Block title
Block content
Ve beşer için öyle bir istikbalden haber veriyor ki, dünyevî istikbal ona nisbeten bir katre hükmündedir. Ve öyle bir saadetten müjde veriyor ki, dünya saadetleri ona nazaran rüyalar gibi olur. Evet, bu kâinatın perdesi altında çok acaip şeyler vardır, bizleri bekliyorlar. Biz de onları intizar ediyoruz. Binaenaleyh, o acaibi görüp bize keyfiyetlerini hikâye etmek için hârikulâde bir insan lâzımdır ki, o harika garaibi görsün ve gördüğü gibi bize de söylesin.

Ve keza, o zât, Hâlıkımızın bizden talep ettiği şeylerden bahsediyor ve çok hakikatlerden, meselelerden haber veriyor ki, onlardan kurtuluş yoktur. Feyâ acaba! Ekser-i nâs neden böyle hak şeylerden göz yumuyorlar, hakikatlerden kulak tıkıyorlar?

ON BİRİNCİ REŞHA: Arkadaş! Şu minber-i âlide hutbe-i ezeliyeyi okuyan ve şahsiyet-i mâneviyesiyle bizlere meşhud ve yüksek şuûnatıyla âlemde meşhur olan zât-ı nurânî, (a.s.m.) vahdaniyet-i İlâhiyeye bir burhan-ı sâdık-ı nâtık ve tevhidin hakikat olduğuna bir delil-i hak ve saadet-i ebediyenin de vücuda gelmesine kat’î bir delil ve zahir bir burhandır.

Ve keza, o zât, insanları hidayete davet etmekle saadet-i ebediyenin husulüne sebep olduğu gibi, vüsulüne de sebeptir.

Ve keza, o zât, duasıyla, ubudiyetiyle o saadetin vücuduna ve icadına vesiledir. Evet, bak: O zât, nev-i beşere imamdır. Mescidi, yalnız Ceziretü’l-Arab değildir, küre-i arzdır. Cemaati de yalnız o zamanın insanları değildir. Belki Âdem zamanından kıyamete kadar herbir asrın halkı bir saf olup, bütün asırlar safları onun arkasında, onun duasına “Âmin” diyorlar.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Lem'alar / Sonraki Risale: Lâsiyyemalar
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acaip : hayret verici, şaşırtıcı
âlem : dünya
âmin : “Allah’ım kabul eyle”
arz : yeryüzü
asır : yüzyıl
beşer : insan
bilhassa : özellikle
binaenaleyh : bundan dolayı
burhan : güçlü ve sarsılmaz delil
burhan-ı sâdık-ı nâtık : doğru konuşan delil
cemaat : topluluk
cemaat-ı uzmâ : büyük cemaat, topluluk
delil-i hak : hak delil
dünyevî : dünya ile ilgili
ekser-i nâs : çoğu insanlar
feyâ acaba! : “Yahu” gibi bir mânaya gelir, hayret ifade eder.
garaib : tuhaf, hayret verici şeyler
hak : doğru, gerçek
hakikat : herbir şeyin aslı ve esası, gerçek mahiyeti
Hâlık : her şeyi var eden yaratıcı Allah
hârikulâde : olağanüstü, şaşırtıcı derecede
hidayet : doğru ve hak olan yol, İslâmiyet
husul : meydana gelme
hutbe-i ezeliye : ezelî hutbe; Kur'ân-ı Kerim
hükmünde : benzer bir şeyle aynı hükmü taşıyan
icad : var edilme, yaratılma
ihtiyac-ı azîm : büyük ihtiyaç
intizar etmek : beklemek
istikbal : gelecek
kat'î : kesin bir şekilde
katre : damla
keyfiyet : nitelik, özellik
keza : aynı, aynı biçimde
kıyamet : dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması
küre-i arz : yer küre, dünya
meşhud : görünen, bilinen
minber-i âli : yüksek, yüce minber
nazaran : bakarak, –göre
nev-i beşer : insanlık
nisbeten : kıyasla, oranla
reşha : “sızıntı” mânâsını taşıyan başlıklardan her birisi
saadet : mutluluk
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluğun yaşanacağı Cennet hayatı
saf : sıra ile uzun uzadıya dizilmek
şahsiyet-i mâneviye : manevî şahsiyet; bir kimsenin temsil ettiği makam ve mevkiye ait kişiliği, taşıdığı meziyetleri
şâmil : içine alan
şedit : çok şiddetli
şuûnat : hâller, işler, temel özellikler; Hz. Peygamber'de (a.s.m.) bulunan temel vasıflar
talep etmek : istemek
tevhid : birleme, her şeyin bir olan Allah’a ait olması
ubudiyet : kulluk
umum : bütün, genel
vahdaniyet-i İlâhiye : Allah’ın bir ve tek olması
vesile : aracı
vücud : varlık
vücuda gelmek : ortaya çıkmak, meydana gelmek
vüsul : kavuşma, erişme
zahir : açık, görünen
zât-ı nurânî : nuranî zât; Hz. Peygamber (a.s.m.)
zevilhayat : canlılar
Yükleniyor...