Block title
Block content
Hülâsa: İman nuruyla âlem öyle terakki eder ki, “Hikmet-i Samedâniye Kitabı” namını alıyor. Ve insan, zelil ve fakir ve âciz hayvanların sırasından çıkar; zaafının kuvvetiyle, aczinin kudretiyle, ubudiyetinin şevketiyle, kalbinin şuaıyle, aklının haşmet-i imaniyesiyle hilâfet ve hâkimiyetin zirvesine yükselmiştir. Hattâ acz, fakr, ihtiyaç ve akıl onun sukutuna esbab iken, suud ve yükselmesine sebep olurlar. Zulmetli, karanlıklı bir mezar-ı ekber suretinde görünen zaman-ı mazi, enbiya ve evliyanın ziyasıyla ziyadar ve nuranî görünmeye başlar. Karanlıklı gece şeklinde olan istikbal, Kur’ân’ın ziyasıyla tenevvür eder, Cennetin bostanları şekline girer. Buna binaen, o zât-ı nurânî olmasaydı, kâinat da, insan da, herşey de adem hükmünde kalır, ne kıymeti olur ve ne ehemmiyeti kalırdı.

Binaenaleyh, bu kadar garip, acip, güzel kâinat için böyle tarifat ve teşrifatçı bir mürşid-i harika lâzımdır. “Eğer bu zât (a.s.m.) olmasaydı kâinat da olmazdı” meâlinde 1 لَوْلاَكَ لَوْلاَكَ لَمَا خَلَقْتُ اْلاَفْلاَكَ olan hadis-i kudsî şu hakikatı tenvir ediyor.

ALTINCI REŞHA: Arkadaş! O hutbe-i ezeliyeyi okuyan zât, kâinatın kemâlâtını keşfeden canlı bir güneştir; saadet-i ebediyeyi ihbar ve tebşir ediyor. Nihayetsiz rahmeti keşfetmiş, ilân ediyor. Saltanat-ı Rububiyetin mehâsininin dellâlı ve esmâ-i İlâhiyenin gizli definelerinin keşşâfıdır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Ali el-Kàri, Şerhü’ş-Şifâ, 1:6; Aclunî, Keşfü’l-Hafâ, 2:164.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Lem'alar / Sonraki Risale: Lâsiyyemalar
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : hayret verici, şaşırtıcı
âciz : güçsüz, elinden bir şey gelmeyen
acz : acizlik, güçsüzlük
adem : hiçlik, yokluk
âlem : dünya
âyat-ı tekviniye : yaratılışa ait deliller, bütün varlıklar
binaen : -dayanarak
binaenaleyh : bundan dolayı
ehemmiyet : değer, önem
enbiya : nebiler, peygamberler
esbab : sebebler
esmâ-i İlâhiye : Cenab-ı Allah’ın isimleri
evliya : Allah dostları, velîler
fakr : fakirlik, muhtaçlık
hadis-i kudsî : mânâsı Allah tarafından Peygamberimize (a.s.m.) ilham edilen, kelimeleri Peygamberimize (a.s.m) ait olan hadis
hakikat : bir şeyin aslı ve esası, gerçek mahiyeti
hâkimiyet : egemenlik, hükümranlık
haşmet-i imaniye : imandan kaynaklanan büyüklük, görkem
Hikmet-i Samedâniye Kitabı : hiç kimseye muhtaç olmayan Allah’ın, bir kitap misâli, bütün hikmetlerini sergilediği kâinat ve varlıklar âlemi
hilâfet : halifelik; insanların yeryüzünde Allah'ın halifesi oluşu
hutbe-i ezeliye : ezelî hutbe; Kur’ân-ı Kerim
hükmünde kalmak : benzer bir şeyle aynı hükümde olmak
hülâsa : öz, özet
ihbar etmek : haber vermek
inkılâp etmek : değişmek, dönüşmek
istikbal : gelecek
kâinat : evren
kemâlât : mükemmel özellikler
keşfeden : açığa çıkaran
kudret : güç, iktidar
meâlinde : mânâsında
mezar-ı ekber : çok büyük mezar
mürşid-i harika : en harika bir şekilde insanlara yol gösteren ve rehberlik yapan
nam almak : adını taşımak
nuranî : aydınlık, ışık saçan
reşha : “sızıntı” mânâsını taşıyan başlıklardan her birisi
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
sukut : düşüş
suret : biçim, şekil
suud : yükselme
şevket : büyüklük, haşmet
şua : ışık, parıltı
tarifat ve teşrifatçı : tarif eden ve yönlendiren rehber
tebşir etmek : müjdelemek
tenevvür etmek : nurlanmak, aydınlanmak
tenvir etmek : aydınlatmak, nurlandırmak
terakki etmek : yükselmek, ilerlemek
ubudiyet : kulluk, ibadet
zaaf : zayıflık, güçsüzlük
zaman-ı mazi : geçmiş zaman
zât : Hz. Muhammed (a.s.m.)
zât-ı nuranî : etrafını nûrlandıran ve aydınlatan zât; Hz. Peygamber (a.s.m.)
zelil : aşağı, alçak
zirve : doruk, en üst aşama
ziya : ışık
ziyadar : ışık saçan, aydınlatan
zulmet : karanlık
Yükleniyor...