Block title
Block content
İ’lem eyyühe’l-aziz! 1 لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ cümle-i mukaddesesi, insanın, zerre vaziyetinden, insan-ı mü’min suretine gelinceye kadar camidiyet, nebatiyet, hayvaniyet, insaniyet gibi geçirdiği etvar ve ahvaline nâzırdır. Şu menzillerde insanın letâifi pek çok elem ve emellere mâruzdur. Maahaza, havl ve kuvvetin müteallikleri zikredilmeyerek mutlak bırakılmıştır. Binaenaleyh, bu cümle, tesellî-bahş olup şümûlü dahilinde olan makamlara göre tefsir edilir. Meselâ,

1. لاَ حَوْلَ عَنِ الْعَدَمِ وَلاَ قُوَّةَ عَلَى الْوُجُودِ “Ademden çıkıp vücuda gelmek.”

2. لاَ حَوْلَ عَنِ الزَّوَالِ وَلاَ قُوَّةَ عَلَى الْبَقَاءِ “Zevale gitmeyip bekada kalmak.”

3. لاَ حَوْلَ عَنِ الْمَضَرَّةِ وَلاَ قُوَّةَ عَلَى النَّفْعِ “Mazarratı def, menfaati celp.”

4. لاَ حَوْلَ عَنِ الْمَصَائِبِ وَلاَ قُوَّةَ عَلَى الْمَطَالِبِ “Musibetten uzak olup, matluba nâil olmak.”

5. لاَ حَوْلَ عَنِ الْمَعَاصِى وَلاَ قُوَّةَ عَلَى الْعِبَادَةِ “Maâsiye düşmemek, ibadete devam etmek.”

6. لاَ حَوْلَ عَنِ النِّقَمِ وَلاَ قُوَّةَ عَلَى النِّعْمَةِ “Azaba mâruz kalmamak, nimete mazhar olmak.”

7. لاَ حَوْلَ عَنِ الظُّلْمَةِ وَلاَ قُوَّةَ عَلَى النُّورِ “Zulmete düşmemek, nurla tenevvür etmek.”

Ve hâkezâ, herbir makamda insanın letâifine göre takyid ve tefsir edilebilir.
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Allah’ın kudret ve gücünden başka kudret ve güç yoktur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Habbe / Sonraki Risale: Zeylü'z-Zeyl
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem : yokluk, hiçlik
ahval : haller, davranışlar
ahz etmek : almak; rehber, yol gösterici vs. edinmek
âlem : dünya, evren
âyât-ı Kur’âniye : Kur’ân âyetleri
azamet : büyüklük, yücelik, haşmet
beka : devamlılık, kalıcı olma, sonsuzluğa gitmek
binaenaleyh : bundan dolayı
câmidiyet : cansızlık
cemâdat : cansız varlıklar
cihet : taraf, yön
cümle-i mukaddese : kusur ve eksiklikten uzak, yüce cümle
ehl-i meşrep : bir hareket tarzı ve yol takip edenler, bir metoda sahip olanlar
elem : acı, keder
emel : istek, beklenti
etvar : tavırlar, aşamalar
fehim : anlayış, anlama, kavrama
hakikî : gerçek
havl : güç, iktidar
hayalî : hayale dayalı
hayvanat : hayvanlar
hayvaniyet : hayvana âit, hayvansal
hidayet : doğru ve hak yola ulaşma
i’lem eyyühe’l-aziz : “Bil ey aziz, saygıdeğer kardeşim!” mânâsında muhatabı uyarmak ve dikkatini çekmek için kullanılan bir söz
iktibas etmek : alıntı yapmak
insan-ı mü’min : Allah’a inanan insan
insaniyet : insanlık
ittisal : bitişmek, birleşmek
kasıt : bir şeye hedef ve gaye edinerek bizzat yönelmek
keza : bunun gibi
kudret : güç, iktidar
letâif : insanın mânevi yapısında bulunan ince duygular, duyular
maahaza : bununla beraber, bununla birlikte
makam : konum, yer, derece
mâruz : hedef olma, yüz yüze gelme, uğrama, tesirinde kalma
menzil : durak, yer
merhamet : acıma, şefkat
meşreb : yol, hareket tarzı, metot
meziyet : üstün nitelik, özellik
mutlak : sınırsız
münasebet : irtibat, ilişki, ilgi
müteaddit : bir çok
müteallik : alâkalı, ilgili olan şeyler
nazar : bakış
nâzır : bakar, yönelik
nebatiyet : bitkilere âit, bitkisel
rahmet : şefkat, merhamet, bağış
sair : başka
sûre : Kur’ân-ı Kerim’in ayrıldığı 114 bölümden her biri
suret : görünüm, şekil
şümûl : kapsam
teb’an : bir şeye bağlı olarak; bir şeye bağlı olduğu şeyi dikkate alarak ikinci derecede bakmak
tebeî : başka birşeye tabi olarak, dolaylı, ikinci derecede
tecelliyat : tecellîler; yansımalar, görüntüler
tefsir etmek : açıklamak, yorumlamak
terbiye : eğitim, yetiştirme
tesellî bahş : tesellî bahşeden
ulemâ : âimler
vahşet : yalnızlık, yabancılık
vaziyet : durum, hal
vücuda gelmek : var olmak, yaratılmak
zerre : en küçük parça, hücre, atom
zeval : yokluk
zikredilmek : belirtilmek, anılmak
celp : kendine çekme
hâkezâ : bunun gibi
letâif : insanın mânevi yapısındaki ince duygular, duyular
maâsi : günahlar
makam : konum, yer, derece
mâruz kalmak : uğramak, tesirinde kalmak
matlub : istek, arzu
mazarrat : zararlar
mazhar olmak : erişmek
menfaat : fayda, yarar
musibet : belâ, dert, felâket
nâil olmak : erişmek, ulaşmak
nimet : iyilik, lütuf, ihsan
nur : aydınlık
takyid : sınırlandırma
tefsir etmek : açıklamak, yorumlamak
tenevvür etmek : aydınlanmak
zulmet : karanlık
Yükleniyor...