Block title
Block content
Eğer sual edersen: Senin bu telâşın ve ulûm-u mütearife hükmüne geçen şeylere burhan getirmeye ne lüzum vardır? Zira telâhuk-u efkâr ve tecârübün keşfiyatıyla meydan-ı bedahete gelen mesaile burhan getirmek, malûmu ilâm demektir.

Cevaben derim: Maatteessüf, benimle şu zamanın kıt’asında iştirak eden cümlesi, eğer çendan sureten on üçüncü asrın evlâdıdırlar, fakat fikir ve terakki cihetiyle kurun-u vustânın yadigârlarıdırlar. Güya muasırlarımız üçüncü asrın nihayetinden on üçüncü asra kadar geçmiş olan asırların fihristesi veyahut enmûzeci veyahut melez bir kavimdirler. Hattâ bu zamanın çok bedihiyatı, onlarca mevhumat sayılır.
• • •

Mukaddeme

Bu kitap üç makale ile üç kitap üzerine müretteptir. Birinci Makale, unsur-u hakikatin veyahut bazı mukaddemat ve mesail ile İslâmiyete saykal vurmanın beyanındadır. İkinci Makale, unsur-u belâgatı keşfeder. Üçüncüsü, unsur-u akide ile ecvibe-i Japoniye beyanındadır. Kitaplar ise, Kur’ân’da işaret olunan ilmü’s-sema ve ilmü’l-arz ve ilmü’l-beşeri tahkik ile bir nevi tefsirdir.
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bedihiyat : delile isbata ihtiyacı olmayacak şekilde açık, meydanda olanlar (Sınââtü'l-Hams)
beyan : açıklama, anlatma, ifade etme
ecvibe-i Japoniye : Japonlar’a verilen cevaplar
enmûzec : örnek
fihriste : öz, özet, bir şeyin içindekilerinin özeti, listesi
ilmü’l-arz : yer bilimi, jeoloji
a’dâ-yı din : din düşmanları
âkıl : akıllı, aklını çok iyi kullanan
âlem-i İslâmiyet : İslâm dünyası
bab-ı medeniyet ve maârif : ilim ve medeniyet kapısı
bedihî : çok belirgin, ap açık
burhan : güçlü ve sarsılmaz kesin delil, kanıt
cânib : taraf, yön
cümlesi : herkes
çendan : gerçi, her ne kadar
ehl-i ifrat : aşırıya gidenler, haddi aşanlar, doğru yoldan sapanlar
ehl-i tefrit : doğru yolu reddedenler, doğru yolun gerisinde kalanlar
Ekrâd : Kürtler
elhasıl : kısaca, özetle
emsal : benzer
ezcümle : meselâ, örneğin
fünun : fenler, bilimler
icra etmek : yerine getirmek, yapmak
ikbal : yüksek bir mevkiye erişme
ilka etmek : telkin etmek, bırakmak
im’ân-ı nazar : dikkatlice, inceden inceye bakmak ve araştırmak
istikbal : gelecek
iştirak etme : katılma
kemâl-i ümid-i zafer : tam bir zafer ümidi
keşfiyat : keşifler, açığa çıkarma
küreviyyet-i arz : dünyanın yuvarlaklığı
maatteessüf : ne yazık ki, üzülerek
maksad : gaye, amaç
malûm : bilinen, belli
malûmu ilâm : bilinen bir şeyi tekrarlama, tekrar bildirme
mesail : meseleler
meydan-ı bedahet : herşeyin ap açık olduğu meydan, yer
muarız : karşı gelen, karşıt
muhakkikîn-i İslâm : hakikatleri araştırıp bulan büyük İslâm âlimleri
mükâbere etmek : büyüklük taslayarak doğruyu kabul etmemek
münafi : zıt, aykırı
mürşid : doğru ve hak yolu gösteren
nazar : bakma, bakış
rehber-i hakikat : hakikat rehberi, klavuzu
sadîk-ı ahmak : ahmak dost
saykal vurmak : cilalamak, parlatmak
seyyid : efendi
sıddık : çok doğru ve bağlı
sırat-ı müstakîm : dosdoğru yol
su-i tefehhüm : yanlış anlama
sureten : görünüşte
tahayyül : hayal etme
tard : uzaklaştırma, kovma
tarik-i müstakîm : doğru ve hak yol
tecârüb : tecrübeler, deneylere dayalı birikimler
telâhuk-u efkâr : düşünce ve tecrübelerin birikimi
terakki : ilerleme, yükselme
teşkîkât : şüpheler, tereddütler
tevehhüm : zan, kuruntu
tevehhüm-ü bâtıl : yanlış kuruntu, doğru olmayan zan
ulûm-u hakikiye : gerçek ve doğru ilimler
ulûm-u mütearife : herkesin bildiği bilgiler
ünvan : isim, nam
vâ esefâ : esefler olsun, ne yazık ki
veled : çocuk
vesvese : kuruntu, şüphe
ye’s : ümitsizlik
zahirperest : dış görünüşe göre hüküm verenler
zevahir-i diniye : dinin zahiri, dış görünüşü ile ilgili meseleler
ilmü’l-beşer : insan ilmi, antropoloji
ilmü’s-sema : gök bilimi astronomi
kavim : insan topluluğu, kabile
keşfetmek : açığa çıkarmak
kurun-u vustâ : orta çağlar
melez : farklı türlerin birleşmesinden doğan
mesail : meseleler, problemler
mevhumat : gerçekte olmadığı halde var sayılan
muasır : çağdaş, aynı dönemde yaşayan
mukaddemat : başlangıçlar
mukaddeme : başlangıç, giriş, önsöz
mürettep : düzenlenmiş, dizilmiş
nevi : tür, çeşit
saykal vurmak : cilalamak, parlatmak
tahkik : araştırma, inceleme
tefsir : açıklama, yorum
unsur-u akide : akide unsuru, iman esasları konusu
unsur-u belâgat : belâgat unsuru, belâgat konusu, ögesi
unsur-u hakikat : hakikat unsuru, hakikat konusu
yadigâr : hatıra, armağan
Yükleniyor...