Block title
Block content
ÜÇÜNCÜ SUALİNİZ: Başta müçtehidîn-i izam imamları mı efdal, yoksa hak tarîkatlerin şahları, aktabları mı efdaldir?

Elcevap: Umum müçtehidîn değil; belki Ebu Hanife, Mâlik, Şâfiî, Ahmed ibni Hanbel şahların, aktabların fevkindedirler. Fakat hususî faziletlerde Şah-ı Geylânî gibi bazı harika kutuplar, bir cihette daha parlak makama sahiptirler. Fakat küllî fazilet imamlarındır.

Hem tarîkat şahlarının bir kısmı müçtehidlerdendir. Onun için, umum müçtehidîn, aktabdan daha efdaldir denilmez. Fakat Eimme-i Erbaa, Sahabeden ve Mehdîden sonra en efdallerdir denilir.

DÖRDÜNCÜ SUALİNİZ: اِنَّ اللهَ مَعَ الصَّابِرِينَ 1 de hikmet ve gaye nedir?

Elcevap: Cenâb-ı Hak, Hakîm ismi muktezası olarak, vücud-u eşyada, bir merdivenin basamakları gibi bir tertip vaz etmiş. Sabırsız adam, teennî ile hareket etmediği için, basamakları ya atlar düşer veya noksan bırakır, maksut damına çıkamaz.

Onun için hırs mahrumiyete sebeptir. Sabır ise, müşkülâtın anahtarıdır ki اَلْحَرِيصُ خَاۤئِبٌ خَاسِر2 وَالصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِ 3 durub-u emsal hükmüne geçmiştir. Demek, Cenâb-ı Hakkın inâyet ve tevfiki, sabırlı adamlarla beraberdir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Şüphesiz, Allah sabredenlerle beraberdir.” Bakara Sûresi, 2:153; Enfâl Sûresi, 8:46.
2 : “Hırslı olan kimsenin ümidi boşa çıkar ve hüsrâna uğrar.”
3 : “Sabır, ferahlık ve genişliğin anahtarıdır.” Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 2:21.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi İkinci Mektup / Sonraki Risale: Yirmi Dördüncü Mektup
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aktab : kutuplar, büyük velilerden zamanının en büyük mürşidi olan kimseler
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan, şeref ve yücelik sahibi Allah
cihet : şekil, yön
dam : tavan, hedef
durub-u emsal : atasözleri
efdal : en faziletli, en üstün
Eimme-i Erbaa : dört imam; İmâm-ı Azam Ebu Hanife, İmâm-ı Şâfiî, İmâm-ı Mâlik, İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel
fazilet : güzel ahlâk, mânevî değer, erdem
fevkinde : üstünde
Hakîm : herşeyi hikmetle yaratan Allah
hikmet : herşeyin anlamlı ve bir gayeye yönelik olarak tam yerli yerinde yaratılması
inâyet : Allah’tan gelen yardım
kutup : önder, rehber
küllî : kapsamlı, büyük
mahrumiyet : yoksun kalma
maksut : istek, arzu
mâsiyet : günah
mazhar etmek : kavuşturmak
mukteza : gereklilik
müçtehidîn/müçtehidler : âyet ve hadisler başta olmak üzere diğer dinî delillerden hüküm çıkarma bilgi ve kabiliyetine sahip olanlar
müşkülat : zorluklar
Sahabe : Hz. Peygamberi (a.s.m.) dünya gözüyle gören ve onun yolundan giden Müslümanlar
şah : bazı tasavvuf büyüklerine verilen ünvan, isim
takvâ : Allah’ın emirlerini tutup, günahlardan sakınma
tarikat : tasavvufta Allah’a ulaştıran yol
teennî : tedbirli ve akıllıca hareket
tertip : düzen
tevekkül : Allah’a güvenme ve Onu vekil kabul etme
tevfik : yardım
umum : herkes, genel
vaz etme : koyma, yerleştirme
vücud-u eşya : varlıkların yaratılması
Yükleniyor...