Block title
Block content
Sen selâmetle, bulaşmadan, sür’atle mescide eriştiğin, herkesten evvel envâr-ı Kur’âniyeye sahip çıkıp, kalbini bozmadan sağlam kaldığına işarettir. Mesciddeki küçük cemaat ise, Hakkı, Hulûsi, Sabri, Süleyman, Rüştü, Bekir, Mustafa, Ali, Zühtü, Lütfi, Hüsrev, Refet gibi, Sözlerin hameleleridir. Ufak kürsü ise, Barla gibi küçük bir köydür. Yüksek ses ise, Sözlerdeki kuvvet ve sür’at-i intişarlarına işarettir.

Birinci safta sana tahsis edilen makam ise, Abdurrahman’dan sana münhal kalan yerdir. O cemaat, telsiz âletlerin âhizeleri hükmünde, bütün dünyaya ders işittirmek istemek işareti ve hakikati ise, inşaallah tamamıyla sonra çıkacak. Şimdi efradı birer küçük çekirdek iseler de, ileride tevfik-i İlâhî ile birer şecere-i âliye hükmüne geçerler ve birer telsiz telgrafın merkezi olurlar. Sarıklı, küçük, genç bir zât ise, Hulûsi’ye omuz omuza verecek, belki geçecek birisi, naşirler ve talebeler içine girmeye namzettir. Bazılarını zannederim, fakat kat’î hükmedemem. O genç, kuvve-i velâyetle meydana atılacak bir zâttır. Sair noktaları sen benim bedelime tabir et.

Senin gibi dostlarla uzun konuşmak hem tatlı, hem makbul olduğundan, şu kısa meselede uzun konuştum, belki de israf ettim. Fakat nevme ait olan âyât-ı Kur’âniyenin bir nevi tefsirine işaret etmek niyetiyle başladığımdan, inşaallah o israf affolur veya israf olmaz.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Yedinci Mektup / Sonraki Risale: Yirmi Dokuzuncu Mektup
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem-i İslâmiyet : İslâm dünyası
atâlet : hareketsizlik, tembellik
âyât-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın ayetleri
efrad : fertler, bireyler
ehl-i bid’a : dinin aslında olmadığı halde, sonradan çıkarılan âdet ve uygulamaları dine mal etmeye çalışanlar
envâr-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın nurları
hakikat : gerçek
hamele : taşıyıcı, hizmetkâr
inşaallah : Allah’ın izniyle
kat’î : kesin
kuvve-i velâyet : velîlik kuvveti
makbul : kabul gören, istenen, arzu edilen
münhal : açılan, boş
namzet : aday
naşir : neşreden, yayan
nevi : tür, çeşit
nevm : uyku
nihayet : son
sair : başka, diğer
sefâhet : zevk, eğlence ve yasak şeylere düşkünlük; akılsızca davranış
selâmet : esenlik, güven
sür’at-i intişar : hızlı yayılma
şecere-i âliye : yüksek, yüce ağaç
tabir : açıklama, yorumlama
tahsis : bir tarafa ait kılma, ayırma
tefsir : açıklama, yorum
tevfik-i İlâhî : Allah’ın yardımı
vâsi : geniş
vilâyet : il
Yükleniyor...