Block title
Block content
BİRİNCİ TEMSİL: Meselâ şeffaf, parlak bir zerrecik, bizzat kendi başıyla bir kibrit başı kadar bir nur içinde yerleşmez ve ona masdar olamaz. Kendi cirmi kadar ve mahiyeti miktarınca, bil’asâle, cüz’î, zerre gibi bir nuru olabilir. Fakat o zerrecik, güneşe intisap edip, ona karşı gözünü açıp baksa, o vakit o koca güneşi ziyasıyla, elvân-ı seb’asıyla, hararetiyle, hattâ mesafesiyle içine alabilir ve bir nevi tecellî-i âzamına mazhar olur. Demek, o zerre kendi kendine kalsa, bir zerre kadar ancak iş görebilir. Eğer güneşe memur ve mensup ve mir’at sayılsa, güneş gibi, güneşin icraatındaki bir kısım cüz’î nümunelerini gösterebilir.

İşte, وَ ِللهِ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى1 herbir mevcut, hattâ herbir zerre, eğer kesrete ve şirke ve esbaba ve tabiata ve kendi kendine isnad edilse, o vakit herbir zerre, herbir mevcut, ya bir ilm-i muhît ve kudret-i mutlaka sahibi olmalı; veyahut hadsiz mânevî makine ve matbaalar içinde teşekkül etmeli—tâ ona tevdi edilen acip vazifeleri yapabilsin. Eğer o zerreler Vâhid-i Ehade isnad edilse, o vakit herbir masnu, herbir zerre Ona mensup olur, Onun memuru hükmüne geçer. Şu intisabı, onu tecellîye mazhar eder. Bu mazhariyet ve intisapla, nihayetsiz bir ilim ve kudrete istinad eder. Hâlıkının kuvvetiyle, milyonlar defa kuvvet-i zâtîsinden fazla işleri, vazifeleri, o intisap ve istinad sırrıyla yapar.

İKİNCİ TEMSİL: Meselâ iki kardeş var. Birisi cesur, kendine güvenir; diğeri hamiyetli, milliyetperverdir.

Bir muharebe zamanında, kendine güvenen adam devlete intisap etmez, kendi başıyla iş görmek ister. Kendi kuvvetinin menbalarını belinde taşımaya mecbur olur. Teçhizatını, cephanelerini kendi kuvvetine göre çekmeye muztardır. O şahsî ve küçük kuvvet miktarınca, düşman ordusunun bir onbaşısıyla ancak mücadele eder; fazla birşey elinden gelmez.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “En yüce sıfatlar Allah’ındır.” Nahl Sûresi, 16:60.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İkinci Makam
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz : güçsüz, elinden bir şey gelmeyen
bil’asâle : bizzat, kendi aslı olarak
cirm : kütle
cüz’î : az, küçük, ferdî
elvân-ı seb’a : yedi renk
esbab : sebepler
hadsiz : sınırsız
Hâlık : herşeyi var eden yaratıcı Allah
hamiyet : din, millet gibi mukaddes değerleri koruma duygusu ve gayreti
hararet : ısı, sıcaklık
icraat : faaliyet, iş yapma
ilm-i muhît : herşeyi kuşatıcı ilim
intisab : bağlanma, mensup olma
isnad etme : dayandırma
istinad : dayanma
kesret : çokluk
kudret : güç, iktidar
kudret-i mutlaka : sınırsız güç, kuvvet ve iktidar
kuvvet-i zatî : zâtında, kendisinde mevcut olan kuvvet
mahiyet : nitelik, özellik
masdar : kaynak, kök
masnu : san’at eseri varlık
mazhar olma : erişme, nail olma
mazhariyet : erişme ve nail olma hali
memur : görevli
menba : kaynak
mensup : bağlı
mevcut : var olan, varlık
milliyetperver : milliyetçi, milletini seven
mir’at : ayna
muharebe : harp, savaş
muztar : çaresiz, zorda kalan
nevi : çeşit, tür
nihayetsiz : sonsuz
nokta-i istinad : dayanak noktası
nur : ışık, aydınlık
nümune : örnek
şirk : Allah’a ortak koşma
tabiat : doğa, maddî âlem
tecellî : yansıma, görüntü
tecellî-i âzam : en büyük tecellî, yansıma
teçhizat : cihazlar, donanım
temsil : analoji; kıyaslama tarzında benzetme
teşekkül etme : oluşma, meydana gelme
tevdi : bırakma, emanet etme
Vâhid-i Ehad : birliği herşeyi kapladığı gibi herbir şeyde de ayrı ayrı tecellî eden Allah
zerrecik : atom
ziya : ışık
Yükleniyor...