Block title
Block content
BİRİNCİSİ: Sûre-i Yusuf’un mühim bir esası rüya-yı Yusufiye olduğu gibi, وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا 1 âyeti misillü çok âyetlerle, rüyada ve nevmde perdeli olarak ehemmiyetli hakikatler var olduğunu gösterir.

İKİNCİSİ: Kur’ân ile tefe’üle ve rüyaya itimada ehl-i hakikat taraftar değiller. Çünkü, Kur’ân-ı Hakîm, ehl-i küfrü kesretle ve şiddetli bir tarzda vuruyor. Tefe’ülde, kâfire ait şiddeti, tefe’ül eden insana çıktığı vakit yeis veriyor, kalbi müşevveş ediyor.

Hem rüya dahi, hayır iken, bazı aks-i hakikatle göründüğü için şer telâkki edilir, ye’se düşürür, kuvve-i mâneviyeyi kırar, sû-i zan verir. Çok rüyalar var ki, sureti dehşetli, zararlı, mülevves iken, tabiri ve mânâsı çok güzel oluyor. Herkes rüyanın suretiyle mânâsının hakikati mabeynindeki münasebeti bulamadığı için, lüzumsuz telâş eder, meyus olur, keder eder.

İşte, yalnız bu cihet içindir ki, ehl-i hakikat gibi ve İmam-ı Rabbânî misillü, başta نَه شَبَمْ نَه شَبْ پَرَسْتَمْ 2 dedim.

ÜÇÜNCÜSÜ: Hadîs-i sahihle, nübüvvetin kırk cüz’ünden bir cüz’ü, nevmde rüya-yı sadıka suretinde tezahür etmiş.3 Demek, rüya-yı sadıka hem haktır, hem nübüvvetin vezâifine taallûku var. Şu Üçüncü Mesele gayet mühim ve uzun ve nübüvvetle alâkadar ve derin olduğundan, başka vakte tâlik ediyoruz, şimdilik o kapıyı açmıyoruz.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Uykunuzu bir istirahat kıldık.” Nebe’ Sûresi, 78:9.
2 : Ne geceyim, ne geceperestim.
3 : Buharî, Ta’bir: 2, 4, 10, 26; Müslim, Rüya: 6, 7, 8, 9; Ebû Dâvud, Edeb: 88; Tirmizî, Rüya: 1, 2, 6, 10; İbni Mâce, Rüyâ: 1, 3, 6, 9; Dârîmî, Rüya: 2; Muvatta’, Rüya: 1, 3; Müsned, 2:18, 50, 219, 4:10, 11, 12, 13, 5:316, 319.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Yedinci Mektup / Sonraki Risale: Yirmi Dokuzuncu Mektup
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aks-i hakikat : gerçeğin zıddı, gerçek dışı
alâkadar : alâkalı, ilgili
cihet : yön
cüz : kısım, bölüm
ehl-i hakikat : hakikat ehli; doğru ve hak yolda olanlar
ehl-i küfür : inkârcılar, inançsızlar, kâfirler
gayet : çok
hadîs-i sahih : sahih hadîs; Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin bilinen ve doğru sened ve güçlü râvîlerle rivâyet edilen hadislerdir
hak : doğru, gerçek
hakikat : asıl, esas, gerçek mahiyet
hakikat : gerçek, doğru
hayır : iyi
itimad : dayanma, güvenme
kâfir : Allah'ı veya Allah’ın bildirdiği kesin olan birşeyi inkâr eden kimse
keder : sıkıntı, üzüntü
kesret : çokluk
Kur’ân-ı Hakîm : hikmetli Kur’ân; her âyet ve sûresinde sayısız hikmetler bulunan Kur’ân
kuvve-i mâneviye : mânevî kuvvet, moral gücü
mabeyn : ara
meyus : ümitsiz
misillü : gibi, benzeri
mizaç : huy, tabiat, yaratılış
mülevves : pis, kirli, hoş olmayan
münasebet : bağlantı, ilişki
müşevveş : karma karışık, düzensiz
nevi : tür, çeşit
nevm : uyku
nübüvvet : peygamberlik
rüya-yı sadıka : doğru olan rüya
sû-i zan : kötü düşünce
suret : görünüş
şer : kötü
taallûk : ilgili olma
tabir : açıklama, yorumlama
tabir-i Kur’ân : Kur’ân’ın ifadesi
tâlik etmek : sonraya bırakmak, ertelemek
tefe’ül : iyimser bir düşünceyle bir kitabı rasgele açmak ve açılan kısmı kendine doğrudan hitap ediyormuş gibi okumak
telâkki edilen : kabul edilen
vezâif : vazifeler, görevler
ye’s : ümitsizlik
Yükleniyor...