Block title
Block content
Emin ile Feyzi’nin Üstadlarının garip vaziyetine ve Risale-i Nur’un acip ehemmiyetine delâlet eden bir sualleri ve Üstadlarının onlara ve emsallerine verdiği bir cevaptır.

Sual: “Âlem-i İslâmın mukadderatıyla ciddî alakadar olan bu Cihan Harbinin dehşetli zamanlarında elli gün kadar (şimdi yedi seneden geçti; aynı hal devam ediyor. Hem ne soruyor ve ne de merak eder) hergün hizmetinizde bulunan bizlerden bir defacık sormadınız. Acaba bu büyük hadiseden daha büyük diğer bir hakikat mi hükmediyor ki, bunu ehemmiyetten iskat ediyor? Yahut onunla meşgul olmanın bir zararı mı var?” diye Üstadımızdan sorduk. O da:

Elcevap: Diyor ki: Evet, bu Cihan Harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu Cihan Harbi ona nisbeten çok ehemmiyetsiz düşüyor. Çünkü, bu Cihan Harbinde iki hükûmet küre-i arzın hakimiyeti için mürafaa ve muhakeme dâvâsında bulunmaları içinde iki muazzam dinin musalâha ve sulh mahkemesine barışmak dâvâsı açılarak ve dinsizliğin dehşetli cereyanı da semavî dinlerle mücahede-i azîmesi başladığı hengâmda, nev-i beşerin sosyalist tabakasıyla burjuvalar taifesinin mahkeme-i kübrâlarında açılan dâvâlarından çok mühim öyle bir dâvâ açılmış ve öyle muazzam bir hakikat meydana çıkmış ki, o dâvânın tek bir adama isabet eden miktarı bu Cihan Harbinden daha büyüktür.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Sekizinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : acaip, şaşırtıcı
alâkadar : ilgili
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
âzam : büyük
bâkî : yok olmayan, sürekli ve kalıcı
burjuvalar taifesi : şehirlerde yaşayan, özel imtiyazlardan yararlanan zengin grup
cereyan : akım, hareket
dehşetli : korkunç, ürkütücü
delâlet eden : delil olan, işaret eden
divane : akılsız, deli
ebedî : sonsuz
ecel : ölüm vakti
ehl-i keşf : mâneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözleme yeteneğine sahip olanlar
emsal : benzerler
evvel : önce
hâdise : olay
hakikat : gerçek
hengâm : ân, zaman
iskat etmek : düşürmek
kasır : köşk, saray
küre-i arz : yer küre, dünya
mahkeme-i kübrâ : öldükten sonra Allah’ın huzurunda kurulacak olan büyük mahkeme
muazzam : azametli, çok büyük
muhakeme : hâkim olma, hükmetme
mukadderat : Allah tarafından takdir olunmuş, ileride meydana gelecek hâller ve olaylar
musalâha : barışma
mücahede-i azîme : büyük mücadele
mülk : sahip olunan şey
mürafaa : karşılıklı hak iddia etme
müşahede : görme, gözlem
müzeyyen : süslenmiş
nev-i beşer : insanlar
nisbeten : kıyasla
semavî : İlâhî, Allah tarafından gönderilen
sosyalist : Sosyalizm taraftarı
sulh : barış
terhis tezkeresi : göreve son verme belgesi
vaziyet : durum, hâl
Yükleniyor...