Block title
Block content
Malumdur ki: Meselâ, umum bir cemaat içinde biri hareket etse, biri dese: “Ey insan bana bak.” O insan lafz-ı umumisinde karine-i hal ile o muayyen adama hitaptır. Madem mukteza-yı hal ve karine-i hal ile Hz. Ali’nin (r.a.) umum muhatapları içinde en ziyade muhtaç ve en ziyade Hz. Ali’nin (r.a.) maksadı lehinde hareket eden Risale-i Nur şakirtleridir. Elbette o zât istikbale bakıp ve 1 يَا اَيُّهَا اْلاِخْوَانُ tabiriyle konuştuğu cemaat içinde en ziyade müteharrik ve kuvve-i maneviyenin takviyesine muhtaç olanlara hususiyetle bakar.

Beşinci emare: Ecnebi hurufatını ehl-i İslâmın en mühim hükümeti resmi bir surette kabul ve neşir ve cebrettiği halde Risale-i Nur şakirtleri bütün kuvvetleriyle hatt-ı Kur’âniyeyi harika bir surette neşir ve tamim ile ve muhafazasına çalıştıkları bir zamanda Hz. Ali (r.a.) aynı tarihiyle ondan haber vermekle gaybî kerametini beyan ettiği yerde ulema içinde birisine iltifat gösteriyor. Elbette bu iltifatın gerçi çok efradı olabilir. Fakat bu karine-i hal gösteriyor ki Risale-i Nur şakirtleri bir hususiyet kesbetmiş ki Hz. Ali (r.a.) iltifatıyla Risale-i Nur’u alkışlıyor.

Altıncı emare:... Kuvvetlidir, fakat yazamayız.

Yedinci emare:... Zahirdir, fakat gösteremiyoruz.

Elhasıl: Hz. Ali (r.a.) kerremallahü vechehü ecnebi hurufuna karşı şiddetli teessüf ve hiddet ettiği ve bid’aya taraftarlık eden bir kısım ulemaü’s-su’a karşı şiddetli nefret ve hiddet ettiği yerde irşadkârâne bazılarla konuşuyor. Ve Hz. Cibril’in tabiriyle Sekine ismi verilen ve İsm-i Âzam sandukçası olan Esma-ı Sitteye devam edeni irşad ediyor, taltif ediyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Ey kardeşler!
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

beyan : açıklama
bid’a : aslen dinde olmayıp sonradan ortaya çıkan ve dine zarar verici yeni âdet ve uygulamalar
cebr : zorlama, baskı yapma
cemaat : topluluk, grup
ecnebi : yabancı
ecza : cüzler, bütünü oluşturan parçalar
ehl-i İslâm : Müslümanlar
elhasıl : özetle, sonuç olarak
emare : belirti, işaret
Esmâ : Allah’ın isimleri
Esmâ-ı Sitte : Allah’ın altı büyük ismi; Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddüs
gaybî : bilinmeyen, geleceğe ait
hatt-ı Kur’âniye : Kur’ân hattı yazısı
hiddet : öfke, kızgınlık
hitap : konuşma
huruf : harfler
hurufat : harfler
irşad : doğru yol gösterme
irşadkârâne : doğru yolu gösteren bir şekilde
İsm-i Âzam : Cenab-ı Hakkın binbir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanı
istikbal : gelecek
karine-i hal : durumun gösterdiği alâmet, belirti
keramet : Allah’ın bir ikramı olarak, Onun sevgili kullarında görünen olağanüstü hal ve fiil
kerremallahü vechehü : “Allah yüzünü şerefli, şerefini yüksek kılsın” anlamında Hz. Ali için söylenen bir ifade
kesbetmek : kazanmak
kuvve-i maneviye : mânevî güç, moral
lâakal : en azından
lafz-ı umumi : genel söz
lemeat : parıltılar
maksad : amaç, kastedilen şey, gaye
muayyen : belirlenmiş
muhafaza : koruma
muhatap : hitap edilen
mukteza-yı hal : halin gerektirdiği şekilde, icabına göre
müteharrik : hareket eden
neşir : yayma
sandukça : küçük sandık; sandıkçık
şakirt : öğrenci, talebe
Şeceat-ı Haydarane : Hz. Ali’ye yakışır bir cesaret
taltif : iyilik ve lütufta bulunma
tamim : herkese duyurma, yayma
teessüf : hayıflanma, üzülme
tereşşüh : sızıp gelme, oluşma
ulema : âlimler
ulemaü’s-su’ : kötü âlimler, dünya için âhiretini unutan, dünyayı dine tercih eden âlimler
umum : bütün
zahir : açık, görünen
Yükleniyor...