Block title
Block content
Çünkü Vâcibü’l-Vücudu, mümkine kıyas ediyor. Halbuki, bu kıyasa göre küçük hayvanlara büyük bir zulüm olur.

Çünkü onlar da 1 وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ kaziyesince Hâlıklarını tesbih etmekle, Allah’tan maadâ kimseyi Rab tanımıyorlar. Binaenaleyh, büyüğün küçüğe tekebbür etmeye hakkı yoktur.

İ’lem eyyühe’l-aziz! Umumî olan bir in’âm ile inâyet-i şahsiye arasında münâfat yok. Meselâ, bir ziyafete yapılan umumî bir davet altında şahıslar da davet edilmiş olur. Yani, bu ziyafet umumî olduğundan davet umumiyette kalır; şahıslar nazara alınmıyor, denilemez. Binaenaleyh, Allah’ın nimetleri vakıf malı veya nehir suyu gibi umumî olup, in’âmında şahıslar kast edilmemiş değildir. Ancak o umumiyette hususiyet de maksuddur. Binaenaleyh, eşhas o umumî in’âmda kast edilmediklerinden, o nimetlere karşı şükretmeye mükellef olmadıklarına zehab etmek hatâdır.

İ’lem eyyühe’l-aziz! Yarın seni zillet ve rezaletlere mâruz bırakmakla terk edecek olan dünyanın sefahetini bugün kemâl-i izzet ve şerefle terk edersen, pek aziz ve yüksek olursun. Çünkü, o seni terk etmeden evvel sen onu terk edersen, hayrını alır, şerrinden kurtulursun. Fakat vaziyet mâkûse olursa, kaziye de mâkûse olur.

İ’lem eyyühe’l-aziz! Fısk çamuruyla mülevves olan medeniyet, insanları da o çamur ile telvis ediyor. Ezcümle: Riyâyı şan ve şeref ile iltibas etmiş. İnsanları da o pis ahlâka sevk ediyor. Hakikaten insanlar o riyâya öyle alışmışlar ki, şahıslara yaptıkları gibi, milletlere, hattâ unsurlara bile yapıyorlar. Gazeteleri o riyâya dellâl, tarihleri de alkışçı yapmışlardır. Bu yüzden şahsî hayatlar “hamiyet-i cahiliye” ünvanı altında unsurî hayatlara fedâ edilmektedir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Zühre / Sonraki Risale: Şemme
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aziz : çok değerli, izzetli
binaenaleyh : bundan dolayı
dellâl : ilân edici
eşhas : şahıslar
ezcümle : bu gruptan bir örnek, meselâ
fısk : günah, günahkârlık
hakikaten : gerçekte
Hâlık : her şeyi yaratan Allah
hamiyet-i cahiliye : körü körüne, bilinçsiz ve şuursuzca yapılan koruma gayreti; güya mukaddes değerleri korumak için yapılan şuursuzca koruma gayreti; ırka dayalı milliyetçilik
hususiyet : özel olma, hususîlik
i’lem eyyühe’l-aziz : ey aziz kardeşim bil ki!
in’âm : nimet verme
inâyet-i şahsiye : şahsa ve kişiye yapılan yardım, ikram, lütuf
kastedilme : gaye edinme, bir maksat ve hedefe bizzat yönelme
kaziye : hüküm, önerme
kemal-i izzet ve şeref : tam bir izzet, şeref ve haysiyet sahibi olma
maadâ : –den başka, –in dışında
maksud : kast edilen, hedeflenen şey
mâkûse olma : tersine dönme, ters olma
mâkûse : ters, zıt
mükellef : yükümlü, sorumlu
mülevves : kirli, pis, pislenmiş
münâfat : zıtlık, terslik
nazar : dikkat
Nübüvvet-i Ahmediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği
Rab : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
riyâ : özü sözü bir olmamak, gösteriş
sefahet : helâl olmayan zevk ve eğlenceye düşkünlük, zararı yararı ayırt edemeden hareket etme
sevk etmek : yöneltmek
şahsî hayat : kişisel hayat, ferdin hayatı, yaşamı
şer : kötü iş, kötülük
tekebbür etmek : kibirlenmek, büyüklenmek
telvis etmek : kirletmek, pisletmek
tesbih : Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma
umumî : genel, herkese ait
umumiyet : genellik
unsur : ırk, soy
unsurî hayat : ırka, soya ait hayat; ırkçılık ve menfi milliyetçiliğin egemen olduğu hayat tarzı
vakıf malı : halkın faydasına sunulmuş mal
zehab : bir fikir ve düşünceye kapılmak, gitmek
zillet : alçaklık, aşağılık
Yükleniyor...