mükemmellik ve büyüklük sahibi, Allah
kemâl : kusursuzluk, mükemmellik
kemâl-i mutlak : sınırsız, sonsuz mükemmellik
kudsiyet : kusur ve noksandan uzak oluş, kutsallık
kuvve : potansiyel, iç dinamik
lezzet-i mukaddese : her türlü noksanlıktan uzak bir lezzet
mahlûkat : varlıklar
memnuniyet : hoşnutluk
merhamet : şefkat, acıma
mevcudat : varlıklar
muhabbet : sevgi
muhabbet-i münezzehe : tertemiz ve kusursuz sevgi
muvafık : uygun, yerinde
münasip : uygun
mütemadiyen : sürekli olarak
müteveccih : yönelik
neş’et etme : meydana gelme
nev’i : tür, çeşit
nihayetsiz : sınırsız, sonsuz
remiz : işaret
sıfât : Allah’ın yüce Zâtını niteleyen kutsal özellikler
suret : biçim, şekil
sürur-u mukaddes : mukaddes bir sevinç ve ferahlık
şefkat-i mukaddese : bütün çirkinliklerden uzak bir şefkat
şevk-i mukaddes : mukaddes bir şevk
tabiri caizse : açıklanması uygunsa
tebdil : değiştirme
tecdid : yenileme
tekemmül : mükemmelleşme
tenezzüh-ü zâtî : kendi zatında her türlü kusur ve noksandan uzak ve temiz oluş
Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah
vücub-u vücud : varlığının gerekli ve zorunlu oluşu
Zât-ı Rahmân ve Rahîm : kullarına karşı sınırsız rahmeti olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Zât, Allah
Zât-ı Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Zât, Allah
Yükleniyor...