Block title
Block content
ALTINCI KELİME

يُحْيِى Yani, hayatı veren Odur. Ve hayatı rızıkla idame eden de Odur. Ve levazımat-ı hayatı da ihzar eden yine Odur. Ve hayatın âli gayeleri Ona aittir ve mühim neticeleri Ona bakar; yüzde doksan dokuz meyvesi Onundur. İşte şu kelime, şöyle fâni ve âciz beşere nidâ eder, müjde verir ve der:

Ey insan! Hayatın ağır tekâlifini omuzuna alıp zahmet çekme. Hayatın fenâsını düşünüp hüzne düşme. Yalnız dünyevî, ehemmiyetsiz meyvelerini görüp, dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme. Belki, o sefine-i vücudundaki hayat makinesi, Hayy-ı Kayyûma aittir. Masarıf ve levazımatını O tedarik eder. Ve o hayatın pek kesretli gayeleri ve neticeleri var ve Ona aittir. Sen o gemide bir dümenci neferisin. Vazifeni güzel gör, ücretini al, keyfine bak. O hayat sefinesi ne kadar kıymettar olduğunu ve ne kadar güzel faideler verdiğini ve o sefine sahibi Zâtın ne kadar Kerîm ve Rahîm olduğunu düşün, mesrur ol ve şükret. Ve anla ki, vazifeni istikametle yaptığın vakit, o sefinenin verdiği bütün netâic, bir cihetle senin defter-i a’mâline geçer, sana bir hayat-ı bâkiyeyi temin eder, seni ebedî ihyâ eder.

YEDİNCİ KELİME

وَيُمِيتُ Yani, mevti veren Odur. Yani, hayat vazifesinden terhis eder, fâni dünyadan yerini tebdil eder, külfet-i hizmetten âzâd eder. Yani, hayat-ı fâniyeden, seni hayat-ı bâkiyeye alır. İşte şu kelime, şöylece fâni cin ve inse bağırır, der ki:

Sizlere müjde! Mevt idam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in’idam değil. Belki, bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saadet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Sonraki Risale: İkinci Makam
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz : güçsüz
adem : yokluk
âli : yüce, yüksek
âzâd : serbest bırakma
Belki : Kat'iyyetle. Şüphesiz.
beşer : insan
cihet : yön, taraf
cin ve ins : cinler ve insanlar
defter-i a’mâl : amel defteri, yapılan iyilik ve kötülüklerin kaydedildiği defter
ebedî : sonsuz
ehemmiyetsiz : önemsiz
faide : fayda
fâil : bir işi yapan; fiilin sahibi
Fâil-i Hakîm-i Rahîm : herşeyi sonsuz hikmet ve rahmetle yapan Allah
fâni : gelip geçici
fenâ : son bulma, yok oluş
firak-ı ebedî : sonsuz ayrılık
hayat-ı bâkiye : devamlı ve kalıcı hayat
hayat-ı fâniye : gelip geçici hayat
Hayy-ı Kayyûm : her an diri olup her canlıya hayat veren ve herşeyi ayakta tutan, Allah
hüzün : üzüntü
idame eden : devam ettiren
ihyâ etmek : hayat vermek
ihzar etmek : hazırlamak
in’idam : yok oluş
inkıraz : son bulma
istikamet : doğruluk
Kerîm : ikram sahibi; sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan Allah
kesretli : çok
kıymettar : kıymetli, değerli
külfet-i hizmet : hizmet yükü
levazımat : gerekli olan şeyler
levazımat-ı hayat : hayat için gerekli olan şeyler
masarıf : masraflar, giderler
mesrur : sevinçli
mevt : ölüm
nefer : asker, er
netâic : neticeler
nidâ etmek : seslenmek
Rahîm : rahmet sahibi; rahmetinin çok özel tecellîleri olan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah
sefine : gemi
sefine-i vücud : vücut gemisi
tebdil : değiştirme
tebdil-i mekân : mekân değişikliği
tedarik : elde etmek
tekâlif : yükler, vazifeler
terhis : serbest bırakma
Yükleniyor...