Block title
Block content
Başta Isparta olarak Risale-i Nur dairesi evvelki hakikati pek parlak ve güzel bir surette gösterdiği gibi; ikinci hakikati de, medeniyet-i sefihenin tuğyanının ve maddiyunluk HAŞİYE tâununun aşılamasını çeviren ve idare eden ervah-ı habîsenin başlarına gelen bu dehşetli semavî tokatlar, geniş bir dairede, sırr-ı 1 اِنَّا اَعْطَيْنَا’nın hakikatini tam tamına ispat etmiş.

Sual: Risale-i Nur, kat’î burhanlara istinaden hükümleri, aynı aynına, tevilsiz, tâbirsiz hakikat çıkması ve yalnız işârât-ı tevafukiye ve sünuhat-ı kalbiyeye itimaden beyanatı, böyle dünyevî olan mesâil-i istikbaliyede neden tâbir ve tevile muhtaç oluyor diye hatırıma geldi.

Böyle bir cevap ihtar edildi ki: Gaybî istikbal-i dünyevîde, başa gelen hâdisâtı bildirmemekte Cenâb-ı Erhamürrâhimînin çok büyük bir rahmeti saklandığı ve gaybı gizlemekte çok ehemmiyetli bir hikmeti bulunduğu cihetiyle, gaybî şeyleri haber vermekten yasak edip, yalnız müphem ve mücmel bir surette, ya ilham veya ihtarla, bir emareyi vesile ederek, keşfiyatta ve rüya-yı sadıkada, bir kısım gaybî hakikatlerini ihsas eder ve hakikatlerin hususi suretleri vukuundan sonra bilinir.
Said Nursî

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Evet, maddiyunluk tâununun hastalığı nev-i beşere bu dehşetli sıtmayı ve küre-i arza bu titremeyi vermiştir.
1 : “Biz sana verdik.” Kevser Sûresi, 108:1.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Sekizinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

beyanat : açıklamalar, izahlar
burhan : delil, kanıt
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn : merhametlilerin en merhametlisi olan şeref ve azamet sahibi yüce Allah
cihet : yön, taraf
ehemmiyetli : önemli
emare : belirti, işaret
ervâh-ı habîse : kötü ruhlar
gayb : bilinmeyen ve görünmeyen âlem
hâdisât : olaylar
hakikat : gerçek, esas
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hikmet : sebep, sır, gaye
hususi : özel
ihsas : hissettirme, hatırlatma
ihtar : hatırlatma, ikaz
ilham : Allah tarafından insanın kalbine indirilen mânâ
istikbal-i dünyevî : dünyanın geleceği
istinaden : dayanarak
işârât-ı tevafukiye : tevafuk işaretleri
itimaden : güvenerek
kat’î : kesin olarak
keşfiyat : keşifler, manevî âlemlerde bazı hakikatleri keşfetme halleri
küre-i arz : yerküre, dünya
maddiyunluk : materyalistlik, herşeyi madde ile açıklamaya çalışma
medeniyet-i sefihe : dinen yasak olan zevk ve eğlencelere düşkün medeniyet
mesâil-i istikbaliye : gelecekle ilgili meseleler
mücmel : kısa, kısaca
müphem : belirsiz, gizli
nev-i beşer : insanlık
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan
rüya-yı sadıka : şeytanın karışmadığı doğru rüya
semavî : gökten gelen
suret : biçim, şekil
sünuhat-ı kalbiye : Allah’ın yardımıyla kalbe gelen mânâlar
tâbir : ifade, anlatma
tâbirsiz : yorumsuz
tâun : veba, bulaşıcı ve ölümcül hastalık
tevil : yorum
tuğyan : azgınlık, isyan ve inançsızlıkta çok ileri gitme
vilâyet : il
vuku : ortaya çıkma
Yükleniyor...