Block title
Block content
Evet, 1 وَفِى كُلِّ شَىْءٍ لَهُ اٰيَةٌ - تَدُلُّ عَلٰۤى اَنَّهُ وَاحِدٌ beytiyle, bu hakikat hakikatiyle tebarüz eder.İHTAR

Remz

Arkadaş! Nefsin vücudunda bir körlük vardır. O körlük vücudunda zerre-miskal kaldıkça, hakikat güneşinin görünmesine mâni bir hicap olur. Evet, müşâhedemle sabittir ki, kat’î, yakînî burhanlarla deliller dolu olan büyük bir kalede, küçük bir taşta bir zafiyet görünürse, o kör olası nefis o kaleyi tamamen inkâr eder, altını üstüne çevirir. İşte nefsin cehaleti, hamakati, bu gibi insafsızca tahribattan anlaşılır.

Remz

Ey insan! Senin vücudunun sahasında yapılan fiiller ve işlerden senin yed-i ihtiyarında bulunan, ancak binde bir nisbetindedir. Bâki kalan Mâlikü’l-Mülke aittir. Binaenaleyh, kendi kuvvetine göre yük al. Yoksa altında ezilirsin. Kıl kadar bir şuur ile büyük taşları kaldırmak teşebbüsünde bulunma. Mâlikinin izni olmaksızın Onun mülküne el uzatma. Binaenaleyh, gafletle, kendi hesabına bir iş yaptığın zaman, haddini tecavüz etme. Eğer Mâlikin hesabına olursa, istediğin şeyi al ve yap—fakat izin ve meşiet ve emri dairesinde olmak şartıyla. İzin ve meşîetini de şeriatından öğrenirsin.

Remz

Ey şan ve şerefi, nam ve şöhreti isteyen adam! Gel, o dersi benden al. Şöhret ayn-ı riyâdır ve kalbi öldüren zehirli bir baldır.

Ve insanı insanlara abd ve köle yapar. O belâ ve musibete düşersen,
2 اِنَّا ِللهِ وَاِنَّاۤ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ de, o belâdan kurtul.
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Herbir şeyde, Onun bir olduğuna delâlet eden bir âyet vardır.” İbnü’l-Mu’tez’in bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-Azîm, 1:24.
İHTAR : Kur’ân’ın delâletiyle bulduğum yola gitmek isteyen için ve ona o yolu güzelce tarif etmek için, Risale-i Nur Külliyatı güzel bir tarifçidir.
2 : “Biz Allah’ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz.” Bakara Sûresi, 2:156.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Katre / Sonraki Risale: Hubâb
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abd : kul
ayn-ı riyâ : gösteriş ve ikiyüzlülüğün tâ kendisi
Bâki : kendi varlığı sonsuza kadar devam eden ve dilediği varlığa bekà veren, onları sonsuz ve kalıcı hale getiren Allah
beyt : anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası
binaenaleyh : bundan dolayı
cehalet : cahillik
delâlet : delil olma, işaret etme
gaflet : âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına duyarsız davranma hâli, umursamazlık
haddini tecavüz etme : haddini aşma, ileri gitme
hakikat : herbir şeyin aslı ve esası, gerçek mahiyeti
hamakat : ahmaklık
hicap : örtü, perde
Mâlik : her şeyin hakiki sahibi olan Allah
Mâlikü'l-Mülk : bütün mülkün gerçek sahibi olan Allah
mâni : engel
meşiet : dileme, irade, istek
musibet : belâ, dert, felâket
mülk : sahip olunan şey, hükmedilen yer
müşâhede : gözlem
nam : ad, şan
nefs/nefis : bir kimsenin kendisi; insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu
nisbetinde : ölçüsünde, oranında
remz : işaret
şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi
şuur : bilinç, anlayış, idrak
tahribat : tahripler, yıkıp bozmalar
tebarüz etmek : ortaya çıkmak
teşebbüs : girişim
vücud : varlık
yakînî burhan : güçlü ve sarsılmaz şüphesiz, kesin delil
yed-i ihtiyar : irâde eli
zafiyet : zayıflık, güçsüzlük
zerre miskal : zerre ağırlığınca, çok az
Yükleniyor...