Elhasıl: O gelecek zâtın ismini vermek, üç vazifesi birden hatıra geliyor; yanlış olur. Hem hiçbir şeye âlet olmayan nurdaki ihlâs zedelenir, avâm-ı mü’minîn nazarında hakikatlerin kuvveti bir derece noksanlaşır. Yakîniyet-i bürhaniye dahi, kazâyâ-yı makbûledeki zann-ı galibe inkılâp eder; daha muannid dalâlete ve mütemerrid zındıkaya tam galebesi, mütehayyir ehl-i imanda görünmemeye başlar. Ehl-i siyaset evhama ve bir kısım hocalar itiraza başlar. Onun için, Nurlara o ismi vermek münasip görülmüyor. Belki “Müceddiddir, onun pişdarıdır” denilebilir.

Umum kardeşlerimize binler selâm.
1 اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Bâkî olan sadece Odur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Takdim / Sonraki Risale: Yirmi Yedinci Mektuptan Mühim Parçalar
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

mütemerrid : inatçı, dikkafalı
zındıka : dinsizlik, inançsızlık
galebe : üstünlük
zât : kişi
şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi
icra : yürütme, yerine getirme
tatbik : uygulama
itikad : inanma
ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet
sadakat : bağlılık, sebat
hâkimiyet : egemenlik, hükümranlık
hilâfet-i İslâmiye : İslâm halifeliği
ittihad-ı İslâm : İslâm birliği
İsevî ruhanîler : Hz. İsa’nın (a.s.) dinine mensup din adamları, rahipler
ittifak : birleşme, birlik
din-i İslâm : İslâm dini
ziyade : çok, fazla
kıymettar : değerli
şaşaalı : gösterişli, göz alıcı
umum : bütün, genel
avâm : halk tabakası, sıradan insanlar
nazar : bakış, görüş, düşünce
has Nurcular : Üstadın çok değer verdiği ilk sıradaki talebeler
evliya : Allah dostları, velîler
tâbir : yorum, açıklama
tevil : yorum
ehl-i dünya : dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler
ehl-i siyaset : siyasetle uğraşanlar, politikacılar, idareciler
hakikat : asıl, gerçek, doğru
haml : yüklenme
iltibas : karıştırma
fâni : geçici olan, ölümlü
pişdar : öncü
şakirt : öğrenci, talebe
şahs-ı mânevî : belli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen tüzel kişilik
âciz : güçsüz
hakikî : asıl, gerçek
ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet
uhrevî : ahirete ait
makamat : makamlar, yerler
evham : kuruntular, şüpheler
neşir : yayma
bâkî : ölümsüz, devamlı, kalıcı
sukut : düşme, alçalma
bina etme : üzerine kurma, yapma
elhasıl : kısaca, özetle
avâm-ı mü’min : mü’minlerin avam tabakası
yakîniyet-i bürhaniye : kesin delile ait olan şüphesizlik
kazâyâ-yı makbûle : kabul görmüş olan realite, mevcut durum
zann-ı galib : “belki budur” şeklindeki kanaat
inkılâp : değişim, dönüşüm
muannid : inatçı, direnen
dalâlet : hak yoldan ayrılma, sapkınlık
mütehayyir : hayrete düşen
ehl-i iman : Allah’a ve Ondan gelen her şeye inananlar, mü’minler
ehl-i siyaset : siyasetle uğraşanlar, politikacılar, idareciler
evham : kuruntular, şüpheler
münasip : uygun
müceddid : yenileyici; hadis-i sahih ile her yüz senede bir geleceği bildirilen, dinin hakikatlerini, asrın ihtiyacına göre ders veren peygamber vârisi olan âlim zât
pişdar : öncü
umum : bütün, genel
Yükleniyor...