Block title
Block content
İşaret
Kim tevfik isterse, âdetullah ve hilkat ve fıtrat ile âşinalık etmek ve dostluk etmek gerektir. Yoksa, fıtrat tevfiksizlikle bir cevab-ı red verecektir. Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları adem-âbâd hiçahiçe atacaktır.

İşte buna binaen temaşa et. Göreceksin ki, hilkatte cârî olan kavanîn-i amîka-i dakika—ki hurdebîn-i akılla görülmez—hakaik-i şeriat ne derecede mürâat ve muarefet ve münasebette bulunmuşlardır ki, o kavanin-i hilkatin muvazenesini muhafaza etmiştir. Evet, şu a’sâr-ı tavîlede şu müsademat-ı azîme içinde hakaikini muhafaza, belki daha ziyade inkişafa getirdiğinden gösterir ki, Resul-i Ekremin (a.s.m.) mesleği, hiçbir vakit mahvolmayan hak üzerine müessestir.

Şu Nükte ve Noktaları bildikten sonra, geniş ve muhakemeli ve müdakkik bir zihinle dinle ki: Muhammed-i Hâşimî Aleyhissalâtü Vesselâm ümmiyeti ve adem-i kuvvet-i zahiresi ve adem-i hâkimiyeti ve adem-i meyl-i saltanatla beraber, gayet hatarlı mevakide kemâl-i vüsuk ile teşebbüs ederek efkâra galebe etmekle, ervaha tahabbüp ve tabayie tasallut, gayet kesire ve müstemirre ve rasiha ve me’lûfe olan âdât ve ahlâk-ı vahşiyaneyi esasıyla hedmederek, onların yerine ahlâk-ı âliyeyi gayet metin bir esas ile, lâhm ve demlerine karışmış gibi tesis etmekle beraber, zâviye-i vahşette hâmid olan bir kavimdeki kasavet-i vahşiyeyi ihmad ve hissiyat-ı dakikayı tehyiç, evet, hissiyat-i âliyeyi ikaz ve cevher-i insaniyetlerini izhar etmekle beraber evc-i medeniyete bir zaman-ı kasîrde is’ad ederek, şark ve garpta oturmuş bir devlet-i cesîmeyi bir zaman-ı kalilde teşkil edip, ateş-i cevval gibi, belki nur-u nevvar gibi veyahut asâ-yı Mûsâ gibi sair devletleri bel’ ve imha derecesine getirdiğinden, basar-ı basireti kör olmayanlara sıdkını ve nübüvvetini ve hakla temessükünü göstermiştir. İşte eğer sen görmezsen, seni insanların defterinden sildirecektir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

a’sâr-ı tavîle : uzun asırlar
âdât : âdetler, alışkanlıklar
adem âbâd hiçahiç : hiçlik ve yokluk âlemleri
adem-i hâkimiyet : hâkimlik ve hükümranlığın bulunmaması
adem-i kuvvet-i zahire : görünürde herhangi bir maddî güce sahip bulunmayan
adem-i meyl-i saltanat : hükümdarlığa ve sultanlığa meylinin bulunmaması
ahlâk-ı âliye : yüksek, üstün ahlâkî özellikler
ahlâk-ı vahşiyane : ahlâkî yapı açısından son derece vahşi olma
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
Aleyhisselâm : Allah selâmı onun üzerine olsun
binaen : –dayanarak, dolayı
cârî : geçerli, hükmü yürürlükte olan
cereyan-ı umumî : genel akış
cevab-ı red : red cevabı; kabul etmeme
cevher-i insaniyet : insanlık cevheri, insanın içindeki gizli öz
dem : kan
devlet-i cesîme : büyük bir devlet
efkâr : fikirler, düşünceler
ervah : ruhlar
evc-i medeniyet : medeniyetin zirvesi
fıtrat : yaratılış, mizaç
galebe etme : üstün gelme
hakaik : gerçek mahiyetler, asıl ve esaslar
hakaik-i şeriat : şeriat hakikatleri, İlâhî kanunlar
hâmid : sönmüş
hatarlı : tehlikeli
hedmetme : yıkma, ortadan kaldırma
hilkat : yaratılış
hissiyat-ı dakika : ince ve derin hisler
hissiyat-i âliye : yüce hisler
hurdebîn-i akıl : akıl mikroskobu; küçücük şeyleri görebilen akıl
ihmad : ateşin alevini söndürme
ikaz : uyandırma
inkişaf : açığa çıkma, açılma
is’ad etme : yükseltme, yüceltme
izhar : açığa çıkarma, gösterme
kasavet-i vahşiye : vahşî katılık, vahşette katılaşmış
kavanîn-i amîka-i dakika : çok ince ve derin kanunlar
kavanin-i hilkat : yaratılış kanunları kavim
kemâl-i vüsuk : son derece kendinden emin
kesire : çok
lâhm : et
me’lûfe : alışıldık ve yakın olan
meslek : yol, tarz
metin : sağlam, sarsılmaz
mevâki’ : mevkiler, yerler
muarefet : tanıma, yakından bilme
muhakeme : değerlendirme, yargılama
muhalif : aykırı, zıt; karşı taraf
Muhammed-i Hâşimî : Haşimoğulları soyundan gelen Peygamberimiz Hz. Muhammed muvazene
müdakkik : meseleleri çok detaylı olarak ele alan, inceleyen
müesses : kurulu
mürâat : gözetme, yerine getirme
müsademat-ı azîme : büyük çarpışmalar
müstemirre : değişmeden devam eden
nükte : ince ve derin mânâ
rasiha : sağlam, köklü, esaslı
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
şark ve garb : doğu ve batı
tabâi’ : tabiatlar, mizaçlar, huylar
tahabbüb : sevgi besleme, sevgi duyma
tasallut : hükmetme, musallat olma
tehyic : heyecanlandırma, harekete geçirme
temaşa etme : bakma, seyretme
tesis etme : kurma, yerleştirme
teşebbüs : başvurma, girişme
tevfiksizlik : başarısızlık
ümmiyet : okur-yazar olmama
vakit : zaman
zaman-ı kalil : az zaman
zaman-ı kasîr : kısa zaman
zâviye-i vahşet : vahşet köşesi
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...