Block title
Block content
Eğer bu zerreler, yaptıkları vazifelerde memur olup Cenâb-ı Hakkın emir ve iradesine tâbi oldukları kâfirâne inkâr edilirse, o zerre herhangi bir bünyeye girse, o bünyenin bütün cihazatını, keyfiyetiyle teşekkülünü bilmesi lâzımdır. Bu bilginin o zerrede bulunmasını ancak o kâfir itikad edebilir.

Maahaza, bir semere, bir şecerenin bir misal-i musağğarıdır. Ve o semeredeki çekirdek, o şecerenin defter-i a’mâlidir. O ağacın tarih-i hayatı o çekirdekte yazılıdır. Bu itibarla, bir semere şecerenin tamamına, belki o şecerenin nev’ine, belki küre-i arza nâzırdır. Öyleyse, bir semerenin san’atındaki azamet-i mâneviyesi, arzın cesameti nisbetindedir. O zerreyi, san’atça hâvi olduğu o azamet-i mâneviyeyle bina eden, arzı haml ve bina etmekten âciz olmayacaktır. Acaba o kâfir münkir, kalbinde böyle bir küfrü taşımakla, akıl ve zekâ iddiasında bulunması kadar bir ahmaklık var mıdır?

Arkadaş! Her birşey için iki suret ve şekil vardır:

Biri: Maddiyedir ki, âdeta bir gömlek gibi, herşeyin vücuduna göre kaderin takdiriyle biçilmiş şu görünen suretlerdir.

Diğeri: Mâkuledir ki, birşeyin yaşadığı bir ömürde mürur-u zamanla değiştirdiği muhtelif maddî suretlerin içtimâından tasavvur edilen bir suret-i vehmiyedir.

Bir ateşin sür’atle tedvirinden hasıl olan daire-i vehmiye gibi, herşeyin tarih-i hayatını bildiren ve kadere medar olan ve mukadderat-ı eşya denilen şu ikinci suret, mâkuledir. Suret-i maddiye itibarıyla herşeyin bir nihayeti, bir gayesi olduğu gibi, suret-i mâneviye itibarıyle de bir nihayeti ve gizli bazı hikmetler için bir gayesi de vardır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Reşhalar / Sonraki Risale: Katre
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz olmak : güçsüz, zayıf olmak
ahmaklık : akılsızlık
arz : yer, dünya
azamet-i mâneviye : mânevî büyüklük
bina etmek : yapmak, inşa etmek
bünye : yapı; beden
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cesamet : büyüklük
cihazat : cihazlar, donanımlar
daire-i vehmiye : vehmî daire; olmadığı halde var görülen daire
defter-i a'mâl : amellerin kaydedildiği defter
emir ve irade : Allah’ın yaratılışa dair emir ve dilemesi
haml : yüklenme, üstlenme
hasıl olmak : meydana gelmek, ortaya çıkmak
hâvi olmak : ihtiva etmek, içine almak
hikmet : fayda, gaye, ince sır
içtimâ : toplanma, bir araya gelme
itibarıyla : bakımından, özelliğiyle
itikad etmek : inanmak
kader : Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, plânlaması
kâfir : Allah’ı veya Onun kesin olarak bildirdiği şeylerden herhangi birini inkâr eden kimse
kâfirâne : kâfirce, inançsızca
keyfiyet : özellik, mahiyet, nitelik
küfür : inkâr ve inançsızlık
küre-i arz : yer küre, dünya
maahaza : bununla beraber, bununla birlikte
maddî suret : maddî şekil, dış görünüş
maddiye : maddî, maddeye ait
mâkule : akıl çerçevesinde, tasavvur edilen hayal edilen, tasavvur edilen
medar olan : dayanak noktası olan, kaynak olan
misal-i musağğar : küçültülmüş nümune, örnek
muhtelif : çeşitli, ayrı ayrı
mukadderat-ı eşya : yaratılmış her şeyin ileride hangi durumda olacağının Allah tarafından bilinmesi, takdir olunması
münkir : inkâr eden
mürur-u zaman : zamanın geçmesi
nâzır : bakar, yönelik
nev’i : çeşit, tür
nihayet : sonuç
nisbet : oran, ölçü
salâhiyet : gerekli şartlara sahip olma
san’atça : san’at itibariyle
semere : meyve
suret : biçim, şekil
suret-i maddiye : maddî suret; maddenin dış görünüşü, biçimi
suret-i mâneviye : mânevî suret; maddî olmayan şekil, biçim
suret-i vehmiye : vehmî suret; var olmadığı halde varsayılan suret, şekil
sür'at : hız
şecere : ağaç
tâbi olmak : uymak
takdir : herhangi bir şeyin ne ve nasıl olacağını belirleme
tarih-i hayat : bir hayat boyu yaşanan hadiseler, özgeçmiş
tasavvur edilmek : zihinde canlandırarak düşünülmek, hayal edilmek
tedvir : döndürme, çevirme
teşekkül etmek : belirli özelliklerle meydana gelmek, şekillenmek
vücud : beden, yapı
zerre : atom, maddenin çok küçük parçası
Yükleniyor...