Block title
Block content
Otuz İkinci Sözün âhirinde denildiği gibi, dünyanın bin sene mes’udâne hayatı, bir saat hayatına mukàbil gelmeyen Cennet hayatının; ve o Cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat rüyet-i cemâline mukàbil gelmeyen bir Cemîl-i Zülcelâlin daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun.

Müptelâ ve meftun ve müştak olduğunuz mecazî mahbuplarda ve bütün mevcudat-ı dünyeviyedeki hüsün ve cemâl, Onun cilve-i cemâlinin ve hüsn-ü esmâsının bir nevi gölgesi; ve bütün Cennet, bütün letâfetiyle, bir cilve-i rahmeti; ve bütün iştiyaklar ve muhabbetler ve incizaplar ve câzibeler, bir lem’a-i muhabbeti olan bir Mâbud-u Lemyezelin, bir Mahbub-u Lâyezâlin daire-i huzuruna gidiyorsunuz. Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz. Öyle ise, kabir kapısına ağlayarak değil, gülerek giriniz.

Hem şu kelime şöyle müjde veriyor, diyor ki:

Ey insan! Fenâya, ademe, hiçliğe, zulümata, nisyana, çürümeye, dağılmaya ve kesrette boğulmaya gittiğinizi tevehhüm edip düşünmeyiniz.

Siz fenâya değil, bekàya gidiyorsunuz. Ademe değil, vücud-u daimîye sevk olunuyorsunuz. Zulümata değil, âlem-i nura giriyorsunuz. Sahip ve Mâlik-i Hakikînin tarafına gidiyorsunuz. Ve Sultan-ı Ezelînin payitahtına dönüyorsunuz. Kesrette boğulmaya değil, vahdet dairesinde teneffüs edeceksiniz. Firaka değil, visale müteveccihsiniz.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Sonraki Risale: İkinci Makam
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem : yokluk
âhir : son
âlem-i nur : nur ve aydınlık âlemi
bekà : devamlılık, kalıcı olma
câzibe : çekim
cemâl : güzellik
cilve-i cemâl : İlâhî güzelliğin yansıması
cilve-i rahmet : İlâhî rahmetin yansıması
daire-i huzur : huzur dairesi
daire-i rahmet : rahmet dairesi
fenâ : son bulma, yok oluş
fevkinde : üstünde
firak : ayrılık
hüsn-ü esmâ : İlâhî isimlerin güzelliği
hüsün : güzellik
incizap : kapılma, çekim
iştiyak : şiddetli arzu ve istek
kesret : çokluk
lem’a-i muhabbet : İlâhî sevginin parıltısı
letâfet : hoşluk, güzellik
mecazî : gerçek olmayan
meftun : düşkün
mertebe-i huzur : Cenâb-ı Hakkın yüce huzuruna çıkma seviyesi
mes’udâne : mutlu bir şekilde
mevcudat-ı dünyeviye : dünyadaki varlıklar
muhabbet : sevgi
mukàbil : karşılık
müptelâ : bağımlı, tutkun
müştak : âşık
müteveccih : yönelmiş, yönelen
nevi : tür
nisyan : unutulma
payitaht : merkez, başkent
rüyet-i cemâl : Rabbimizin güzelliğini seyretme
tevehhüm : kuruntuya kapılma, evhamlanma
vahdet : birlik
visal : kavuşma
vücud-u daimî : ölümsüz, devamlı vücut
ziyafetgâh-ı ebedî : sonsuz ziyafet yurdu
zulümat : karanlıklar
Yükleniyor...