Block title
Block content
ON BİRİNCİ LEM’A

Cüz’de, cüz’îde, küllde, küllîde, bütün âlemde, hayatta zîhayatta, ihyâda olan sikkelerden, hâtemlerden bazılarına işaret ettik. Şimdi, nev’ilerdeki hesapsız sikkelerden bir sikkeye işaret edeceğiz.

Evet, nasıl meyvedar bir ağacın hesapsız semereleri bir terbiyeyle ve bir kanun-u vahdetle bir merkezden idare edildiklerinden, o ağacın terbiye ve idaresindeki külfet ve meşakkat ve masraf o kadar suhulet peyda eder ki, şirket ve kesretle terbiye edilen tek bir meyveye müsavi olurlar. Demek, şirket-i kesret ve taaddüd-ü merkez, her meyve için kemiyetçe, yani adetçe bütün ağaç kadar külfet, masraf ve cihazat ister. Fark, yalnız keyfiyetçedir. Nasıl ki, birtek nefere lâzım olan teçhizat-ı askeriyeyi yapmak için orduya lâzım bütün fabrikalar kadar fabrikalar lâzımdır. Demek, iş vahdetten kesrete geçse, kemiyet cihetiyle, efrad adedince külfet ziyadeleşir. İşte, her nev’ide bilmüşahede görülen suhulet-i fevkalâde, vahdetten ve tevhidden gelen bir yüsr ve suhuletin eseridir.

Elhasıl: Bir cinsin bütün envâının ve bir nev’in bütün efradının âzâ-yı esasîde muvafakat ve müşabehetleri nasıl ispat eder ki, tek bir Sâniin masnularıdırlar. Çünkü vahdet-i kalem ve ittihad-ı sikke öyle ister. Öyle de, bu meşhud suhulet-i mutlaka ve külfetsizlik, vücub derecesinde icap eder ki, bir Sâni-i Vâhidin eserleri olsun. Yoksa, imtinâ derecesine çıkan bir suubet, o cinsi ve o nev’i in’idama, ademe götürecekti.

Velhasıl, bütün eşya Cenâb-ı Hakka isnad edilse, birtek şey kadar suhulet peyda eder. Eğer esbaba isnad edilse, her birşey, bütün eşya kadar suubet peyda eder. Kâinatta fevkalâde ucuzluk ve mebzuliyet, sikke-i vahdeti güneş gibi gösterir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

arz : dünya
âzâ-yı esasî : temel uzuvlar ve organlar
bilmüşahede : gözle görür şekilde
cihazat : cihazlar, uzuvlar, donanımlar
cihet : yön
adem : hiçlik, yokluk
âlî : yüce, yüksek
asır : yüzyıl
bâkî : ölümsüz, devamlı, kalıcı
beka : devamlılık ve kalıcılık
burhan-ı ehadiyet : Allah’ın her bir varlıkta görünen birlik delili
burhan-ı vâhidiyet : Allah’ın bütün varlıkları kaplayan birlik delili
celâlli : insanları dehşete düşüren özelliklere sahip olan
cemâlli : güzellik sahibi
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cilve : görüntü, yansıma, akis
dâimî : devamlı, sürekli
devir : çağ
ehadiyet : Allah’ın birliği ve İlâhî isimlerin her bir varlıkta ayrı ayrı tecellî etmesi
esbab : sebepler
esbab-ı zahirî : görünürdeki sebepler
eşya : şeyler, varlıklar
ezeliyet : başlangıcı olmayan sonsuzluk
fena : geçicilik, ölümlülük
fevkalâde : olağanüstü
gurub : güneşin batışı; yok olma, ortadan kaybolma
imtinâ : imkânsızlık
in’idam : yok olma
isnad edilmek : dayandırılmak
istimrar : devamlılık
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
kat’iyen : kesinlikle
katarat : damlalar
lem’a : parıltı
masnûât-ı cemile : san’at eseri olan güzel varlıklar
mebzuliyet : bolluk, çokluk
memat : ölüm
mevcudat-ı seyyâle : su gibi akıp giden varlıklar; ard arda dünyaya gelip giden varlıklar
mevt : ölüm
misâlî : aynalarda yansıyan; yansıma şeklindeki
müstemirrü’t-tecellî : yansıması devamlı, kesintisiz
müteceddid : sürekli yenilenen, tazelenen
nehr-i câri : suyu devamlı akan nehir
nev’i : tür, cins
sermediyet : kesintisi olmayan devamlılık, süreklilik
sikke-i vahdet : Allah’ın birliğini gösteren mühür
suhulet peyda etmek : kolaylık kazanmak
suubet peydâ etmek : zorluk kazanmak, zorlaşmak
suubet : zorluk, güçlük
şeffafat : şeffaf ve saydam şeyler
şehadet etmek : şahitlik yapmak
teceddüd etme : yenilenme
tecellî-i ziya : ışığın yansıması
uful : sönüp gözden kaybolmak (güneşin sönüp kaybolması gibi)
Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan ve var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Allah
velhasıl : kısacası
vücub-u vücud : Allah’ın varlığının zorunlu oluşu ve var olmak için bir sebebe muhtaç olmaması
vücud : beden, varlık, var oluş
zeval : geçip gitme, sona erme
zira : çünkü
zuhur : görünme, ortaya çıkma
cüz : bir bütünün parçalarından, bölümlerinden her biri
cüz’î : fert, birey, tikel; bir sınıf veya türün bireylerinden her biri
efrad : fertler, bireyler
elhasıl : kısaca, özetle, sonuç itibariyle
envâ : türler
hâtem : mühür, damga
icap etmek : gerektirmek
ihyâ : diriltme, hayat verme
ittihad-ı sikke : damga birliği; her bir varlığın üzerinde aynı damganın olması
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
kanun-u vahdet : birlik kanunu; bireyleri aynı tarz ve üslûpta birlik içinde tutan kanun, disiplin
kemiyet : çokluk; sayıca fazlalık
kemiyetçe : sayıca
kesret : çokluk, çok merkezlilik
keyfiyet : durum, nitelik
külfet : yük, ağırlık, zorluk
külfetsizlik : zahmetsizlik, kolaylık
küll : bütün; parçalardan, bölümlerden oluşan bütün
küllî : tümel; belli bir sınıfa, türe bağlı bireylerin tümünü içine alan
lem’a : parıltı
lisân : dil
mâlik : sahip
masnu : san’atlı şekilde yaratılmış varlık; san’at eseri
meşakkat : güçlük, sıkıntı
meşhud : gözle görünen
meyvedar : meyveli, meyve veren
muvafakat : uygunluk
müsavi : eşit
müşabehet : benzeşme
nefer : asker, er
nev’i : tür, cins
Sâni : herşeyi eşsiz san’atlarla yaratan Allah
Sâni-i Vâhid : Kendisi bir ve tek olan ve herşeyi san’atlı yapan Allah
semere : meyve
sikke : (madenî para vs. üzerine vurulan) damga
suhulet peyda etmek : kolaylık kazanmak; kolayca meydana gelmek
suhulet : kolaylık
suhûlet-i fevkalâde : olağanüstü kolaylık
suhulet-i mutlaka : sınırsız kolaylık
şirket ve kesret : ortaklık ve çokluğa dayalı sistem; bir çok unsurun kurduğu ortaklık, şirket; yani bir işe birçok elin karışması
taaddüd-ü merkez : merkezin birden fazla olması; birden fazla merkeze bağlı olmak
techizât-ı askeriye : askerî donanım
terbiye edilme : belli bir amaca ulaştırmak için yetiştirip büyütme, ihtiyaçlarını karşılama
terbiye : besleme, yetiştirme
tesanüd : dayanışma
tevhid : birleme; herşeyi bir olan Allah’a verme, Ona ait kılma
vahdet : birlik, tek merkezlilik, tek elden idare; yani bir olan Allah’ın bizzat herşeyi idare ve terbiye etmesi
vahdet-i kalem : kalem birliği; aynı kalemle yazılmış olma; bütün varlıkların bir olan Allah tarafından yaratılması
vücub : zorunluluk
yüsr : kolaylık
zîhayat : canlı, hayat sahibi
ziyadeleşmek : artmak
Yükleniyor...