Block title
Block content
Madem duanın bu derece azîm ehemmiyeti ve vüs’ati vardır. Hiç mümkün müdür ki, bin üç yüz elli senede, her vakitte, nev-i beşerden üç yüz milyon, cin ve ins ve melek ve ruhaniyattan had ve hesaba gelmez mübarek zatlar, bil’ittifak zât-ı Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında rahmet-i uzmâ-yı İlâhiye ve saadet-i ebediye ve husul-ü maksud için duaları nasıl kabul olmasın? Hiçbir cihetle mümkün müdür ki, o duaları reddedilsin?

Madem bu kadar külliyet ve vüs’at ve devam kesb edip lisan-ı istidat ve ihtiyac-ı fıtrî derecesine gelmiş. Elbette o zât-ı Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, dua neticesi olarak öyle bir makam ve mertebededir ki, bütün ukul toplansa, bir akıl olsalar, o makamın hakikatini tamamıyla ihata edemezler. İşte, ey Müslüman, senin rûz-i mahşerde böyle bir şefîin var. Bu şefîin şefaatini kendine celb etmek için, sünnetine ittibâ et.

Eğer desen: Madem o Habîbullahtır. Bu kadar salâvat ve duaya ne ihtiyacı var?

Elcevap: O zât (a.s.m.) umum ümmetinin saadetiyle alâkadar ve bütün efrad-ı ümmetinin her nevi saadetleriyle hissedardır ve her nevi musibetleriyle endişedardır. İşte, kendi hakkında merâtib-i saadet ve kemâlât hadsiz olmakla beraber, hadsiz efrad-ı ümmetinin, hadsiz bir zamanda, hadsiz envâ-ı saadetlerini hararetle arzu eden ve hadsiz envâ-ı şekavetlerinden müteessir olan bir zât, elbette hadsiz salâvat ve dua ve rahmete lâyıktır ve muhtaçtır.

Eğer desen: Bazan kat’î olacak işler için dua edilir: meselâ husuf ve küsuf namazındaki dua gibi. Hem bazan hiç olmayacak şeyler için dua edilir.

Elcevap: Başka Sözlerde izah edildiği gibi, dua bir ibadettir. Abd, kendi aczini ve fakrını dua ile ilân eder. Zâhirî maksatlar ise, o duanın ve o ibadet-i duaiyenin vakitleridir; hakikî faideleri değil. İbadetin faidesi âhirete bakar. Dünyevî maksatlar hâsıl olmazsa, “O dua kabul olmadı” denilmez. Belki “Daha duanın vakti bitmedi” denilir.

Hem hiç mümkün müdür ki, bütün ehl-i imanın bütün zamanlarda mütemadiyen kemâl-i hulûs ve iştiyak ve dua ile istedikleri saadet-i ebediye onlara verilmesin ve bütün kâinatın şehadetiyle hadsiz rahmeti bulunan o Kerîm-i Mutlak, o Rahîm-i Mutlak, bütün onların o duasını kabul etmesin ve saadet-i ebediye vücut bulmasın?
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abd : kul
acz : güçsüzlük
alâkadar : ilgili
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
azîm : büyük
bil’ittifak : oy birliğiyle
celb etmek : çekmek
efrad-ı ümmet : ümmetin bireyleri
ehemmiyet : değer, önem
endişedar : endişeli
envâ-ı saadet : mutluluk çeşitleri
envâ-ı şekavet : türlü türlü şikâyetler, yakınmalar
fakr : fakirlik
Habîbullah : Allah’ın en sevdiği kul olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
hakikat : gerçek mahiyet, esas
halk etmek : yaratmak
hararetle : şiddetle
hissedar : pay sahibi
husuf : ay tutulması
husul-ü maksud : istenen şeyin gerçekleşmesi
ibadet-i duâiye : dua ibadeti
ihata etme : kuşatma
ihtiyac-ı fıtrî : doğal ihtiyaç
ins : insan
ittibâ : uyma, tâbi olma
kesb etmek : kazanmak
külliyet : kapsamlı, geniş olma
küsuf : güneş tutulması
lisan-ı istidat : kabiliyet dili
mazhariyet-i esmâ-i İlâhiye : İlâhî isimlerin tecellîlerine ayna olma
merâtib-i saadet ve kemâlât : mutluluk ve mükemmellik dereceleri
mertebe : derece, konum
musibet : belâ, sıkıntı, felâket
mübarek : hayırlı, uğurlu
müteessir : etkilenmiş
nev-i beşer : insanlık türü
rahmet : merhamet ve şefkat
rahmet-i uzmâ-i İlâhiye : Allah’ın pek büyük rahmeti
ruhaniyat : ruhanî varlıklar
rûz-i mahşer : insanların diriltilip toplanacağı gün
saadet : mutluluk
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
salâvat : Peygamberimize edilen rahmet ve esenlik duası
sünnet : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketleri
şefaat : günahlarının bağışlanması için Allah katında makbul kişilerin aracılık yapması
şefî’ : şefaatçi
ukul : akıllar
ümmet : Hz. Peygambere inanıp onun yolundan giden mü’minler
vüs’at : genişlik
zahirî : görünürde olan
zât-ı Muhammedî : Peygamberimiz Hz. Muhammed’in zâtı, şahsiyeti
Yükleniyor...