Block title
Block content
İşte, cumhur-u avam ise, me’lûf ve mütehayyelâtından tecerrüd edip hakaik-i mücerrede ve mâkulât-ı sırfeyi temaşa edemezler—meğer mütehayyelâtları dürbün gibi tevsit etseler...

Fakat mütehayyelâtın suretlerine hasr ve vakf-ı nazar etmek, cismiyet ve cihet gibi muhal şeyleri istilzam eder. Lâkin nazar, o suretlerden geçerek hakaiki görüyor. Meselâ, kâinattaki tasarruf-u İlâhîyi sultanın serir-i saltanatında olan tasarrufunun suretinde temaşa edebilirler:
1 اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى gibi...

İşte, hissiyat-ı cumhur şu merkezde olduklarından, elbette irşad ve belâgat iktiza eder ki, onların hissiyatı riayet ve ihtiram edilsin ve efkârları dahi bir derece mümaşât ve ihtiram edilsin. İşte, riayet ve ihtiram, ukul-ü beşere karşı olan “tenezzülât-ı İlâhiye” ile tesmiye olunur. Evet, o tenezzülât, te’nis-i ezhan içindir. Onuncu Mukaddemeye müracaat et.

İşte bunun içindir ki, hakaik-i mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlûd cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbün vaz edilmiştir. İşte şu cevabı teyid eden maânî-i amîka veya müteferrikayı bir suret-i sehl ve basitada tasavvur veya tasvir etmek için, nâsın kelâmında istiârât-ı kesireyi irad ederler. Demek, müteşabihat dahi istiârâtın en ağmaz olan kısmıdır. Zira en hafî hakaikin suver-i misaliyesidir. Demek, işkâl ise, mânânın dikkatindendir, lâfzın iğlâkından değildir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “O Rahmân ki, hükümranlığı Arşı kaplamıştır.” Tâhâ Sûresi, 20:5.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ağmaz : en derin
belâgat : maksada ve hâle uygun düzgün ve güzel söz söyleme
cihet : yön, görünüm
cismiyet : maddî özellik taşıma
cumhur : genel halk kitlesi
cumhur-u avam : halk kitlesi
efkâr : fikirler, düşünceler
hafî : gizli, örtülü
hakaik : hakikatler; gerçek mahiyetler, asıl ve esaslar
hakaik-i mücerrede : maddî olmayan, soyut gerçekler
hasr : dikkati bir şeyde yoğunlaştırma
hayal-âlûd : hayalle karışmış
hissiyat : hisler, duygular
hissiyat-ı cumhur : genel halk kitlelerinin hisleri, algılamaları
iğlâk : kapalı olma
ihtiram : hürmet etme, saygı gösterme
iktiza etme : gerektirme
irad etme : sunma, söyleme
irşad : doğru yolu gösterme
istiârât : istiareler; kelimelerin kendi mânâsının dışında başka mânâlarda kullanmalar (istiare)
istiârât-ı kesire : birçok istiare; kelimelerin kendi mânâsının dışında başka mânâlarda kullanmalar (istiare)
istilzam etme : gerektirme, şart koşma
işkâl : bir ifadedeki mânâların zor anlaşılır olması, zorlaştırma
kelâm : ifade, söz
lâfz : ifade, söz, kelime
maânî-i amîka veya müteferrika : derin veya birbirinden farklı mânâlar
mâkulât-ı sırfe : tamamıyla aklî olan meseleler
mânânın dikkati : bir sözdeki mânânın derinliği ve inceliği
me’lûf : alışılmış
muhal : imkânsız, olmayacak şey
mümaşât : uyma; beraber hareket etme
mütehayyelât : hayal edilen şeyler
müteşabihat : birbirine benzer mecâz ve teşbihlerin yer aldığı ifadeler; Kur’ân ve hadiste yer alan ve farklı mânâlardan hangisinin kastedildiği kesin olarak bilinemeyen, bazı kapalı sözler
nâs : insanlar
nazar : bakış, dikkat
riayet : gözetme
serir-i saltanat : saltanat tahtı; sultanlık makamı
suret : şekil, görünüm, fotoğraf
suret-i sehl ve basîta : kolay ve basit şekil, suret
suver-i misaliye : temsilî ifadeler, misalî şekiller, suretler
suver-i müteşabihe : müteşâbih ifadeler; Kur’ân-ı Kerimde mânâsı kapalı olan ve yorumlara açık olan suretler, temsiller
tasarruf : dilediği gibi kullanma, yapma ve yönetme
tasarruf-u İlâhî : Allah’ın maddî âlemde dilediği gibi tasarrufta bulunması, dilediğini yapması
tasavvur : düşünme, hayalde canlandırma
tasvir : bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma
te’nis-i ezhan : zihinlerde yakınlık meydana getirme; onları alıştırma
tecerrüd etme : soyutlanma, sıyrılma
temaşa etme : bakma, seyretme
tenezzülât : muhatapların seviyesine inmeler
tenezzülât-ı İlâhiye : Cenâb-ı Hakkın kullarının anlayış seviyelerine göre hitap etmesi
tesmiye olunma : isimlendirilme
tevsit : vasıta ve araç olarak kullanma
teyid etme : destekleme, pekiştirme
ukul-ü beşer : insanların akılları
vakf-ı nazar : dikkatin bir konu üzerinde yoğunlaşması
vaz etmek : koymak, yerleştirmek
Yükleniyor...