Block title
Block content
İKİNCİ LEM’A

Evet, Sâni-i Zülcelâlin, her masnu üstünde bir Hâlık-ı Külli Şeye has bir sikkesi; her mahlûku üstünde bir Sâni-i Külli Şeye mahsus bir hatemi; ve kalem-i kudretinin menşuru üstünde taklit kabul etmez mükemmel bir turra-i garrâsı vardır. Meselâ, hesapsız sikkelerinden hayat üstünde koyduğu sikkeye bak ki: Birşeyden herşeyi yapar, hem herşeyden birşey yapar. Evet, bir içilen sudan, hesapsız âzâ ve cihazat-ı hayvaniyeyi yapar. Hem ekl edilen bütün muhtelif et’imeden, hayvanî olsun, nebatî olsun, bir cism-i has ve belki bir cild-i mahsus, belki bir cihaz-ı basit yapar. Evet, sen de aklın varsa anlarsın ki, birşeyden herşeyi yapmak ve herşeyden birşey yapmak, herşeyin Sâniine has ve Hâlık-ı Külli Şeye mahsus bir sikkedir.

ÜÇÜNCÜ LEM’A

Hem meselâ, zîhayat üstünde koyduğu hâteme bak. O zîhayat, âdetâ kâinatın bir misâl-i musağğarı ve şecere-i âlemin bir semeresi ve şu âlemin bir çekirdeği gibi, envâ-ı âlemin ekserî nümunelerini câmi. Güya o zîhayat, gayet hassas mizanlarla, mecmuu kâinattan süzülmüş bir katredir. Demek, şu zîhayatı halk etmek için, bütün kâinatı kabza-i tasarrufunda tutmak lâzım gelir. İşte, aklın varsa anlarsın ki, birşeyi, meselâ balarısını ekser eşyaya bir nev’i fihriste yapmak; birşeyde, meselâ insanda, şu kitab-ı kâinatın hemen bütün mesailini yazmak; birşeyde, meselâ küçücük incir çekirdeğinde koca incir ağacının programını ve kalb-i beşerde şu âlem-i kebirin bir nev’i programını ve kuvve-i hâfızada hâdisât-ı kevniyenin mufassal fihristesini derc etmek, elbette Hâlık-ı Küll-i Şeye has ve bu kâinatın Rabbine mahsus bir hatemdir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Âdil-i Mutlak : sınırsız adâlet sahibi Allah
âzâ : uzuvlar, organlar
azamet : büyüklük, yücelik
câmi : kapsayıcı
celâl : haşmet, görkem
cihazat-ı hayvaniye : canlılarda bulunan organlar
cihaz-ı basit : basit bir organ ve cihaz
cild-i mahsus : özel cilt, deri
cism-i has : özel cisim, özel bünye, beden
ekl etmek : yemek
ekserî : bir çok
envâ-ı âlem : kâinataki nev’iler, türler; kâinatta bulunan çeşitli varlıklar
esbab : sebepler
esbab-ı dâmenkeş : bir işten elini eteğini çeken sebepler; bir işte doğrudan müdahelesi olmayan, işe karışmayan sebepler
et’ime : yiyecekler
gayet : son derece
güya : sanki
Hâlık-ı Külli Şey : herşeyi yaratan Allah
halk etmek : yaratmak
has : özel, sadece birşeye ait
hatem : mühür, damga
hayvanî : hayvansal
izzet : değer, itibar, yücelik
kabza-i tasarrufunda tutmak : emri altında tutmak; dilediğini dilediği şekilde yapabilecek kudret ve iktidarının altında tutmak
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
kalem-i kudret : Allah’ın sonsuz kudretini gösteren ve kâinat kitabını varlık ve olaylarıyla satır satır yazan kalem
katre : damla
lem’a : parıltı
mahlûk : Allah tarafından yaratılan varlık
mahsus : has, özel
masnu : san’atlı bir şekilde yaratılan, san’at eseri
mecmuu kâinat : kâinatın tamamı, hepsi
memur : görevli
menşur : yazılı olarak yayılan, neşredilen
misâl-i musağğar : küçültülmüş nümune, örnek
mizan : ölçü
muhtelif : çeşitli
nazarında : gözünde
nebatî : bitkisel
nümune : örnek, misâl
perdedar-ı dest-i kudret : Allah’ın kudret elini perdeleyip gizleyen perde görevlisi
saltanat : egemenlik, hâkimiyet
Sâni’ : herşeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah
Sâni-i Külli Şey : herşeyi san’atlı bir şekilde yaratan Allah
Sâni-i Zülcelâl : sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi olan, herşeyi san’atlı bir şekilde yapan Allah
semere : meyve
sikke : (madenî para gibi, eşya üzerine vurulan) damga
şecere-i âlem : kâinat ağacı; bir ağacı andıran âlem
şekvâ : şikâyet
şerik : ortak
tesir-i hakikî : gerçek tesir; gerçek mânâda var veya yok edici tesir, etken
tevcih etmek : yöneltmek
tevhid : birleme; herşeyi bir olan Allah’a verme ve sadece Ona ait kılma
turra-i garrâ : parlak mühür
vaz edilmek : konulmak, yerleştirilmek
zîhayat : canlı, hayat sahibi
âlem-i kebir : büyük âlem, evren
belâhet : aptallık, ahmaklık
bil’asâle : temel olarak, kökten
cihet : şekil, yön
cilve-i misâliye : şeffaf şeyler üzerinde yansıyan görüntüler
derc etmek : yerleştirmek
dereke : aşağıya doğru inen mertebe, basamak
Ehad : her bir varlık üzerinde birliğinin izleri görünen Allah
ekser : pek çok
esbab : sebepler
esmâ : Allah’ın isimleri
eşya : şeyler, varlıklar
faraza : varsayalım ki
fihriste : liste, katalog
hâdisât-ı kevniye : kâinatta meydana gelen olaylar
hakikî : asıl, gerçek
Hâlık-ı Külli Şey : herşeyi yaratan Allah
has : özel, ait
hatem : mühür, damga
ihyâ : canlandırma, can verme
ilm-i muhit : herşeyi kuşatan ilim
irade-i mutlaka : sınırsız irade; dilediği şeyleri, dilediği miktar ve keyfiyette tercih eden sınırsız irade
kâinat : evren, yaratılan herşey
kalb-i beşer : insan kalbi
katarat : damlalar
katre : damla
kitab-ı kâinat : kâinat kitabı
kudret-i fâtıra : herşeyi benzersiz ve eşsiz olarak en münasip şekilde yaratan Allah’ın kudreti
kuvve-i hâfıza : hafıza duygusu, bellek
lem’a : parıltı
mahsus : has, özel
mâruz : yüz yüze bulunan, birşeyin karşısında bulunan
mesâil : meseleler
mufassal : ayrıntılı
nev’i : çeşit, tür
nokta-i mihrakiye : odak noktası
Rab : her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
sair : diğer
Samed : Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan ve herşey Kendisine her hâliyle muhtaç olan Allah
seyyarat : gezegenler
Şems-i Ezelî : Ezelî Güneş; “Başlangıcı olmayan sonsuz varlığı ve tecellîleri olan güneş” anlamında, Cenâb-ı Hakkın bir unvanı olarak kullanılmıştır.
Şems-i Sermed : “varlığı ve tecellîsi kesintisiz devam eden güneş” anlamında, Cenâb-ı Hakkın varlığının ve isimlerinin tecellisinin devamlılığını ifade eden bir unvanı olarak burada kullanılmıştır.
şuâ : parıltı, ışıltı
tabiî : doğal
tecellî : yansıma, görüntü
tecellî-i ehadiyet : ehadiyet tecellîsi; İlâhî isimlerin bizzat her bir varlıkta ayrı ayrı yansıması
tereşşuhat : su sızıntıları
timsal : görüntü, yansıma
turra : (padişaha özel) mühür, nişan, imza
Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan ve var olmak için hiçbir sebebe muhtaç olmayan Allah
vücud : varlık, var oluş
Zât-ı Akdes : bütün kusurlardan, çirkinliklerden, eksiklikten, benzer ve ortak edinmekten sonsuz derecede yüce olan Zât, Allah
zerrat-ı zücaciye : cam zerreleri, camı meydana getiren atomlar
zerre-i şeffafe : şeffaf ve saydam zerre, ayna gibi yansıtma özelliği olan küçük maddeler
zîhayat : canlı, hayat sahibi
ziya : ışık, parıltı
Yükleniyor...