Block title
Block content
Arkadaş! Bu gibi eblehleri ikna ve işkâllerini def için, dört şeyin bilinmesi lâzımdır.

Birincisi: Cenâb-ı Hakkın rububiyetinin kemâliyle alâkadar olan herşey Onu tavsif eder. Fakat, o şeyin, rububiyetine mazhar olduğu münasebetiyle, kemâlinin de mahall-i tecellîsi olur. Fakat o kemâl ile muttasıf olamaz.

İkincisi: Herşeyden Cenâb-ı Hakkın nuruna bir kapı açılır. Bu kapılardan birisinin kapanması, gayr-ı mütenahi sair kapıların da kapanmasını istilzam etmez. Fakat hepsinin bir miftah ile açılması mümkündür.

Üçüncüsü: İlm-i muhitten in’ikâs eden kader, herşeyde esmâ-i nuriyeden bir hisse tersim etmiştir.

Dördüncüsü: 1 اِنَّمَاۤ اَمْرُهُ اِذَا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

2 مَا خَلْقُكُمْ وَلاَ بَعْثُكُمْ اِلاَّ كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ Bu âyetlerin sarahatine göre, herşeyin vücudu “Kün” emriyle bağlı olduğu gibi, bütün eşyanın icad ve sonradan ihyâları, bir nefs-i vahidenin icad ve ihyâsı gibidir. Demek, icad Cenâb-ı Hakka isnad edilirse bu kadar rahat ve kolay olur. Amma esbaba veya eşyanın kendilerine isnad edildiği zaman, bütün ukalânın ve eblehlerin hükümlerinden neş’et eden muhâlâtı kabul etmeleri lâzım gelir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Birşeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece ‘Ol’ demektir; o şey de oluverir.” Yâsin Sûresi, 36:82.
2 : “Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir.” Lokman Sûresi, 31:28.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Katrenin Zeyli / Sonraki Risale: Zeylû'l-Hubâb
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

beyan etmek : açıklamak
Cenâb-ı Hakk : Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
daire-i mümkinat : varlığı ile yokluğu imkân dahilinde ve eşit olup varlığı ancak Allah’ın var etmesine bağlı olan varlıklar dairesi, yaratılanların tamamının oluşturduğu kâinat dairesi
daire-i ulûhiyet : İlâhlık dairesi
durub-u emsal : meşhur sözler, atasözleri
ebleh : ahmak
esbab : sebepler
esmâ-i nuriye : nurlu isimler; Allah’ın isimleri
eşya : varlıklar
gayr-ı mütenahi : sonsuz
hakaik-i mücerrede : soyut, maddî bir kalıba sokulamayan hakikatler, gerçekler
hakikat : gerçek, esas
hisse : pay
hüküm : bir konu üzerine verilen yargı ve karar
i’lem eyyühe’l-aziz : “Bil ey aziz, saygıdeğer kardeşim!” mânâsında muhatabı uyarmak ve dikkatini çekmek için kullanılan bir ifade
icad : var etme, yaratma
ihyâ : diriltme, hayat verme
ilm-i muhit : Allah’ın herşeyi kuşatan ve kapsayan ilmi
in’ikâs eden : yansıyan
isnad etmek : dayandırmak
istilzam etmek : gerekli görme, gerektirme
kader : Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, plânlaması
kemâl : mükemmellik
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan : ifade ve açıklamalarıyla mu’cize olan, benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur’ân
kün emri : Arapça “kün = كُنْ”, yani “Ol” emri
lâzım gelmek : gerekli olmak
mahall-i tecellî : görüntünün, aksin belirdiği yer
mazhar olmak : ayna olmak, nail olmak
miftah : anahtar
muhâlât : olması, gerçekleşmesi imkânsız şeyler
muttasıf : vasıflanmış, nitelendirilmiş
münasebet : bağlantı, ilgi
nefs-i vahide : bir şey, bir kişi
neş’et etme : doğma, kaynaklanma
nur : ışık
rububiyet : Rablık; Cenâb-ı Hakkın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması
sair : diğer
sarahat : açıklık, açıklama
tavsif etmek : nitelemek, özelliklerini anlatmak
tersim etmek : çizmek, resmetmek, resimlemek
ukalâ : akıllılık taslayanlar
vücud : varlık
Yükleniyor...