Block title
Block content
Hem madem her senede, öyle bir Kadîr-i Mutlak, haşrin ve Cennetin nümunelerini binler tarzda icad ediyor.

Hem madem bütün semâvî fermanlarıyla saadet-i ebediyeyi vaad edip Cenneti müjde veriyor.

Hem madem bütün icraatı ve şuûnâtı hak ve hakikattir ve sıdk ve ciddiyetledir.

Hem madem, âsârının şehadetiyle, bütün kemâlât Onun nihayetsiz kemâline delâlet ve şehadet eder. Ve hiçbir cihette naks ve kusur Onda yoktur.

Hem madem hulfülvaad ve hilâf ve kizb ve aldatmak, en çirkin bir haslet ve naks ve kusurdur.

Elbette ve elbette, o Kadîr-i Zülcelâl, O Hakîm-i Zülkemâl, o Rahîm-i Zülcemâl, vaadini yerine getirecek, saadet-i ebediye kapısını açacak, Âdem babanızın vatan-ı aslîsi olan Cennete sizleri, ey ehl-i iman, idhal edecektir.

ON BİRİNCİ KELİME

وَاِلَيْهِ الْمَصِيرُ Yani, ticaret ve memuriyet için, mühim vazifelerle bu dâr-ı imtihan olan dünyaya gönderilen insanlar, ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip ve hizmetlerini itmam ettikten sonra, yine onları gönderen Hâlık-ı Zülcelâllerine dönecekler ve Mevlâ-yı Kerîmlerine kavuşacaklar.

Yani, bu dâr-ı fâniden gidip dâr-ı bâkide huzur-u Kibriyâya müşerref olacaklar. Yani, esbab dağdağasından ve vesâitin karanlık perdelerinden kurtulup, Rabb-i Rahîmlerine, makarr-ı saltanat-ı ebedîsinde perdesiz kavuşacaklar. Doğrudan doğruya, herkes, kendi Hâlıkı ve Mâbudu ve Rabbi ve Seyyidi ve Mâliki kim olduğunu bilecek ve bulacaklar.

İşte, şu kelime, bütün müjdelerin fevkinde şöyle müjde eder ve der ki:

Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun?
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Sonraki Risale: İkinci Makam
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âsâr : eserler
cihet : yön, taraf
dağdağa : kargaşa
dâr-ı bâki : sonsuzluk yurdu
dâr-ı fâni : gelip geçici olan dünya yurdu
dâr-ı imtihan : imtihan yeri
delâlet : delil olma, işaret etme
ehl-i iman : mü’minler; Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler
esbab : sebepler
ferman : buyruk
hak : doğru
hakikat : gerçek
Hakîm-i Zülkemâl : sonsuz mükemmellik sahibi olan ve herşeyi hikmetle yaratan Allah
Hâlık : yaratıcı; her şeyi yaratan Allah
Hâlık-ı Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan ve her şeyi yoktan yaratan Allah
haslet : özellik
haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma
haşretmek : diriltmek
hilâf : cayma, vaz geçme, zıt, ters
hulfülvaad : sözünden dönme
huzur-u Kibriya : sonsuz büyüklük sahibi olan Allah’ın huzuru
icad : var etme, yaratma
idhal etmek : içine almak, dahil etmek, koymak
itmam : tamamlama
Kadîr-i Mutlak : hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmaksızın herşeye gücü yeten sonsuz kudret sahibi, Allah
Kadîr-i Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi ve kudreti herşeyi kuşatan Allah
kemâl : mükemmellik, kusursuzluk
kemâlât : mükemmellikler, kusursuz sıfatlar
kemâl-i sür’at ve suhulet : tam bir hız ve kolaylık
kizb : yalan
Mâbud : Kendisine ibadet edilen, Allah
makarr-ı saltanat-ı ebedî : sonsuz İlâhî saltanatın merkezi
Mâlik : sahip; her şeyin gerçek sahibi olan Allah
Mevlâ-yı Kerîm : ikramı bol olan dostumuz ve gözeticimiz Allah
muktedir : güç ve iktidar sahibi; gücü yeten
müşerref olmak : şereflenmek
naks : noksanlık, eksiklik
neşretmek : yaymak
Rabb-i Rahîm : sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan ve herbir varlığı terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
Rahîm-i Zülcemâl : sonsuz güzellik ve merhamet sahibi olan Allah
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
semâvî : vahiyle gelen
Seyyid : efendimiz ve sahibimiz olan Allah
sıdk : doğruluk
şehadet : şahitlik, tanıklık
şuûnât : haller, işler, fiiller
vaad : söz verme
vatan-ı aslî : asıl yurt
vesâit : vasıtalar
Yükleniyor...